Orta Doğu'da özellikle İsrail-Filistin ilişkilerinde İsrail'in devlet politikasını sertçe eleştiren Fryer, Batı Şeria'da uluslararası anlaşmalara göre yasal olmayan yerleşimlerin yapımına devam edildiği ifade etti. Ayrıca bu yerleşimlere son verilmeden barışın düşünülmesinin hayal olacağını söyledi.
Kudüs'ün bütün dinler için çok önemli görüldüğüne işaret eden Fryer, "Kudüs ve Gazze'de yaşayan Filistinlilerin dünya ile bağlantısı kopuk. Bu insanlık dramının artık bitmesi lazım." dedi. Avrupa Birliği'nin İsrail-Filistin meselesine yeterince önem vermediğini belirten Fryer, Orta Doğu'nun şu anki sorunlarının İngiltere ve Fransa başta olmak üzere Avrupa'nın, Osmanlı Devleti'nin yıkılışını takiben bir ürünü olduğuna dikkat çekti. Özellikle İngiltere'nin bölgede üzerine düşeni şu ana kadar yapmadığını vurgulayan Fryer, İngiltere dahil olmak üzere hiç bir AB ülkesinin Gazze olayını kınamadığını söyledi. Fryer, daha dengeli bir siyasetin gözetilmesi için AB ve ABD'nin devreye girmesi ve daha aktif rol alması gerektiğini vurguladı.
Jonathan Fryer, ABD Başkanı Obama'nın göreve başladığı ilk aylarda bölgeye verdiği önemi devam ettirmesi gerektiğini belirterek, "Obama bir şart koymalı. Bu bölgede iki devletli bir barışa gidilecek. Bu barışa karşı çıkanın da neler kaybedeceğini ortaya koymalıdır. AB ülkeleri de Obama'ya bu çabasında destek vermelidir." ifadelerini kullandı.
Samuel Hungtinton'un ses getiren Medeniyetler Çatışması tezinin de Orta Doğu'da kısmen yaşandığı söylemlerine inanmadığını da belirten Jonathan Fryer, "Ben bu teze inanmıyorum. Tam tersine ben Türkiye Başbakanı Recep Tayyib Erdoğan'ın başlattığı Medeniyetler İttifakı projesine ve ruhuna inanıyorum. Bu ruhu ve dengeyi Orta Doğu'a oluşturmaya bakmalıyız." diye konuştu.
Fryer, bunun örneklerini İspanya'da gördüklerini ve bu bölgede Müslüman ile farklı dinden insanların yüzyıllarca birlikte yaşadıklarına dikkat çekti.