23 Haziran 2026
Altın 6153.14
BIST 14527.74
Dolar 46.4784
Euro 52.9731
Sterlin 61.2036
Ankara 28°C

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Türkiye Cumhuriyeti dış aktörlerin tehdit ve terbiye imalarıyla hizaya getirilemez

MHP Genel Başkanı Bahçeli: Türkiye Cumhuriyeti dış aktörlerin tehdit ve terbiye imalarıyla hizaya getirilemez
MHP Genel Başkanı Bahçeli, "(AP'nin Türkiye Raporu) Türkiye Cumhuriyeti dış aktörlerin tehdit ve terbiye imalarıyla hizaya getirilemez. Herkes ayağını denk alacak, haddini bilecek." dedi.

TBMM

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP TBMM Grup Toplantısı'nda, Fransa'daki G7 Zirvesi'nin gündem başlıklarının kağıt üzerinde hayli kabarık olduğunu dile getirerek, küresel ekonominin atılan bombalarla imzalanan mutabakatlar arasında sıkışmış kırılgan seyri, Ukrayna savaşının Avrupa güvenliğinde açtığı ve derinleşen gedik, Hürmüz Boğazı üzerinde enerji yolları ile dünya ticaret hayatının seyir güzergahının üzerine çöken belirsizlik, siyasi ve ekonomik gelişmelere bağlı düzensiz göç endişelerinin aynı fotoğraf karesine sıkıştığını söyledi.

Bu ağır gündemlere, ABD Başkanı Donald Trump'ın çalışma toplantısına girerken söylediği "Patron benim" sözünün damga vurduğunu ifade eden Bahçeli, bu sözün gelişi güzel söylenmediğini, G7 masasındaki güç dengesini, 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana Avrupa'nın omzuna çöken ışıltılı Batı güzellemelerinin saklayamadığı güvenlik bağımlılığını ve transatlantik ilişkilerin gerçek mahiyetini gösteren ibretlik bir itiraf olduğunu dile getirdi.

Avrupa'nın yıllardır stratejik özerklikten bahsettiğini aktaran Bahçeli, aynı Avrupa'nın kendi savunma, siyasi ve iktisadi mimarisini halen Washington'ın gölgesinden çıkaramadığını vurguladı.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'un açıklamalarının ortada olduğunu ifade eden Bahçeli, aynı Avrupa'nın, ABD'nin Avrupa'daki askeri katkılarını azaltacağını açıkladığı bir dönemde kendi güvenlik boşluğunu nasıl dolduracağını kara kara düşündüğünü söyledi.

Bahçeli, Avrupa'nın yıllardır Türkiye'ye demokrasi, hukuk, güvenlik ve dış politika dersi vermeye kalktığını, rapor kılıfına sokulmuş ithamları, yaptırım imalarıyla süslenmiş tehditleri, Türk ve Türkiye karşıtlarının bayatlamış ezberlerini ısrarla tedavüle sürdüğünü dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Avrupa, kendi evinin duvarındaki çatlağı görmüş fakat hala Türkiye'nin kapısına rapor çivileme hevesinden vazgeçmemiştir. Kendi zaaf ve basiretsizliklerini örtmek için rapor kumaşından yanlışlarına perde biçmeye, itham ipliğiyle tazyik nakışı işlemeye, çifte standart söküğünü insan hakları türküleriyle yamamaya çalışmaktadır. Ne var ki bu yamalı bohçadan ne hakikat çıkar ne hakkaniyet çıkar ne de Türkiye'ye istikamet çizecek bir irade çıkar.

Gaflet uykusunda hülyalara dalanlar iyi duysun, kin nöbetinde bekleyenler kulağını açsın ve işitsin: Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır. Atalarımız boşuna el atına binen tez iner dememiştir. Yıllarca kendi güvenliğini ve idaresini başkasının atına bindirenler, şimdi o atın dizginlerinin kendi ellerinde olmadığını anlamaya başlamıştır. Böyle bir Avrupa hangi yüzle Türkiye'ye ders vermeye kalkışacak? Hangi akılla Türk devletine aklı sıra ayar çekecek? Hangi cüretle aziz milletimizin kıymetlerine, devletimizin makamlarına dil uzatacaktır? Kendi güvenlik açıklarını kapatmakta zorlananlar müttefiklik masalarında bekletilirken, Türk devletinin güvenlik politikalarını sorgulamaya nasıl yeltenebilirler?"

