-AĞIR CEZANIN VİP SANIKLARI-

Aykut Onur KALAYCI

-AĞIR CEZANIN VİP SANIKLARI-

AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN VİP SANIKLARI

BİR DÖNEMİN GÜMRÜK YETKİLİLERİNE AĞIR KAÇAKÇILIK SUÇLAMASI

AĞIR CEZANIN ‘NADİDE’ SANIKLARI

Sevgili okurlarım, sizlere yazılarımın birçoğunda yetim hakkı yiyen soygunculara, kaçakçılara ve rüşvetçilere karşı Türk Adaleti'ne güvenmenizi istemişimdir.  Gerçektende öyle. ‘Niye mi’ diyeceksiniz! Yaslanın arkanıza ve bu yazımı güzel bi okuyun. Okuyun ki, bakın bakalım yapanın yanına bırakıyor mu Türk Adaleti. Biraz sonra köşemde adları geçecek zanlılar, suçludur veya suçsuzdur bilemem. Onların suçlu olup olmadıklarına tabiî ki devletin hâkimi-savcısı karar verecek ama ben her sade vatandaş gibi şunu istiyorum. Devletin hangi kurumu olursa olsun, kişinin adı ne olursa olsun, ortada bir iddia, bir kayırma varsa bunu yapan veya aracı olan kişilerden mutlaka hesap sorulsun. Suçluysa gereken ceza verilsin; suçsuzsa anasının ak sütü gibi aklansın!.

Evet, şimdi gelelim yazımızın ana konusuna yani Üsküdar Adliyesi'nde kaçakçılık suçlarına bakmakla yükümlü 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin VİP konuklarına  bir anlamda da NADİDE konuklarına..

Efendim hatırlayacaksınız geçen yazımızda, İstanbul Haydarpaşa Gümrüğü'ne 2003 yılında Hong Kong'dan 40'lık konteynır içerisinde binlerce masa üstü telefonun dijital kart adı altında ülkeye sokulduğunu yazmıştık. Gümrükte yakalanan kaçak telefonlara el konulacağı ve olay yerine hemen ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın nöbetçi savcısının çağrılacağı yerde telefonların Nadide isimler tarafından Ankara'ya gönderildiğini de belirtmiştik. Hatta yazımızda, kaçak masa üstü telefonlarının Ankara'da da durmayıp, Cilvegözü Sınır Kapısı'na transit yapıldığını da eklemiştik. Ve bunca dalavereye rağmen,  2003 yılında meydana gelen olayda Gümrük Müsteşarlığı'nın ancak 2007 yılında harekete geçtiğini de yazmıştık. Üstelik devletin milyonlarca TL zarara uğratıldığı kaçakçılık olayında bazı Nadide gümrükçülere hesap sorulacağı yerde mevki-mertebe bile verildiğinin de altını çizmiştik.

Peki, tüm bu dalaverelere karşı Türk Adaleti ne yapmış?.. Gelin birlikte bakalım. Yüce Türk Adaleti ‘sen şu mertebedesin, şu mevkidesin, senin adın şu, bu’ dememiş; ‘Gel kardeşim ortada bir kaçakçılık olayı ve anlaşılamaz bir soruşturma var ve bunun hesabını mahkemede ve’ demiş. Kime demiş bakın sayayım da sizde okuyun.

Dönemin İstanbul Gümrükler Başmüdürü Nadide Fatma Ünlü, Yunus Nadi Güner, Şerif Ali Sadık,  Gümrük Müdür Yardımcısı Ahmet Zeki Demirkan, Mehmet Demir, Dönemin Haydarpaşa Gümrük Müdürü Recep Bilgin, Gümrük Memuru İbrahim Sani Baygan, Veysel Sedat Bulut, Ahmet Demirkan, Gümrük Memuru Ercan Bülent Çoban, Şevket Ali Adal, Ergüven Yaşar Erçin ve bir dönemin Gümrük Müsteşarlığı Kaçakçılık Dairesi Başkanlığı Kaçakçılık Müdürü Emin Sarı'ya..

