21 Ağustos 2026
Altın 7098.74
BIST 14463.82
Dolar 48.0594
Euro 56.3033
Sterlin 65.6822
Ankara 33°C

Sapanca Gölü'nün Suyu Birinci Sınıf

Sapanca Gölü'nün Suyu Birinci Sınıf
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) desteğinde yapılan bilimsel çalışmada, Sapanca Gölü'nün yüzey suyunun ağır metaller dah...
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) desteğinde yapılan bilimsel çalışmada, Sapanca Gölü'nün yüzey suyunun ağır metaller dahil birçok parametre bakımından birinci sınıf su kalitesi sınıfında olduğu belirlendi. Göldeki tarımsal kirliliğin de evsel kaynaklı kirliliğe oranla düşük olduğu tespit edildi.

TÜBİTAK'ın desteklediği 'Sapanca Gölü'nün Öncelikli Kirlilik Kaynaklarına Özgü Kontrol Teknolojilerinin Araştırılıp Geliştirilerek Göl Havzası İçin Uyarlanması' projesinde sona gelindi. Sahipliğini Çevre ve Orman Bakanlığı, Sakarya ve Kocaeli Büyükşehir Belediyeleri'nin yaptığı, yürütücülüğünü ise TÜBİTAK Başkanlığı'nda İstanbul, Sakarya ve Kocaeli Üniversiteleri'nin gerçekleştirdiği projede, bilim adamları gölde iki yıl süreyle araştırma yaptı. Sapanca Gölü'nün su kalitesinin korunarak su bütçesinin verimli ve etkin bir şekilde kullanılmasını sağlayacak koşulların belirlenmesini amaçlayan projede ayrıca gölün kirletici kaynaklarının tespiti ve bu kirleticilere karşı alınması gereken önlemler belirlendi.

Sonuç raporlarının hazırlandığı projede, göl suyunun kalitesinin takibini yapan, havzadan atık yükler ile ilgili olarak alınan önlemlerin göl suyundaki etkinliğini izleyen İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Meriç Albay, proje kapsamında gölün her bölgesinden 9 ayrı noktadan su örnekleri aldıklarını söyledi. Alınan örneklerden su kirliliği ile ilgili ölçümler yapıldığını kaydeden Albay, "Su kalitesi değişiminin ana habercisi olan başta azot, fosfor, ağır metaller, silika, klorofil-a gibi parametrelerin yanında mikrobiyolojik analizler bakımından da göl suyunu inceledik. Araştırma sadece yüzey suyunda değil, özel kapalı su alma kapları ile yüzey, 5, 10, 15, 20, 30, 40 ve 50 metre derinliklerden alınan su örneklerinde de ölçümler yapıldı." dedi.

"YOSUN ARTIŞI İNSAN SAĞLIĞINI TEHDİT EDER BÜYÜKLÜĞE ULAŞMADI"

Elde edilen bulgulara göre göl yüzey suyunun ağır metaller dahil birçok parametre bakımından birinci sınıf su kalitesi sınıfında bulunduğunu vurgulayan Prof Dr. Albay, yılın sadece belli dönemlerinde göldeki fosfor ve klorofil-a değerlerinde artış görüldüğünü dile getirdi. Özellikle iklimsel şartlar nedeni ile gölün güney kesiminden taşınan tatlı su miktarlarında azalma olması durumunda su kalitesinde olumsuz yönde değişim gözlendiğine dikkat çeken Albay, şöyle konuştu: Diğer bir sorunda özellikle gölün batı kesiminden göle karışan dere yolu ile göle yüksek miktarlarda besin tuzu taşınımının su kalitesi üzerinde etki yaptığı gerçeğidir. Gölün güney kesiminde yapılan kolektörler göl su kalitesi üzerinde olumlu etki yapsa da aşırı su çekiminden kaynaklanan sorunlar nedeni ile Çark deresi regülatörünün kapalı tutulması birçok parametrenin olumsuz yönde değişmesine neden olacaktır.Son iki yıldan beri gölün yüzey suyunda aşırı alg artışlarına rastlanılmamaktadır. Fakat Sapanca Gölü'nde aşırı artış gösteren alg (yosun) zaten yüzeyde değil 10 metre derinlik ile 20 metre derinlikte çoğalabilmektedir. Bu yüzden bu gölde yüzey suyu kalitesinden ziyade, içme suyu kaynağı olması nedeni ile su alma derinlikleri olan 8-20 metre arsındaki su kalitesi verilerinin öncelikli olarak takip edilmesi daha anlamlıdır. Bu çalışmada elde edilen bulgulara göre zaman zaman bu derinliklerde aşırı alg artışları görülmekte fakat insan sağlığını tehdit eder büyüklüğe ulaşmamaktadır."

