Onur Mücadelesi!
Bu sezonda Fenerbahçe’nin 8.Hafta itibariyle bulunduğu yerin ve elde ettiği sonuçların tek açıklaması var. O da Aykut Hoca ve takımının tüm benlikleriyle gerçek bir onur mücadelesi verdiğidir.
Yaratılan sanal ‘futbolu temizleme’operasyonu ile Fenerbahçe’nin günah keçisi haline getirilmesinin gerçek nedenini bu ülkede yaşayıp da sağlıklı değerlendirme yapan herkesin bildiğini ama pek az kişinin yaratılan korku ortamı nedeniyle dillendirebildiğini görüyoruz. Futboldan anlayan ve geçen yıl maçları seyreden herkes şampiyonluğu kovalayan hangi takıma rakipler tarafından daha fazla kolaylık sağlandığını gördü.
İşte bu herkesin gördüğü ve bildiği gerçekleri en iyi bilen kişiler geçen yıl ligin 2. yarısından itibaren inanılmaz bir mücadele veren ve bileğinin hakkıyla maçlarını kazanan Fenerbahçeli futbolcular ve Aykut Hoca’dır. Bu nedenledir ki; takımın üst düzey yabancılarının hepsinin (Alex’i artık yabancı değil Türk saydığımı herkesin bilmesini isterim) gönderilmesine rağmen Fenerbahçe hala yenilgisiz, hala lider! Çok doğaldır ki, kendilerine yapılan haksızlığı, o haksızlığı bile bile yapanların yüzüne tokat gibi çarpmanın peşindeler. Bir insan için gerekli en büyük motivasyon kaynağını ‘futbolun sanal temizlikçileri’ bu yıl Fenerbahçe’ye kendi elleriyle verdiler.
Ne mutlu ki, Fenerbahçe’nin Yönetimi ve Aykut Hoca haksızlığa uğramanın yarattığı bu doğal motivasyonu kızgınlıkla, sinirle değil, akılla yönlendirmeyi başarabilen insanlar. İlk travma atlatıldıktan sonraki her açıklamaları, aldıkları her önlem ve yaptıkları eylemler de bunu gösteriyor. Sağa sola saldırmak yerine eldeki nakite çevrilebilecek ve birkaç yıl sonra para etmeyebilecek tüm futbolcuları gönderdiler; takımın hırsını maçlarda enerjiye, taraftarın öfkesini takıma her türlü maddi ve manevi desteğe dönüştürmeyi başardılar. Aykut Hoca’nın dün geceki Beşiktaş maçında olduğu gibi maç içindeki değişikliklerini, taktiksel hamlelerini tartışabilirsiniz, eleştirebilirsiniz ama oluşturduğu takımı, birlik beraberliği ve takımın takım olarak birşeyler başarma isteğini ve uzun vadede Fenerbahçe’yi ileriye götürecek hamlelerini hiç kimsenin tartışmaması lazım. Fenerbahçe Alex Ferguson’unu sonunda buldu, umarım uzun bir sure kaybetmez!
Dünkü maç için çok kısa bir özet yapmak gerekirse; ilk 15 dakikadaki Beşiktaş hakimiyeti dışında genelde topa hakim olan ve daha fazla pozisyon bulan takım Fenerbahçe idi. Maçtan galip ayrılamamasının ana nedeni de, Aykut Kocaman’ın Özer’i kazanma çabasıydı. Özer’i almayıp Stoch’u sağ kanatta kullansa ve Caner’i oyunda tutsa büyük bir ihtimalle maçı kazanacaktı.
Özer’in durumunu ise şöyle açıklayabilirim. Yetenekli olabilir fakat başarılı olmak için gerekli olan diğer unsurlardan oyun zekası ve cesarete sahip değil! Bir örnek vermek gerekirse; Özer’den daha az yetenekli fakat diğer iki özelliğe sahip olan bir oyuncu dün Fenerbahçe’nin yediği ikinci gole engel olur ve son saniyedeki pozisyonu da gole çevirebilirdi. Yenilen golde Gökhan Gönül’ün atak için ileride olduğunu ve dönemeyeceğini görmek ve sağ kanat oyuncusu olarak o koridora sadece koşup orayı doldurmak bile pozisyona baştan engel olabilirdi. Ama Özer’in tercihi göbekte bulunmak olduğu için Quaresma topu alıp dönüp, karşısına gelen oyuncuyu rahatça çalımlayabilecek duruma geldi. Bana Aykut Hoca bu tip şansları Özer’e vereceğine Sezer’e verse daha doğru olur gibi geliyor. Çünkü Sezer’in cesareti, kendine güveni ve oyun zekası sanki daha iyi gibi..
Sonuçta, Fenerbahçe dün gece bence yanlış oyuncu tercihi nedeniyle iki puan kaybetti. Ama gerek yöneticileri, gerekse de Aykut Hoca istikrarlı ve akılcı yönetimleriyle 26 maçtır bileği bükülmeyen bir takım yaratmayı başarmış gibi görünüyor. Önemli olan da işte budur!!