Olaya bakan savcı, 2008–1903 nolu iddianamesinde bir dönemin üst düzey gümrükçülerine çeşitli suçlamalarda bulunmuş. Savcılık makamı iddianamesinde aynen şöyle demiş:

" - Gerek suç tarihinde yürürlükte olan 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Yasasına göre, gerekse yine suç tarihinde yürürlükte olan CMUK'na göre durumun derhal görevli Cumhuriyet savcısına bildirilip alınacak talimata göre hareket edilmesi gerekir iken bunun yapılmadığı, yine ayrıca anılan yasalara göre ele geçen mallar hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile Sulh Ceza Mahkemesi'nden "EL KOYMA" kararı alınması gerekirken bunun yapılmadığı açıkça görülmüştür"

— Kaçak malların tamamen usulsüz, hileli ve sahte belgelerle sahiplerine memurların teslim etmesinden sonra, malların Ankara Tır Gümrüğü'ne giriş yaptığı, buraya gümrüklü sahaya malların indirildiği, bunun akabinde teslim işlemlerinden 28 gün sonra 10.09.2003 tarihinde ancak Cumhuriyet Başsavcılığı’na sadece şirket yetkilileri hakkında yine sadece kaçakçılık suçundan suç ihbarında bulunulduğu ve yine bu ihbar yazısı ekine usulsüz olarak malların ANKARA TIR GÜMRÜĞÜ'ne gönderilme işlemleriyle ilgili tek bir evrakın dahi eklenmediği görülmüştür."

—İhbar sonrası ele geçen mallara göre ihbarın doğru çıkması sonrasında mallara el konmamasına ve zapt etme tutanağı düzenlenmemesine rağmen, Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü'nden İstanbul Gümrükleri Başmüdürlüğü'ne yazılan ve müdürü RECEP BİLGİN'in imzasını taşıyan 15.08.2003 tarih ve 72841 sayılı yazıda malların zapt edildiğinin yazılarak Başmüdürlüğün yanıltılmaya çalışıldığı, yazı ekinde zapt etme tutanağı olmadığı halde başında şüpheli Başmüdür F. Nadide Ünlü'nün bulunduğu Başmüdürlükçe bunun araştırılmadığı, bu yazı sonrasında F.Nadide Ünlü'nün imzasını taşıyan 26.08.3003 tarihli ve 55668 sayılı Gümrükler Genel Müdürlüğü'ne hitaben yazılan yazıda, Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü'nden gelen yazı ekinde olan belgenin araştırma ve tespit tutanağı olduğu sıkça belirtildiğine göre Başmüdür F. Nadide Ünlü'nün emri altındaki Haydarpaşa Gümrük Müdürlüğü'ne zapt etme tutanağının yapılmasını emretmeyerek suça bu şekilde ortak olduğu ve görevini kötüye kullandığı görülmüştür"

Evet, sevgili okurlarım savcısının bir dönemin İstanbul Gümrüklerinden sorumlu üst düzey yöneticilerine ağır ithamlarının bulunduğu iddianamesi kabul görmüş ve dava halen Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı'nca sürdürülmektedir. 03.11. 2010 tarihinde yapılan duruşmada, yukarıda adları geçen sanıkların hepsi hazır bulunmuşlar ve suçlamalara gerek kendileri gerekse avukatları aracılığıyla cevaplar vermişlerdir. Önümüzdeki duruşma da, 28 Şubat 2011 günü yapılacak ve esas hakkında müptelada verildiği için büyük olasılıkla karara bağlanacaktır.

Tabii bu duruşmanın bütün detayları da bendeniz Aykut Onur Kalaycı'nın köşesinde sizlerle birebir paylaşılacaktır. Şimdilik sağlıcakla kalın sevgili okurlarım..