“Türk milletine kafa tutmaya çalışanların kafalarına vura vura kim olduğumuzu öğretiriz”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, Avrupa başkentlerinde yıllarca Türk askerine namlusunu doğrultan hain terör örgütlerinin paçavralarının dalgalandırıldığını belirterek, "Türk milletinin canına kasteden FETÖ artıklarına seve seve kucak açıldığını" söyledi.

"Türk düşmanlığının zehirli diline göz yumanların, Türk milliyetçiliği hakkında hüküm cümlesi kurmaya yüzü var mıdır?" sorusunu yönelten Bahçeli, AP Genel Kurulu'nda kabul edilen 2025 Yılı Türkiye Raporu'na tepki gösterdi.

"Kendi kıtasında göç baskısı karşısında bocalayanların, milyonlarca mazluma yıllardır kapısını açmış Türkiye'ye insanlık dersi vermeye hakkı var mıdır?" ifadesini kullanan Bahçeli, kendi güvenliğini ABD’nin kararlarına bağlamış olanların, Türkiye'nin Mavi Vatan ülküsüne ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına itiraz edecek sözünün olup olmadığını sordu.

Tablonun artık yorum kaldırmayacak şekilde ortada olduğunu vurgulayan Bahçeli, şöyle konuştu:

“Bugün bu tablonun bir tarafında Türkiye'nin NATO içindeki ağırlığını, savunma sanayisindeki yükselişini, göç yönetimindeki rolünü, enerji yollarındaki yerini, Karadeniz'den Kafkasya'ya, Doğu Akdeniz'den Orta Doğu'ya uzanan jeopolitik değerini kabul etmek zorunda kalan Avrupa vardır. Diğer tarafında Türk yargısını hedef alan, gözümüzün nuru Ülkü Ocaklarımıza kara çalan, Mavi Vatan davamızı hor gören, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemen eşitliğini, Kıbrıs Türklüğünün varlığını yok sayan Avrupa vardır. Türkiye'nin egemenlik sahasına itiraz etmeye kalkışanın alnını karışlarız. Türk milletine kafa tutmaya çalışanların kafalarına vura vura kim olduğumuzu öğretiriz.”

“Yargı erkine uzatılmış arsız, sapkın ve umarsız dalalet dili sıradan bir eleştiri kapsamında yorumlanamaz”

Bahçeli, Türkiye-Avrupa ilişkileri tarihinin çelişkilerle dolu olduğunu ifade ederek, Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye verdiği sözlerin gereğini hakkıyla yerine getirmek yerine, süreci kimi üyelerin dar hesaplarına, Rum-Yunan vetolarına, siyasi önyargılara ve pas tutmuş ideolojik şablonlara teslim ettiğini söyledi. Vize serbestisinin yıllardır bekletildiğini hatırlatan Bahçeli, Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin bir kaplumbağa yavaşlığında ağırdan alındığını dile getirdi. Müzakere başlıklarının siyasi gerekçelerle bloke edildiğini kaydeden Bahçeli, Türkiye'nin aday ülke statüsünün çoğu zaman kağıt üzerinde bırakıldığına işaret etti.