"TARIMSAL KİRLİLİK EVSEL KAYNAKLI KİRLİLİKTEN DAHA DÜŞÜK SEVİYEDE"

Projede tarımsal kaynaklı kirliliklerin su kalitesine etkisini araştıran Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Prof.Dr. Saim Özdemir de tarımsal kaynaklı kirliliğin evsel kaynaklı kirliliğe oranla düşük olduğunu ifade etti. Gölü besleyen 12 farklı dereden belli periyotlarla numuneler alarak incelemeler yaptıklarını anlatan Özdemir, "Göl havzasındaki derelerin 4'ü kuzeyde 8'i ise güneyde bulunuyor. Bu derelerin kiminde hiç tarım yok. Kiminde ise ağırlıklı olarak tarım var. Derelerde tarımsal kaynaklı kirlilik var. Ancak halen evsel kaynaklı kirlilik yüküne oranla daha düşük. Tarımsal kirliliğin net olarak ortaya konabilmesi için öncelikle evsel kaynaklı kirkliliklerin tamamen engellenmesi gerekiyor. Daha sonra tarımsal kirliliğin etkileri net olarak ortaya konabilir. Tarımsal kirlilik evsel kaynaklı kirlilikten daha düşük seviyede. Tespitlerimizde bunu gördük." diye konuştu.

ADASU:GÖLDEN KİMİN NE KADAR SU KULLANACAĞI BELİRLENECEK

Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (ADASU) Genel Müdürü Rüstem Keleş ise, TÜBİTAK desteğinde yürütülen projenin Sapanca Gölü ile ilgili şimdiye kadar yapılmış en kapsamlı bilimsel çalışma olduğunu söyledi. Gölün sadece fiziki olarak risklerden korunmasının yeterli olmadığını kaydeden Keleş, şunları ifade etti: "Su kaynağı bütüncül bir yaklaşımla ve havza bazlı değerlendirilmesi gerekiyor.Havzanın su toplama, kaynağa ulaştırma ekolojisi ve su toplanma noktası bütün olarak değerlendirilmesi, incelenmesi ve korunması çok önemli.Suyun kalitesini belirleyen unsurların başında havza çok büyük önem taşıyor."

Sapanca Gölü'nün ekolojik sürdürülebilirliği açısından bir taraftan çevresel kirlilik risklerinden korunması diğer taraftan su bütçesinin yönetimine dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Keleş, projede gölden kullanılabilecek su miktarının belirleneceğini dile getirdi. Bütün su kaynaklarının işletme koduna göre belirlenmiş su bütçelerinin bulunduğunu söyleyen Keleş, şunları söyledi; "Sapanca Gölü'nün işletme kodları 1990'lı yıllarda DSİ tarafından hazırlanan hidroloji raporunda belirlendi. Minumum kod 29.90, maksimum kod ise 32.18 olarak belirlenmiş. Bu işletme kodları arasında göl çalışıyor. Gölün yıllık kullanılabilir aktif su hacmi DSİ tarafından maksimum 136 milyon metreküp olarak belirlenmiş. Bunun anlamı şu; göl yaklaşık bir milyar 170 milyon metreküp su depolama imkanına sahip. Ancak bu suyun tamamının kullanılacağı anlamına gelmiyor. Ekolojik sürdürülebilirlik bakımından işletme kodunda belirlenmiş olan su bütçesine dikkat edilmesi gerekiyor. Türkiye'de bir çok göl su bütçesine dikkat edilmediği için sıkıntıya girmiştir. Kuruma noktasına gelmiştir. TÜBİTAK ile yapılan çalışmada DSİ'nin belirlediği su bütçesi yeniden teyit edilmiş olacak. Projenin sonunda su bütçesi ile ilgili net bilimsel bir veriler ortaya çıkmış olacak. Böylece kimin ne kadar su kullanabileceği belirlenecek."

Proje tamamlandıktan sonra göl suyunun kullanımı konusunda yeni bir düzenleme yapılması gerektiğine işaret eden Keleş, "Projenin sonunda gölle ilgili karar vericilerin, gölden yapılan tahsislerle ilgili yeniden düzenleme yapmaları zorunlu.Bu yapılmadığı takdirde gölü gelecekte ciddi tehlikeler bekliyor.Kimin, hangi kurumun ne miktar su kullanacağı belirlenmeli, ölçülmeli ve mutlaka bedeli ödenmelidir. Bugün itibariyla gölden kimin ne miktar su aldığını kimsenin bilmiyor. Kontrolsüz kullanım devam ediyor. Bu durum göl için ciddi eko-risk oluşturuyor.Gölün yıllık kullanımları kontrollü olması, bunun bir otorite tarafından da denetlenmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir