Ankara emniyet mahrem yapılanmasının bilinmeyenlerini anlattı

FETÖ'nün karanlık yüzünü anlatan itirafçılardan Ö.F, örgütten ayrılmak istediğini ancak kendisini kararından vazgeçirmeye çalışan kişinin, "Çok şey biliyorsun. Sevdiğin insanlar zarar görür." diyerek tehdit ettiğini bildirdi.

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) karanlık yüzünü, uzun yıllar örgütün mahrem birimlerinde görev alan itirafçılar anlattı.

Bunlardan Ö.F, örgütten ayrılmak istediğinde kendisini kararından vazgeçirmeye çalışan kişinin, "Öyle hemen çekip gitme yoktur. Aksi takdirde sen de zarar görürsün, sevdiğin insanlar da zarar görür." diyerek tehdit ettiğini bildirdi.

Örgütte uzun yıllar görev aldığı belirlenen Ö.F, önce Ankara Emniyet Müdürlüğünde ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifadelerde, 2002'de sağlık memurluğu eğitimi gördüğü dönemde devlet yurdu çıkmayınca, ildeki tek erkek yurduna gittiğini, o dönemde yurdun FETÖ'ye ait olduğunu bilmediğini belirtti.

Bir süre burada kaldıktan sonra yurt müdürünün yönlendirmesiyle örgüte ait evde kalmaya başladığını aktaran Ö.F, son sınıfa geldiğinde memur olarak atandığını ifade etti.

Bu sırada dershanede öğretmen olarak çalışan kişinin kendisini bir başka eve yerleştirdiğini, evin masraflarının yarısını karşılayan Milli Eğitim Bakanlığında çalışan Sami adlı kişinin evde cemaat mensubu polislere "sohbet" verdiğini dile getiren Ö.F, bir süre sonra Sami'nin kendisinden de eve gelenlerle ilgilenmesini istediğini bildirdi.

Ö.F, 2008'de Gaziantep'e tayininin çıktığını, bu dönemde 7-8 ay "cemaat" ile bağlantısının olmadığını kaydederek, şu beyanı verdi:

"Cemaatin içerisinde daha önce bulunan ve sonrasında cemaate katılmayanlar belli periyotlarla tespit edilir. Buna da 'ümit' denilmektedir. Gaziantep'teyken Milli Eğitim'de öğretmen olan İrfan isimli şahıs beni arayarak, Siirt'ten bir şahsın selamını söyledi. Gaziantep'e tayin olduğumu, yeni evlendiğimi, eve hayırlı olsuna gelmek istediğini söyleyerek, benimle bağlantıya geçti. Eve geldiğinde bana 'Yine beraber çalışalım, beraber hizmet edelim. Seninle çalışmak istiyoruz' dedi. Ben de kabul ettim. Bir süre İrfan abiyle sohbetlere katıldıktan sonra bana Gaziantep Çevik Kuvvet'te çalışan yeni polis memurlarına hizmet vermemi, Kur'an öğretmemi istedi. Bunu kabul ederek polislerin katıldığı bekar evlerinde sohbet vermeye başladım. Sohbetlere 15 kişilik gruplar gelmekteydi."

Ö.F, Gaziantep'teki görevinin "sohbet abiliği" olduğunu, bunu 2011'e kadar sürdürdüğünü ifade ederek, Mart 2011'de Ankara'ya geldiğini söyledi. Burada da kendisini "İrfan abi"nin aradığını belirten Ö.F, İrfan'ın kendisini Emek'te galerici olan Oktay adlı biriyle tanıştırdığını, yanında "Vedat" kod adlı birinin de bulunduğunu anlattı.

Bu kişilerin kendisine "Ankara'da tedbir kurallarının daha fazla olduğunu" söyleyerek "Kadir" kod adını verdiklerini belirten Ö.F, sonradan gerçek ismi Murat olan "Vedat" kod adlı kişinin "cemaatin kurumlarında öğretmenlik yaptığını ve Ankara'nın polis abisi olduğunu" öğrendiğini bildirdi.

Ö.F, "Vedat" aracılığıyla başkalarıyla tanıştığını, bazı evlerde KOM Daire Başkanlığı ve Ankara KOM Şube Müdürlüğündeki polislere "sohbet" verdiğini ancak sivil olması nedeniyle polislerin kendisini "abi" olarak kabul etmediklerini, bunun üzerine kendisine "başka bir yerin verildiğini" belirtti.

"17/25 Aralık'tan sonra..."

