15 Temmuz’un şifreleri çözüldü

MİLLİYET'TEN TOLGA ŞARDAN YAZDI!..

15 Temmuz darbe girişimini soruşturan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yavaş yavaş sona yaklaşıyor!...

17-25 Aralık 2013 sonrasında devlet kadrolarından tasfiyesine başlanan Gülen cemaatine yönelik çalışmaların yeterli düzeye ulaşmaması, 15 Temmuz’u yaşamamıza neden oldu.

15 Temmuz darbe girişimini soruşturmakla görevlendirilen savcılar, iddianamenin yazımına başladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na bağlı Anayasal Düzene Yönelik Suçlarla Mücadele Bürosu’nda görevli savcılar darbe girişimini iki ana bölüme ayırdı.

Hummalı çalışma yürüten savcılık, Başsavcıvekili Necip Cem İşçimen’in koordinesinde ana dava olarak görülecek iki ayrı iddianame hazırlıyor.

İlk iddianame, “darbenin planlanmasıyla” ilgili olacak.

Bu iddianamede, darbe girişimi öncesinde TSK içindeki çalışmalar, yapılanmalar ve Genelkurmay içindeki FETÖ faaliyetlerinin incelenmesi, 15 Temmuz gecesi Genelkurmay karargahında yaşananlar yeralacak.

İkinci iddianame ise 15 Temmuz gecesinde Genelkurmay karargahında alıkonulan üst düzey TSK kadrosunun götürülmesinden sonra yaşananların araştırılmasıyla hazırlanacak.

Şüphesiz ki her iki iddianame birbirinden önemli.

Ancak, ilk iddianame, TSK’daki FETÖ örgütlenmesinin 15 Temmuz’a yönelik çalışmalarını aydınlatması açısından az da olsa diğerinin önüne geçecek.

Zira, 16 Temmuz’da başlatılan soruşturma kapsamında henüz tam olarak aydınlatılamayan bazı önemli saatler var.

Bu çerçevede, henüz alınamayan çok kritik isimlere ait ifadelerin verilmesi bekleniyor.

O ifadeler, 15 Temmuz’un aydınlatılması için kritik önemde görülüyor.

Milli Birlik Komitesi

Savcılığın son aşamaya getirdiği darbe girişimi soruşturmasında ulaşılan yeni bir bilgi var.

Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıkları karargahlarında görevli şüphelilerin çalışma odalarında aramalar gerçekleştirildi, bilişim cihazlarında detaylı veri araştırması yapıldı.

Araştırmalar sonrasında, FETÖ üyelerinin, 1960 askeri darbesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi’ni (MBK) model aldıkları anlaşıldı.

Yapılan aramalar ve veri incelemelerinde, Milli Birlik Komitesi’nin oluşumu, darbe planları, bazı yargılanma kayıtları ve yargılamalara ait duruşma tutanaklarına ulaşıldı.

Darbeyi planlayan TSK mensuplarının “Yurtta Sulh Konseyi” adıyla bir grup olarak hareket etmeleri savcılıkta bu görüşün oluşmasına neden oldu.

MBK’nin, kendi aralarında yeralmayan bazı kişilere de daha sonra oluşan süreçte görev vermesi de dikkati çeken bir başka nokta.

Darbenin başarıya ulaşması halinde Yurt Sulh Konseyi’nin de içlerinde yeralmayan bazı kişilere görev vermeyi tasarlaması, savcılığın bu görüşünü etkileyen diğer unsur oldu.

28 Şubat’ta teslim

Aldığım bilgilere göre, savcılık ilk iddianameyi Türkiye açısından için ilginç bir tarihte, 28 Şubat’ta ön inceleme için mahkemeye teslim edecek.

Yaklaşık 100 sayfalık bölümde darbe sürecini anlatan fotoğrafların yeralacağı, 250 sayfadan fazla bölümde de tahlil ve değerlendirmelerin bulunacağı ilk iddianamenin teslim tarihi böyle öngörülüyor.

Savcılık, her iki iddianameyi eksiksiz bitirme hedefinde.

Arama yapan komutan

Bu arada, savcılık ilginç bir bilgiye daha ulaştı.

Hatırlanacağı gibi, darbeyi gerçekleştirmeyi planlayan Yurtta Sulh Konseyi’nin, darbenin gerçekleşmesi halinde hangi TSK mensuplarını, hangi devlet kurumlarında görevlendireceğine ilişkin bir liste kamuoyuna yansımıştı.

İşte savcılık, bu listede yeralan isimlerin kullandığı cep telefonlarının HTS kayıtlarına ulaştı.

Kimin, nerede, ne zaman, kiminle ve ne kadar süreyle telefonla görüştüğünü ortaya koyan bu kayıtlarda, 15 Temmuz günü emekli üst düzey bir komutanın, darbenin önemli isimlerinden olan ve tutuklu Genelkurmay eski Personel Başkanı eski korgeneral İlhan Talu ile görüştüğü belirlendi.

Emekli komutanın, Talu’yla yaptığı bu görüşme savcılıkça dikkat çekici bulunuyor.

2003’ten sonra atılma yok

Savcılığın üzerinde durduğu diğer konu ise TSK’daki FETÖ’cülerin tasfiyesi. Savcılık bu konuda önemli bir bilgiye ulaştı. Buna göre, en son 2003’teki Yüksek Askeri Şura çalışmaları sırasında 2 astsubay FETÖ’cü olduğu gerekçesiyle ordudan atıldı.

Bu tarihten sonra TSK’dan hiçbir FETÖ’cünün ordudan atılmadığını belirleyen savcılık; buna karşın, aynı süreçte dini inançları nedeniyle TSK’dan ilişiği kesilenlerin “bir kaç bin” olduğunu tespit etti.

Savcılık, yaptığı araştırmalarda ilginç bir tespitte daha bulundu.

Başarısız darbe girişimine katılan TSK mensuplarının meslekte bulundukları aşamalar incelendiğinde, TSK’daki “atama birimlerine yaklaşık 20 yıl önce yerleşmeye başladıkları” ortaya konuldu.

FETÖ’nün, TSK’ya yönelik faaliyetlerinde başlangıçta 1-2 elemanını söz konusu birimlere yerleştirerek “sızma” hareketine başladığı saptandı.

TSK’ya sızma faaliyetleri kapsamında yıllar içinde kritik birimlere yerleştirilen FETÖ üyelerinin sayısında artışlar yaşandığını ortaya koyan savcılık, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarının personel başkanlıklarının neredeyse tamamının FETÖ mensubu kişilerden oluştuğunu günışığına çıkardı.

Yabancı ülkelere bilgi servisi

İddianame hazırlama çalışmalarında adım adım

sona yaklaşan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ’nün, general seviyesinde istediklerini yaptıracak güce ve kuvvete ulaştıklarında

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tamamını ele geçirecek, kadrolaşacak hamleler yaptığını ortaya koydu.

Bu çerçevede savcılık, devletin ve TSK’nın en gizli bilgilerinin ve sırlarının FETÖ tarafından ele geçirildiğini ve örgütün bu bilgilerle hükümeti korkutmak istediğini ve gerektiğinde ele geçirdiği söz konusu bilgileri ABD başta olmak üzere yabancı ülkelerin istihbarat teşkilatlarına servis ettiğine ilişkin bulgulara ulaştı.

Sonuç olarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ülke tarihinin en önemli dönüm noktalarından birisini günışığına çıkartacak.

Kamuoyu, darbe iddianamesini merakla bekliyor.

TOLGA ŞARDAN / MİLLİYET