ŞUTSO Sosyal Projeler Komisyonu içerisinde yer alan ŞUTSO Yönetim Kurulu Üyesi M. Recep Uğur, "Şanlıurfa'nın iyi tanıtılması için bir konsorsiyum oluşturulmalı. Bu konsorsiyumda etkili ve yetkili kurumlar bir araya gelmeli ve ilin sosyal yapısıyla ilgili nelerin yapılacağına çözümler üretmeli. Kötü imajın önüne geçmek için projeler üretilmeli." dedi.
Her ay bir ilden bir gurubu Şanlıurfa'da ağırlayıp ilin kötü imajını yıkmak adına girişimlerin başlatılmasını öneren Uğur, böylece Şanlıurfa'yı sıra gecesi hoşgörüsü ve kültürel zenginliği ile tanıtmanın faydalı olacağını vurguladı. ŞUTSO yönetim kurulu üyesi Uğur, "Çünkü her alanda çok iyi potansiyelimiz var. Viranşehir'de yaşanan sıra kavgası ve sonrasında bir vatandaşımızın hayatını kaybetmesi ŞUTSO yönetim kurulunu çok üzdü. Bunlar münferit olaylar olsa da dışarıya Şanlıurfa'nın tanıtımını kötü lanse ediyor. Sıra kavgasıyla anılmak istemiyoruz. Sıra Gecelerimizin hoşgörüsüyle anılmak istiyoruz." ifadelerini kullandı.
ŞUTSO'nun Sosyal Projeler toplantısına davet edilen Harran Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Şevket Ökten de Şanlıurfa'da yaşanan kan davalarının, töre cinayetlerin ve çeşitli aykırılıkların yapısal ve bireysel sorunlar olduğunu söyledi.
Mardin'de Bilge köyündeki vahşetin sosyolojik araştırmasını yapan komisyonun içersinde de yer aldığını hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Şevket Ökten, onur ve utanç kavramlarının özellikle bölge insanı tarafından çok önemsendiğini dile getirdi. Yrd. Doç. Dr. Şevket Ökten, "Olaylara oryantalist bir yaklaşımla bakılmamalı. Yöre insanı güçlü olduğunu hissettirmek için şiddete başvuruyor. Çünkü yörede şu inanış var; 'Yalnız olduğumuzu ve güçsüz olduğumuzu bilseler üzerimize çullanırlar" mesela bu durumda bir çiftçi sulama sırasının kendisine gelmesini mülayim bir şekilde beklese, en son sıra kendisine geleceğine inanıyor. Ama güçlü olduğunu hissettirirse hakkını koruyacağı inancında. Ayrıca yöre insanımız en basit konularda öfkelerinin önüne geçemeyerek bunu bir onur, gurur meselesi yapıyor, şiddeti ya da diğer bir ifadeyle kanunun vermesi gereken cezayı kendisi uyguluyor. Oysa medenileşme sürecinde şiddet tekelinin devlete aktarılması gerekiyor. Geleneksel toplumlarda şiddetin toplum tarafından yürütülmesinin bir nedeni de devletin kanunlarda yerel değerleri göz önünde bulundurmamasıdır. Örneğin bu Osmanlı döneminde mecelle kanunuyla yörenin ve toplumun örf ve adetleri göz önünde bulundurularak hazırlanmış." dedi.
Şanlıurfa İl Genel Meclisi Başkanı Uğur Beyazgül ise yaşadığı şehirde ilk kez bu içerikte bir toplantıya şahit olduğunu ve katıldığını söyledi. Bunun da kendisini memnun ettiğini hatırlatan Beyazgül, olayların hiç kimseyi karamsarlığa itmemesini istedi.
"Herkes dokunulabilirdir" diyen Beyazgül, "İnsanımız bir gün kendine de hesap sorulacağını bilse bu tür olaylar olmaz. Ticaret odamızın bu tür projelerle ilgili kafa yormasını takdir ediyorum. Yapacakları her çalışmaya katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim." şeklinde konuştu
Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis üyesi Mahmut Çiçek, sorunun eğitimle çözüleceğini belirterek, eğitimle öğretimin bir arada verilmesi gerektiğini ifade etti. Sokak çocuklarına yönelik bir takım projelerin geliştirilmesini hatırlatan Çiçek, Güneydoğu'nun yıllarca ihmal edilen eğitim sorununun da son yıllarda dikkate alındığını söyledi.
Diyarbakır -Şanlıurfa Kalkınma Ajansı Şanlıurfa sorumlusu Halil Çakallı da yörede sosyal içerikli projelerin AB fonlarıyla yürütülmesinin mümkün olacağını vurguladı.
Şanlıurfa Belediyesi'ni temsilen toplantıya katılan M. Cahit Kapaklı da belediyenin bugüne kadar mahallelerde yürüttüğü sosyal içerikli projeleri katılımcılara anlattı.
Şanlıurfa Meclis Üyesi Mustafa Sonekinci ve Fazıl Karaçizmeli, Şanlıurfa'daki olumsuz imajı yıkmanın yolunun eğitimden geçeceğini vurguladı. (CİHAN)
