22 Ağustos 2026
Altın 7106.57
BIST 14514.82
Dolar 47.9625
Euro 56.0619
Sterlin 65.4413
Ankara 20°C

Meslektaşları, Eski Savcı Sacit Kayasu'nun Baroya Alınması İçin Dilekçe Verdi

Meslektaşları, Eski Savcı Sacit Kayasu'nun Baroya Alınması İçin Dilekçe Verdi
Çağdaş Avukatlar Grubu, 12 Eylül darbecilerinin yargılanması için iddianame hazırladığı gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararı...
Çağdaş Avukatlar Grubu, 12 Eylül darbecilerinin yargılanması için iddianame hazırladığı gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) kararıyla meslekten atılan, İstanbul Barosu tarafından da avukatlığa kabul edilmeyen eski savcı Sacit Kayasu'nun, Baro levhasına adının yazılması için İstanbul Barosu'na dilekçe verdi. Çağdaş Avukatlar Grubu adına İstanbul Barosu önünde bir açıklama yapan Avukat Ercan Kanar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Kayasu'yu haklı bulduğunu hatırlatarak, meslektaşlarının biran önce görevine iade edilmesini veya istemesi halinde Baro levhasına isminin yazılmasını istedi.

Çağdaş Avukatlar Grubu üyesi yaklaşık 50 avukat, meslekten atılan eski savcı Sacit Kayasu hakkında dilekçe vermek için Beyoğlu'nda bulunan İstanbul Barosu önünde toplandı. Grup adına açıklama yapan Avukat Ercan Kanar, yüzü aşkın avukatın katılımıyla hazırlanan metni, baro yönetimine vermek için toplandıklarını söyledi. Bir hafta önce de benzer bir metni Türkiye Barolar Birliği'ne gönderdiklerini hatırlatan Kanar, "12 Eylül faşist askeri darbesini yapan generaller hakkında savcılık görevini yaparken iddianame hazırlayan Sacit Kayasu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu kararıyla meslekten ihraç edildi. Avukatların örgütü olan İstanbul Barosu, hak arama özgürlüğünü en temel prensip yapması gereken İstanbul Barosu malesef bir devlet kurumu gibi davranarak Hakim ve savcılar Yüksek Kurulu'nun, Adalet Bakanlığı'nın bir birimi gibi davranarak meslektaşımızı İstanbul Barosu levhasına yazmadı." dedi.

12 Eylül askeri darbesini ve sonrasında yaşanan gelişmeleri anlatan Kanar, Sacit Kayasu'nun konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurduğunu söyledi. Kanar sözlerini şöyle sürdürdü: "AİHM verdiği kararla Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun meslekten çıkarılma ve avukatlık hakkının elinden alınmasını insan hakları sözleşmesinin 6, 10 ve 13. maddesine aykırı bularak Türkiye'yi mahkum etmiştir. AİHM kararları yasanın üstündedir. Bunun için bu kararı alan hakim ve savcılar, AİHM kararına uyarak meslektaşımız görevine iade etmelidirler. Veya meslektaşımız isterse İstanbul Barosu onun ismini derhal baro levhasına yazması gerekir. Bu karara hem baronun hem de devletin uyması gerekir. "

Açıklamanın ardından avukatlar imzaladıkları dilekçeyi teslim etmek üzere İstanbul Barosu'na girdi. Çağdaş Avukatlar Grubu tarafından hazırlanan dilekçede şöyle denildi:

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu kararınca meslekten çıkarılma cezası kesinleşen hukukçu Sacit KAYASU 13.04.2009 tarihli başvuru ile levhaya yazılma isteminde bulunmuş ve Yönetim Kurulunuzun 28.05.2009 tarih ve 221 sayılı kararı ile 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 5/1-b maddesi gerekçe gösterilerek levhaya kayıt istemi reddolmuştur. Başvurucu Sacit KAYASU 03.07.2009 tarihli dilekçesi ile HSYK kararına konu olan meslekten çıkarılma cezasına ilişkin, AİHM 2.Dairesinin 64119/00 ve 76219/01 başvuru nolu 13.11.2008 tarihli kararı ile birlikte tekrar başvurarak yönetiminizin red kararının gözden geçirilmesini ve kaydının yapılmasını talep etmiş ancak şu ana kadar yönetiminiz AİHM kararına rağmen olumlu bir karar vermemiştir. Başvurucu 03.07.2009 tarihinde baronuz aracılığıyla TBBB da Anayasa'nın 90.maddesine de atıf yaparak yönetiminizin 28.05.2009 gün ve 221 sayılı kararının iptali için başvurmuş ancak şu ana kadar TBBB da taleple ilgili herhangi bir karar vermemiştir.

Konu başvurucunun şahsi konusu olmasının ötesinde tüm hukukçuları ilgilendiren; hukuka bakış açısını, baroların işlevini, ulusalüstü hukuk ve yargı kararlarına bakış açısını, rejimin niteliğine bakış açısını ilgilendirecek düzeyde önemlidir. Neden?

Başvurucu, Cumhuriyet Savcısı olarak; görevinin kamu haklarını korumak olduğu bilinci ve sorumluluğu ile önce bir yurttaş olarak Anayasa 74.maddedeki dilekçe hakkını kullanarak 12 Eylül askerdi darbecilerinin Anayasayı ihlalden yargılanması için Ankara DGM'ne başvurmuş, bilahare bir savcı olarak antidemokratik anayasanın geçici 15.maddesine farklı bir yorum getirerek, 12 Eylül darbecileri hakkında iddianame düzenlemiştir. Başvurucunun HSYK kararı ile meslekten ihracının nedeni budur.

Baronuzun tavrını iki açıdan irdeleyeceğiz; HSYK kararı karşısında konumlanış, AİHM kararına rağmen yönetiminizin kararının değişmemiş olması.Unutulmamalıdır ki, barolar bir devlet kurumu gibi davranmamalıdır. Sui generis kurumlar olarak hukuka özgürlükçü yorumlar getirmek, üretimler yapmak durumundadır. Yani, barolar; HSYK'nın bir organı veya Adalet Bakanlığı'nın bir birimi değildir. Barolar için temel prensip Avukatlık Kanunu'nun Barolar Kuruluş ve Nitelikleri bölümüne ilişkin 76, 95/4 ve 95/21 maddelerinde de belirtildiği gibi "hukukun üstünlüğü ve insan haklarını savunmak, korumak ve bu kavramlara işlerlik kazandırmaktır." Bu husus, Avukatların Rolüne Dair Temel Prensipler'in (Havana Kuralları'nın) 14 ve 23. ilkelerinde de belirtilmiştir.

Hal böyle olunca, barolar gerektiğinde, kararları yargı denetimine dahi tabi olmayan HSYK ile, Adalet Bakanlığı ile ve diğer devlet kurumları ile hukukun üstünlüğü ve insan haklarını korumak için çelişebilmeyi göze alabilmelidir. Kaldı ki konu çok önemlidir. Faşist bir askeri darbe ile ilgili dilekçe ve dava açma hakkını kullanan bir hukukçuya karşı yasaların anti demokratik yorumlanması ve uygulanması söz konusudur. İstanbul Barosu belirli kesintiler dışında söylem olarak 12 Eylül ve 12 Mart askeri darbelerine ve geçici 15.maddenin anti demokratik hükümlerine karşı çıkmıştır. Ne var ki, darbeye karşı olmak sadece söylemle mümkün değildir. Sürekli yenilenen darbe zihniyetine ve darbecileri koruyan uygulama ve kararlara da cepheden tavır almak gerekir. Kaldı ki, barolar yargının dahi adalet ve hukuk için devletten bağımsızlığının savunması gerekirken, kendileri haydi haydi hukukun özgürleşmesi ve demokratikleşmesi için bağımsız, meşru ve kararlı tavırlar sergileyebilmelidir.

Yönetiminizin başvurucunun talebine ilişkin red kararı baroya yakışmayan, antidemokratik, 12 Eylül darbe zihniyetine teslim olan hazin bir karardır. Baro tarihi açısından kara bir sayfadır. Yönetiminizin, daha sonradan kesinleşen AİHM kararına rağmen tavrını devam ettirmesi de çok daha vahim ve aynı zamanda ulusal üstü insan hakları ilkelerini ihlal eden bir tutumdur.

Başvurucu, AİHM'e taraf devletin sözleşmenin 17.maddesi ile bağlantılı olarak 6., 7., 10., 13.maddeleri ihlal iddiasıyla başvurmuştur. Mahkeme 6.madde kapsamındaki şikayetlerin de sözleşmenin 13.madde ile birlikte ele alınacak olan 10.madde çerçevesinde incelenmesine karar vermiştir. 7.madde de yine 10.madde çerçevesinde ele almıştır. Neticede, AİHM 2.Dairesi; "Mahkeme, kamu yararını ilgilendiren konularda ifade özgürlüğünün öneminin, özellikle de yargı mensupları olmak üzere devlet memurlarının ödev ve sorumluluklarının bilincinde olarak ve bu konuda etkili olabilecek farklı menfaatleri de değerlendirmeye alarak, başvurucunun meslekten ihracına ve avukatlık mesleğini icra etmesine engel olan orduya hakaret suçundan mahkum edilmesinin başvurucunun ifade özgürlüğüne, izlenen meşru amaçla orantısız bir müdahale teşkil ettiği sonucuna varmıştır. Sonuç olarak sözleşmenin 10.maddesi ihlal edilmiştir" demiştir. Ayrıca, mahkeme, HSYK kararlarının yargı denetimine tabi olmaması açısından da taraf devleti sözleşmenin 13.maddesini de ihlal etmekle mahkum etmiştir. Bu durumda meslekten ihracın haksızlığı, ulusal üstü hukuka aykırılığı, avukatlık yapamamanın sözleşmenin ihlali anlamına geldiği bağlayıcı kararla kesinleşmiştir. Bu karar, devletin tüm kurumlarını bağladığı gibi baroları da bağlayan bir karardır.

Biz aşağıda imzası olan İstanbul Barosu'na mensup avukatlar, yönetiminizin ulusal üstü hukukun üstünlüğünü kabul ederek; darbeci, 12 Eylül'cü zihniyete ortak olmayarak, devlet kurumu gibi davranmayarak, halkın hak arama özgürlüğünün güvencesi bir kurum olunması gerektiğini algılayarak, protesto ettiğimiz başvurucunun levhaya yazım talebinin reddine ilişkin kararınızdan derhal rücu etmenizi, başvurucuyu levhaya derhal kaydetmeniz gerektiğini belirtiyoruz.

(CİHAN)

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir