"Minare tartışmalarından İsviçre'nin zarar görmesi bizim zarar görmemiz demektir." diyen Karahan, şöyle konuşuyor: "İsviçre dünyada örnek ülke olarak gösterilen ülkelerden biri. İsviçre bu verilmiş karardan dolayı zarar görecektir. İsviçre'nin zarar görmesi demek bizim de zarar görmemiz demektir. Biz buranın bir parçasıyız. İsviçre'nin zarar görmesini istemiyoruz. Burası kendi memleketimiz gibi. Biz burayı seviyoruz, buranın mutlaka iyiye gitmesini diliyoruz. Bu yanlış karardan da inşallah kısa zamanda dönülür."
BELEDİYE İLE MAHKEMELİK OLDULAR
Olten Türk Kültür Ocağı derneği 1978 yılında açılır, 2002 yılına kadar Olten şehrinde faaliyet gösterir. Dernek, 2002 yılında ise Wangen'de satın aldıkları binaya taşınır. 2005 yılında ise minare için girişimlere başlarlar. Mustafa Karahan, neden minare dikmek istediklerini şu sözlerle açıklıyor: "İnancımızın, dinimizin gereği. Sembolümüzü burada çocuklarımızın görmesi gerekli. Kilise için kulesi neyi ifade ediyorsa, cami için de onu ifade eder."
Wangen'deki minarenin hemen arkasında yer alan kilise kulesi, İsviçre'nin bu kasabasında iki dinin sembollerinin yan yana bulunabileceğinin güzel bir örneği aslında. Fakat derneğin mücadelesi, minareye yasak getiren zihniyetin ülkedeki ağırlığını da gözler önüne serecek nitelikte. Minare dikmek için izin alma sürecinde Anayasa Mahkemesi'ne kadar gittiklerini ifade eden Karahan, mahkemenin lehlerinde verdiği karara daha sonra belediyenin itiraz ettiğini anlatıyor. Nihai karar yine minareye müsaade edilmesi yönünde olur ve büyük tartışmalara neden olan İslam sembolü Wangen kasabasında 9 Ocak 2009'da boy göstermeye başlar.
İşte minare yasağıyla sonuçlanan referandum süreci de bu hukuk mücadelesinin kazanılmasından sonra başlar. Karahan, bu süreci şu sözlerle özetliyor: "Bu minarenin yapılmasından rahatsız oldular, kendilerine oy toplamak için, kazanç sağlamak için basını müthiş bir şekilde kullanarak milleti provoke ettiler. İmza kampanyasına giriştiler, İsviçre genelinde 113 bin imza topladılar. Ve topladıkları imzalarla olayı referanduma götürdüler."
CAMİ KAPISINA DOMUZ ETİ
Sonuçta 29 Kasım'daki referandumla İsviçreliler yeni minare yapımına yasak getirdi. Aynı gün yapılan referandumda dış ülkelere silah satışına onay verildiğine dikkat çeken Karahan, "Bir taraftan insanların ölümüne 'evet', diğer taraftan minareye 'hayır' demeleri düşündürücü olay. İnsanın inancına kimse müdahale edemez. İnanca müdahale insan haklarına ve anayasaya aykırı bir olaydır." ifadelerini kullanıyor.
Derneğin aleyhine yapılan provokasyonlar neticesinde iki kez camların kırıldığını, bir kez de kapıya domuz eti asıldığını anlatan Karahan, "'Minare istemiyoruz' gibi yazılar yazdılar. Bu oyunların hiçbirisine gelmedik, bundan sonra da bu tür oyunlara gelmeyeceğiz. Tamamen yasal yollarla mücadele edeceğiz." ifadelerini kullanıyor.
"İSLAM, EKSTREM İNANÇLI İNSANLARIN SEÇTİĞİ BİR DİN"
'Özgürlükler ülkesi' olarak in yapmış İsviçre'de minarelere yasak getirilmesi, ülkedeki göçmenleri olduğu kadar liderleri de şaşırttı. Wangen'deki camiye gelen Türk asıllı bir genç de Müslümanlara karşı herhangi bir kötü hareketle hiç karşılaşmadığını aktarıyor, sadece medya ve internette bu tür tutumlar gördüğünü ifade ediyor.
Olten'de işyeri sahibi Suat Şahin ise Müslümanların dini vecibelerini yerine getirirken çevredeki insanları rahatsız etmemek için azami gayret sarf ettiğini vurguluyor. Şahin, "Bizi iyi anlamalarını istiyoruz, biz Müslüman'ız, dinimizi özgürce yaşamak istiyoruz. Biz terörist değiliz. İnsanlıktan, kardeşlikten yanayız. Bizi iyi araştırıp tanımalarını istiyoruz." çağrısını yapıyor.
Gerçekten de kendisinden farklı olana hoşgörü göstermek, onu tanıyıp anlamaktan geçiyor. Caminin önünden geçen 40 yaşlarındaki bir İsviçreli hiç Müslüman arkadaşı olmadığını belirtiyor. İslam hakkında ne bildiği sorulduğunda, "Haberlerde gördüğüm kadarıyla çok ekstrem inançlı insanlar bu dini seçiyor ve bu dini yaygınlaştırmak istiyor." Medyanın bazı şeyleri abartarak verebileceğini kabul eden İsviçreli, yine de bu yayınların etkisinde kalmış ve oyunu minare yasağından yana kullanmış. Minare karşıtlarına destek verenlerin endişelerine şu sözlerle tercüman oluyor: "İsviçre'nin her bir köyünde minareler yükseleceğinden endişeliydim. İbadet edilebilecek camiler mevcut. Yeterli olduğu kanaatindeyim. İslam dininin yaygınlaşmasından korkmuyor değilim." Birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi İsviçre'deki Müslümanlar da düzenli aralıklarla açık kapı günleri düzenleyerek kendilerini anlatmaya çalışıyor. Minare yasağına destek veren bu kişi ise hiçbir camiyi ziyaret etmemiş ama "Belki bir gün görmek isterim." diyor.
Milene ve Eber isimli iki genç ise minare karşıtı inisiyatifi' ırkçı buluyor. Minarelerden rahatsız olmadıklarını vurgulayan gençler, "Aksine şehrimize güzel bir renk katıyor. Zaten İsviçre genelinde toplam 4 tane minare var. Abartılacak bir durum olduğu düşünmüyoruz." diyor. En yakın arkadaşının Müslüman bir kız olduğunu anlatan 14 yaşındaki Milene, İslam korkusunu yersiz buluyor: "İslam'ın korkunç bir din olduğunu düşünmüyorum. Çok abartıyorlar."
(CİHAN)