İfadesinin devamında o dönemde temasta olduğu örgütte yer alan bir grup kişinin ismini sıralayan ve bunlara ilişkin bilgiler veren Ö.F, şöyle devam etti:

"Benim altımda bulunan şahıslarla özel cep telefonum ile kesinlikle irtibata geçmedim. Cemaatin bize vermiş olduğu ve belli aralıkla emirle değiştirilen başka kişilere ait 'patates' diye tabir edilen açık hatlardan görüşüyorduk. Bu telefonlarla görüşmelerde kesinlikle somut isim ve adres verilmezdi. 'Abi marketin oradayım, abi sekiz buçuk' gibi kısa öz konuşmalar yapılırdı. Bu görüşmeler, bu cep telefonlarıyla 17/25 Aralık sürecine kadar oldu. Sonra ByLock, Line, Telegram, Coverme ve benzeri haberleşme programlarıyla iletişim kurmaktaydık. ByLock'tan sonra bize Eagle isimli programı yüklememiz söylendi.

Cemaat içerisinde yaptığımız istişare toplantılarında özellikle 17/25 Aralık'tan sonra bize 'AK Parti haricinde istediğiniz partiye oy verin' diye talimat geldi. 'Milletvekilliğine adaylığını koyan tutuklu polis müdürlerine oy verin' talimatı geldi. 17/25 Aralık'tan sonra toplantılarda siyasi içerikler, Cumhurbaşkanımız kötülenmeye başlanıldı. Köşe yazıları, tartışma programlarındaki videoları izlettiler ve cemaatin haklı olduğu, hükümetin haksız olduğu, hükümetin cemaati bitirmeye çalıştığı ve Ergenekoncularla iş birliği yaptığı (söylenildi)."

Ö.F, örgüt elebaşı Fetullah Gülen'in haftalık dini sohbetlerinin 17/25 Aralık'tan sonra siyasi konuşmalara dönüşmesiyle kendisinin, sohbete gelen polis memurlarının ve öğretmenlerin rahatsız olmaya başladığını, bunları ilettikleri üstlerinin "hükümetin propaganda gücünün çok olduğunu, Gülen'in de cevap hakkı verdiğini söylediklerini" aktardı.

Ö.F, örgüte ait bir internet sitesi üzerinden elebaşı Gülen'e ulaşabileceğini düşünerek rahatsızlıkları dile getiren bir mektup yazdığını, bunu kimseye söylemediğini ancak yanıt alamadığını savundu.

Nasıl tehdit edildiğini anlattı

Örgütün "Ankara il sorumlusu" olan "Vedat" kod adlı kişinin "cemaat içinde fitne çıkarttıkları" gerekçesiyle kendisinin de yer aldığı üç kişiyi uyardığını ve "muhalefet yapmamalarını istediklerini" anlatan Ö.F, o dönemde "cemaatten ayrılmak istediğini" kendisinden sorumlu olan "Muhsin" kod adlı kişiye ilettiğini ifade etti.

Örgütteki kişilerin bir süre kendisini oyaladıklarını beyan eden Ö.F, sonunda "Vedat" kod adlı kişinin kendisini A.D. adlı kişiye yönlendirdiğini bildirdi ve şunları kaydetti:

"Gittiğimde A.D. adlı şahıs kapıyı açtı. Vedat Bey'le görüşmek istediğimi söyledim. Bana 'Yarım saat sonra gelir' dedi. Vedat kod adlı şahıs geldi. Bana neden bırakmak istediğim, bu sıkıntılı zamanda neden çıkmak istediğim, üstümdeki abiyle mi anlaşamadığım tarzında sorular sorarak, iki saat beni ikna etmeye çalıştı. Bana, cemaatin ham, has, çürük diye üç gruptan oluştuğunu, çürüklerin ayrıldığını, 'Senin gibi hamlar da ayrılıyor. Geriye haslar kalacak. Sen bu hizmetin mahrem dairesine girdin, yatak odasına girdin, buradan öyle çıkış yoktur. Bırakıp gidemezsin. Biz sana birini zimmetleyeceğiz. Muhakkak o abiyle görüşeceksin. Seni boş bırakamayız. Çok şey biliyorsun, çok kişiyi tanıyorsun. Öyle hemen bırakıp gitme yoktur. Aksi takdirde sen de zarar görürsün, sevdiğim dediğin insanlar da zarar görür' diye iğneleyici ve üstü kapalı tehdit edici sözler söyledi. Gidip ifade vermemem için beni kontrol altında tutmaya çalıştığını düşünüyorum."

Ö.F, örgüt üyelerinin evine gelip, bir şey bıraktıktan sonra kendisini ihbar etmelerinden korktuğunu dile getirdi.

15 Temmuz'dan önce bir, sonrasında iki defa Emniyet'in kapısına kadar gittiğini ancak korkarak ifade vermediğini anlatan Ö.F, yine de sonraki dönemde örgütün toplantılarına gitmeyi kestiğini dile getirdi.

AA