Devlet Bahçeli, 2018'den itibaren müzakerelerin fiilen durma noktasına geldiğine dikkati çekerek, AP'nin şimdi Türkiye'ye reform, hukuk ve iyi komşuluk dersi vermeye kalktığını belirtti. Bahçeli, şunları kaydetti:

"Bu nasıl bir körlük, bu nasıl bir hukuksuzluktur? Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'in bizlere öğütlediği gibi 'Ahde vefa imandandır.' İslam'ın nurundan nasibini almamış, adaletin rahmet iklimine sırtını dönmüş, Müslüman Türk milletine karşı asırlık önyargılarını her fırsatta dışa vuran küffar nereden bilecektir vefayı? Camilerimize saldırı olduğunda susanlara, yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'e yönelik alçak provokasyonları 'ifade özgürlüğü' adı altında pazarlayanlara, başörtülü kadınlarımızın inancını yaşama mücadelesini görmezden gelen gafillere, Avrupa şehirlerinde yükselen İslam düşmanlığını keyifle seyreden bozgunculara nasıl anlatacağız sözün namus olduğunu? Kıbrıs'ta Rum tarafını bütün Ada'nın temsilcisi gibi Avrupa Birliği'ne alanlar nereden anlayacaktır hakka hürmeti?

Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz. Avrupa Parlamentosu'nun 2025 yılı Türkiye Raporu da işte bu eğri cetvelle çizilmiş bir metindir. Bu rapor bağlayıcı olmayabilir fakat taşıdığı siyasi niyet bakımından üzerinde dikkatle durulması gereken bir belgedir. Raporun en vahim bölümlerinden biri de yargı gücümüzü abluka altına alma teşebbüsüdür. Türkiye'nin yargı erkine uzatılmış arsız, sapkın ve umarsız dalalet dili sıradan bir eleştiri kapsamında yorumlanamaz. Devam eden yargı süreçlerini siyasi saiklerle yorumlamak, bağımsız Türk mahkemelerini yönlendirmeye kalkmak vesayet hevesidir, tahakküm arzusudur. Yüce Türk yargısı, Brüksel salonlarında yazılan raporların himayesinde karar vermez. Türkiye Cumhuriyeti, dış aktörlerin tehdit, telkin ve terbiye imalarıyla yüzü Batı'ya çevrilip hizaya getirilemez. Herkes ayağını denk alacak, haddini bilecek, yerini iyi belleyecek. Bize sınır ötesinden ayar vermeye kalkan her kim varsa Türkiye Cumhuriyeti'nin hürriyetine ve egemenliğine yan gözle bakmamayı öyle ya da böyle öğrenecektir."

"Ülkü Ocakları, Avrupa kamuoyunda hedef tahtasına oturtulmak istenmektedir”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, AP'nin raporundaki Ülkü Ocakları'na yönelik ifadelerin eski bir husumetin yeni kılığa sokulmuş hali olduğunu belirterek, meselenin yeni olmadığını, daha önce Washington'da Ülkü Ocakları aleyhine dosya açmaya çalışanlar olduğu gibi bugün de Brüksel'de aynı karalama faaliyetini rapor satırlarına iliştirenlerin bulunduğunu dile getirdi. Bahçeli, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

"Dün ABD Temsilciler Meclisi'nde, 2022 tarihli Ulusal Savunma Yetki Yasası'nın içine Ülkü Ocakları'nın terör örgütü olup olmadığının araştırılmasını öngören izansız bir madde sıkıştırılmak istenmiştir. O gün Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığımız da bu girişimi esefle karşılamış, bunun asılsız ithamlarla örülmüş, köklü müttefiklik hukukuna yakışmayan, Türkiye karşıtı lobilerin Avrupa'da da sahnelediği yanlı bir teşebbüs olduğunu açıkça ilan etmiştir. O gün de hedef aynıydı bugün de hedef aynıdır. Sözün çıktığı kürsülerin başkentleri değişse de niyet değişmemiştir.

