'Çocuklarım benim olmayan ayağım oldu'

Bölücü terör örgütü ile girdikleri çatışmalarda gazi olanlar, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği çatısı altında birbirlerine destek oluyor.

Terörle mücadele çalışmaları sırasında teröristlerle girdikleri çatışmalarda yaralanan gaziler, Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği çatısı altında birbirlerine destek oluyor.

Derneğin Mecidiyeköy'deki İstanbul şubesinde zaman zaman bir araya gelen gaziler ve şehit aileleri, hayata birlikte tutunuyor.

Genç bir uzman jandarma olarak Bingöl'de katıldığı bir operasyonda ağır yaralanan ve uzun tedavinin ardından tekrar hayata dönen Önder Çelik de bu gazilerden biri. Çelik, gazi ve şehit ailelerinin yaralarını sarmak için Türkiye Harp Malulü Gaziler Şehit Dul ve Yetimleri Derneği İstanbul Şube Başkanı oldu.

Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 4 yıldır şube başkanlığı görevini yürüttüğünü söyledi.

Derneğin, 1915'te Çanakkale Zaferi neticesinde Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın talimatıyla ve İstanbul Garnizon Komutanı Miralay Cevdet Paşa'nın 11 arkadaşıyla kurulduğunu hatırlatan Çelik, "Derneğimiz, başta şehit yakınlarımızın ve kahraman gazilerimizin emanetlerine sahip çıkmayı amaçlıyor. Onların özlük haklarına sahip çıkmak, onları en iyi şekilde her yerde temsil etmek, sorunlarını çözmek ve hep yanında olmak adına bir gaye içerisinde çalışmaktadır." dedi.

Çelik, 1992'de uzman jandarma olarak mesleğe başladığını dile getirerek, değişik birliklerde görev almak üzere, özellikle sınır ötesi operasyonlara katıldığını anlattı.

Uzun süre operasyonlarda tim komutanı, unsur komutanı olarak görev yaptığını belirten Çelik, "En son 2006 yılının sonunda bizler özel kuvvetler kursu aldık. 2007 yılının başlarında Bingöl'de operasyona katıldım. Bingöl ile Tunceli arasında Bilice denilen jandarma karakolu var. Bu jandarma karakoluna bizler destek kuvvet olarak görevlendirildik. 15 Ekim 2007'de bir istihbarat üzerine, yaklaşık karakola 5 kilometre mesafede sızma hareketinin olduğunu öğrendik ve pusu yapan unsur kuvvetlerine desteğe çıktık. Yolda zırhlı araçla pusuya düştük. 9 askerle beraber ağır yaralandım. Bir askerimiz yanımızda şehit oldu. Yaklaşık 6 saat, gece 23.00'ten sabah 05.00'e kadar, terör unsurlarıyla ağır yaralı halde çatışmaya devam ettik. Tabi ki terör örgütlerinin orada yuvalanmasını önlemek, sızma harekatın önüne geçmek adına yapmış olduğumuz bu operasyon sırasında, omurilik hasarı olarak ve bir ayağını kaybetmiş kahraman olarak ağır yaralandım." diye konuştu.

Operasyonda 7 teröristin etkisiz hale getirildiğini ifade eden Çelik, bir askeri şehit vermenin üzüntüsünü yaşadıklarını dile getirdi.

Çelik, tedavisi sırasında omurilik hasarı nedeniyle doktorların yürüyemeyeceğini söylediklerini anlatarak, şöyle devam etti:

"Hayata gözlerini yeni açan, emeklemeye çalışan, yürümeye çalışan bir çocuk gibiydim. Ben tekrar emeklemeye çalıştım. Emekleyip, ayaklarımın üzerine basmayı denedim birçok kez. Hep isyan ettik. Sabah akşam 5-10 kilometre koşan bir kahramanın düşmüş olduğu durumu kabullenmek çok zordu. Tabi ki sabır gerektiriyordu başta ailem, eşim hep yanımdaydı ve devletimizin çok kıymetli doktorları, hemşireleri, sağlık camiası, Silahlı Kuvvetlerin değerli komutanları bizlerin hep yanındaydı. Kendimizi yeniledik, tekrar doğduk, emekledik ve yürüdük. Yaklaşık 36 ay ağır tedavi sonucunda, şükürler olsun ki 2 değnekle ayağa kalktık."