Türk milliyetçiliğini kriminalize etme, Türk gençliğini milli ve manevi değerlerinden kopartıp köksüzleştirme gayretlerinin farkındayız. Devlete sadakati görev bilen, bayrak ve vatan sevgisini yüreğinden eksik etmeyen, teröre karşı elif gibi dimdik duruşunu koruyan Türk gençliğinin biricik yuvası olan Ülkü Ocakları, Avrupa kamuoyunda hedef tahtasına oturtulmak istenmektedir. Bilinsin ki Ülkü Ocakları, Türk milletinin 3 bin yıllık yürüyüşünü genç yüreklerde diri tutan, irfanı imanla, cesareti ahlakla kavuşturan kutlu bir mekteptir. Ülkü Ocakları, dik başlı değil, başı dik Anadolu çocuklarının yurdudur. Ülkü Ocakları'nda Hoca Ahmet Yesevi'nin hikmeti, Hacı Bektaş-ı Veli'nin ilmi, Dede Korkut'un bilgeliği vardır. Ülkü Ocakları'nda Bilge Kağan'dan Kürşat'a, Sultan Alparslan'dan Fatih'e, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ten merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş'e uzanan büyük Türk yürüyüşünün ayak izleri vardır. Dünkü Washington merkezli küresel şer lobilerinin de bugünkü Brüksel'in husumet cephesi de bu hakikati örtemeyecektir."

AP'yi eleştiren Bahçeli, dillerinde özgürlük ve demokrasi yalanı, satırlarında hukuk kılıfına sokulmuş dayatma, işin esasında ise Türk ve Türkiye karşıtlığının bulunduğunu söyledi. Bahçeli, "Bu yalan pazarının kepengi er ya da geç indirilecektir." diye konuştu.

Bahçeli, Avrupa Parlamentosu raporunun Kıbrıs ve Mavi Vatan başlıklarında takındığı tavırı "eski bir hesabın denizlere uzanan yeni perdesi" şeklinde nitelendirdi.

Mavi Vatan'ın "saldırganlık", Türkiye-Libya mutabakatının "hukuksuzluk", Kıbrıs Türkü'nün egemenlik talebinin "ayrılıkçılık" gibi gösterilmeye çalışıldığını belirten Bahçeli, şöyle konuştu:

"Bu zihniyet, Türk milletinin denizlerdeki iradesini Antalya Körfezi'ne hapsetme rüyasını hala diri tutmaktadır. Fakat ne tarih onların istediği gibi yazılmıştır ne coğrafya onların heveslerine göre çizilmiştir ne de Türk milleti kendi hakkını başkalarının iki dudağı arasından süzülecek söze bırakacak tıynettedir. Kıbrıs davasının kökleri derindedir. 1950'lerden itibaren Enosis hayali Ada'nın üzerine kara bir gölge gibi çökmüştür. EOKA terörü, Kıbrıs Türkü’nün canına, malına, varlığına ve istikbaline kastetmiştir.

1960 ortaklık devleti, Rum tarafının Türkleri eşit kurucu ortak olarak görmek istememesi nedeniyle kısa sürede işlemez hale getirilmiştir. Akritas Planı'yla Kıbrıs Türkü'nün siyasi eşitliği yok edilmek istenmiş, 1963’ün Kanlı Noel karanlığı Ada'da Türk varlığına yönelen soykırım siyasetinin en acı sayfalarından biri olmuştur. Kıbrıs Türkü yıllarca kuşatma altında yaşamıştır. Köyler yakılmış, ocaklar söndürülmüş, çocuklar yetim, analar gözü yaşlı bırakılmıştır. 1974'e gelindiğinde bıçak kemiğe dayanmış, 'Ayşe tatile çıkmıştır', Türkiye, garantörlük hukukundan doğan hakkını kullanmış, Kıbrıs Barış Harekatı'yla Ada'da yalnız Türk'ün değil, barışın ve dengenin de teminatı olmuştur. Bugün hala bu tarihi yok sayarak Türkiye'ye Kıbrıs dersi vermeye kalkışanlar, hakikatin üstünü örtemezler."

“Kıbrıs'ta hakikatin adı iki millettir”

Bahçeli, Kıbrıs konusunda Türkiye'ye eleştiri yönelten çevrelere tepki göstererek, "Kıbrıs'ta Enosis hayalini 'self determinasyon' kılıfında pazarlayanlar, terör örgütü EOKA'yı bağımsızlık mücadelesi makyajıyla aklamaya çalışanlar, Akritas Planı'nın kanlı hesabını teferruat gibi göstermeye yeltenenler, Kıbrıs Türkü'nün 1963'ten 1974'e uzanan direnişini görmezden gelenler bugün bize insanlık dersi veremezler." ifadelerini kullandı.

Kıbrıs Türklerinin davasının müzakere masalarında aşındırılmış formüllere, oyalamalara, Rum tarafının oyunlarına teslim edilemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, "Kıbrıs'ta hakikatin adı iki millettir, iki devlettir, iki ayrı egemen iradedir." dedi.

Bahçeli, 1963'ün karanlık gecelerini, 1974'te Romalıların deyimiyle "Rubikon'un nasıl geçildiğini" tarihin bütün detaylarıyla yazdığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'nin hukuk temelinde tartışmaya açık olmayan etkin ve fiili garantörlüğünü tartışmaya açmaya çalışanlar, bu topraklardaki varoluş kavgalarımızı ya unutmuş ya da unutturmak istemektedir. Biz unutmadık, size de unutturmayacağız. Kıbrıs Türkü'nü Avrupa Birliği'nin kör tarafgirliğinin, Rum-Yunan ikilisinin bitmeyen şımarıklığının insafına terk etmedik, terk etmeyeceğiz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, büyük Türk milletinin deniz jeopolitiğinde ileri karakolu, milli güvenliğimizin güney cephesindeki kilit taşı, Mavi Vatan ufkumuzun ayrılmaz parçasıdır.

Türkiye kendi denizlerinde seyirci değildir. Türkiye kendi kıyılarında bekçi kulübesine hapsedilecek bir devlet değildir. Adalar Denizi, egemenlik, güvenlik ve milli haysiyet sahasıdır. Doğu Akdeniz, Anadolu'nun mavi kapısı, Kıbrıs Türkü'nün hayat alanı, enerji denklemlerinin merkez üssü, deniz yetki alanlarımızın nirengi noktasıdır. Mavi Vatan, denizlerdeki Misakımilli şuurudur. Rum-Yunan ikilisinin tarih boyunca değişmeyen hatası, Türk sabrını yanlış okumak olmuştur. Onlar Türk'ün sessizliğini çekingenlik, diplomasi arayışını zayıflık, barış arzusunu geri adım sanmışlardır. Her defasında yanılmışlardır. Bugün de yanılmaktadırlar."

“Siyonist tezvirat merkezinin barış meleğine dönüşmeyeceği unutulmamalıdır”

G7 masasındaki Hürmüz gündemi ile ABD-İran mutabakatın büyük tabloyu tamamladığını belirten Bahçeli, ABD ile İran arasında varılan 14 maddelik mutabakatın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, deniz ablukasının kaldırılması, İran'ın nükleer stoklarına ilişkin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) gözetiminde yürütülecek seyreltme ve bertaraf süreci, dondurulmuş fonlar ile cephelerde askeri operasyonların durdurulması gibi başlıkları kapsadığına dikkati çekti.

Müzakere kapısının İsviçre'nin ev sahipliğinde açık tutulmasını, Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişin, deniz ablukasının kaldırılmasının ve Lübnan sahasında ateşin durdurulmasının konuşulmasını dikkatle izlediklerini ve olumlu karşıladıklarını belirten Bahçeli, "Ne var ki asıl mesele, masada verilen sözlerin sahada karşılık bulmasıdır. İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının mutabakat sürecini gölgelediği, İran tarafının bu saldırıların devamı halinde müzakerelerin durabileceği yönünde açık uyarıda bulunduğu görülmüştür." diye konuştu.

Lübnan'da işgal altında olmayan bölgelerdeki saldırıların İsrail tarafından durdurulmasına yönelik gelişmelere değer verdiklerini ifade eden Bahçeli, "Bölgeyi kan gölüne çeviren Siyonist tezvirat merkezinin bir günde barış meleğine dönüşmeyeceği de unutulmamalıdır." dedi.