Baba olma sevinciyle ayağa kalktı

İki değnekle yürümeye başladığını ve malulen emekli olduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:

"Bir gün eşim bana, hamile olduğunu söyledi. Elimde olan değneklerden birini mutluluktan dolayı attım. Belki bu süreç daha sonra olacaktı ama ondan sonraki süreçte biz buna inanamadık. Sürecin biraz daha böyle ilerlemesi, o güzel haberden sonra bize biraz daha hayata bağlanma sorumlu kalma anlamında değer kattı. O mutluluk, sevinç, heyecan bizi hayata daha iyi bakmamızı sağladı. 7 ay sonra bizim dördüz evladımız oldu. 2 kız 2 erkek. Çocuklarım sağlıklı olursa diğer taşıdığım değneği de Boğaz Köprüsü'nden atacağıma, bir daha da o değneğe bağlı kalmayacağıma söz vermiştim. O güzel süreçten sonra da bir gün köprü üzerinden geçerken aracı durdurup değneği İstanbul Boğazı'nın derinliklerine attım. Çocuklarım benim olmayan ayağım oldu. Şimdi protez ile geziyoruz."

Çelik, gaziliğin gururunu yaşadığını vurguladı.

"Çocuğumun, eşimin kolu benim kolum oldu"

Henüz 2 yıllık astsubayken girdiği bir çatışmada ağır yaralanan Osman Ünsal da 1992'de İstanbul'da göreve başladığını dile getirdi.

Geçici görevle Şırnak İkizce taburuna nakil olduğunu anlatan Ünsal, "3-4 ay Gabar'da operasyonda bulunduktan sonra Besta mevkisine geçtik. Bu operasyon esnasında Irak'tan kaçan teröristlerle karşılaştık. 14 Eylül 1994 gecesinde Şırnak Besta'da çatışmaya girdik. 2-3 saat çatışmalar sürdü. Askerlerimizin bir kısmı şehit oldu, yaralananlar oldu. 300 kişilik bir grupmuş. Biz 91 kişiyiz. Emir verdim, 'Ayakta gezen herkesi vurun' diye. Bu esnada mevziden çıktım tetiğe bastım onlar da bize ateş açtı, sağ tarafımdaki askerime geldi. Ondan sonra biz vurulduk, bizim ateşimizle de onlar vuruldu. Bu ateşle biz sızmayı önledik. O sırada benim kolum gitti, askerim şehit oldu. " diye konuştu.

Çatışmaların sabaha kadar sürdüğünü 3 askerin şehit olduğunu, 8 askerin yaralandığını dile getiren Ünsal, 17 teröristin de ölü ele geçirildiğini söyledi.

Ünsal, çatışmadan 7-8 gün sonra Diyarbakır'da bir hastanede kendine geldiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"Diyarbakır'da sağ kolumu aldılar. Uyandığımda elimi oynatıyorum, hissediyorum ama yokmuş öyle bir şey. Bir ay sonra GATA'ya geldik. 1 yıllık tedaviden sonra biz de malulen emekli olduk ve Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkimiz kesildi. 1993 yılında evlenmiştim, 13 yıl sonra çocuğumuz oldu. Gazi olduğumda 6 aylık evliydim. Çocuğumuz olmadı. Aldığımız tüm tazminatı tüp bebek masraflarına verdik. 2000 yılında geldik, tedaviye başladık sonra 2005 yılında kızımız dünyaya geldi. Şu an kamuda çalışıyorum. Çocuğumun, eşimin kolu benim kolum oldu. Evin bütün yükü eşimin üzerinde, anne baba o şu an. Çok şükür ki kolumuzu vatan uğruna verdik, mutluyum. Hiçbir zaman demedim ki bu kolu niye verdim."

AA