Bahçeli, Lübnan'da ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve ülkenin tamamını kapsaması gerektiğini belirterek, mutabakat zaptının harfiyen uygulanmasının ve Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişin kesintisiz şekilde sağlanmasının önem taşıdığını söyledi.

Hürmüz'den Doğu Akdeniz'e uzanan, Lübnan'da başlayıp ABD'den yankılanan her sarsıntının milli güvenlik ve bölgesel istikrar bakımından ne anlama geldiğinin soğukkanlılıkla takip edilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:

“2015'te İran nükleer anlaşmasını imzalayanlar, 2018'de aynı anlaşmadan çekilmişlerdi. Dün yaptırım diyenler bugün yaptırımların kaldırılmasını konuşmaktadır. Dün deniz ablukası diyenler bugün Hürmüz'de güvenli geçişi tartışmaktadır. Dün İran'ı mutlak tehdit olarak kodlayanlar bugün 60 günlük nihai anlaşma takvimi ilan etmektedir. Dün kara dediklerine bugün ak diyenlerin, dün yerin dibine batırdıklarını bugün el üstünde tutanların, dün pusu kurduklarına bugün kucak açanların terazisiyle pazara gitmeyecek, onların defteriyle hesabımızı görmeyeceğiz.”

“Turan Koridoru'ndan hayat bulacak”

MHP Genel Başkanı Bahçeli, dünyaya Ankara'dan baktıklarını, Türkçe okuduklarını, yarını dünün ışığında Türkçe tayin ettiklerini belirtti.

Türkiye'nin uluslararası diplomaside öne çıkan girişimlerine dikkati çeken Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:

"Turan Koridoru'ndan hayat bulacak Avrupa-Asya bağlantısına kadar yeni jeopolitik sayfayı okuyan Türkiye'dir. Doğu Akdeniz'de enerji denklemlerinin dışında bırakılmak istenen, fakat sahada ve masada varlığını kabul ettiren Türkiye'dir. Son sözü söylemeden ne Adalar Denizi'nde ne de Doğu Akdeniz'de kalem oynatılamayan ülke Türkiye'dir. Bütün bunları görmeden Türkiye'ye rapor yazanlar, haritaya bakıyor ama bizi göremiyorlar, bizi tanımıyorlar, sonraki adımımızı kestiremiyorlar, ufkumuzu kavrayamıyorlar.

Avrupa'nın kibir sarhoşluğundan mütevellit içine düştüğü feraset yoksunluğu gün gibi ortadadır. Türkiye Cumhuriyeti devletine, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları'na, Mavi Vatan davamıza ve yavru vatanımız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerindeki politikalarımıza çamur atmaya kalkıp Ankara'dan stratejik işbirliği bekleme devri çoktan kapanmıştır. Brüksel istediği kadar kalem oynatsın, Ankara'dan duyulan sadece izansızlığın yankısıdır."

"Uyanık, temkinli olun"

MHP Genel Başkanı Bahçeli, partisinin hazırladığı "İstikrar, Ahlak ve Refah Temelli Kalkınma Vizyon Belgesi"ni kamuoyuyla paylaştı.

Bahçeli, 55 araştırmacı, akademisyen ve bürokratın katkılarıyla hazırlanan, 600'ün üzerinde kaynaktan yararlanılan, 8 ana bölümden ve 800 sayfadan oluşan belgenin "Lider Ülke Türkiye" hedefinin fikri ve iktisadi belkemiği niteliği taşıdığını belirtti.

Karne sevinci yaşayacak tüm öğrencilere seslenen Bahçeli, tatilin çocuklar için ailesiyle vakit geçirildiği, kitap, spor, sanat ve tabiatla buluşulan verimli bir zaman dilimine dönüşmesini diledi.

Gençlere de çağrıda bulunan Bahçeli, "Uyanık olunuz. Temkinli olunuz. Kendinize, milletimize, devletimize güveniniz. Garbın girdabına kapılmayan, algı tuzaklarına düşmeyen; aklını, ahlakını, ailesini ve şahsiyetini muhafaza eden bütün gençlerimizi kucaklıyorum." dedi.

AA

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir