EKÂBİRİN MUSLUĞU

Baki ŞİMŞEK

EKÂBİRİN MUSLUĞU

Halkların yönetim sistemleri, kendilerini yaşatacak olguları da beraberlerinde oluştururlar. Ahlak, din, eğitim, adalet… Elbette bütün bu olgular, sistemin ekonomisini ayakta tutmayı amaçlar.

Aslında dünyanın her yeri, her çağda ekâbiri değişmeyen bir oligarşiyle yönetildi ve yönetilecek. Seçimleri usandırıcı sıklıkta yinelenen demokrasilerden tutun, en dediğim dedik monarşilerde bile bu böyleydi. Şimdiyse evrensel bir oligarşiyle yönetiliyoruz. Geçmiştekinin değişik yanı, derebeylerin şatolarının birbirlerinden uzak oluşuydu.. Şimdiyse iletişim dünyayı küçücük yapıverdi.

Oligarşideki[1]eğitim anlayışı; daha birey yeryüzüne gözlerini açar açmaz ondaki yaratıcı gücü yerine göre zaman zaman törpüleyici, budayıcı, baltalayıcılıktır. Okul öncesinde, okulda ve sonrasında bu eğitim hakkıyla yerine getirilir. Oligarşinin eğitiminden geçmiş kişi, artık kişi olmaktan çıkmış; eleştiri gücü bütünüyle dumura uğratılmıştır. Bu insanlara yönetimi eleştiriyormuş gibi yapmak, pahallı bir markadan gömlek giyiyormuş gibi tat verir. Oysa yöneticiler de tıpkı kendileri gibi birer tebadırlar.

Derebeyler kimlerdir peki?

Uluslararası teröristler, kaçakçılık şebekeleri, terör örgütleri…

Oligarşinin sapasağlam ayakta kalabilmesi için, dünyanın öbür ucunda bile misyonları vardır. Bu misyonlar, öbür uçtaki insanları işgüzarca eğitirler. Ekâbirin yaşaması için bu “eğitilmiş” çoğunluğa gereksinme vardır. Demokratik Oligarşide ekâbir, yasaları yapanları gönlünce eğittiği çoğunluğa seçtirtir. Seçtirttiği adamlarına kendi yararına yasalar yaptırır. Oligarşi, ekâbirin yararı için yapılan bu yasaları korumak için bir de kolluk örgütü besler. Bu örgütün işlevini yerine getirmesiyle başlayan oyunun son perdesine ise “adalet” denir.

Ahlak ve din olgularına gelince… Ahlak, din, eğitim sacayağı gibidirler. Ahlak ve din olguları, soyut kolluk görevlileridir. Çoğunluğun akıllanmaya, eleştirmeye kalkışma olasılığına karşı ekâbirin görünmez sigortalarıdırlar. Eğitilmiş çoğunluğun dikkatleri başka yöne çekilerek, bu arada ekâbirin parsayı toplaması içindirler.

Tanrı’nın insanları erkek ve kadın diye birbirlerini bütünlemeyi müthiş özleyen yarımlar halinde yaratması oligarşinin ahlak, din, adalet kurumlarının çok işine yaramıştır.

AİDS ve çevre kirliliği, yüzyılımızın ürküleri… Bu ürküler bile oligarşinin elinde.. Bir zamanların kuş gribini ve yurda ithal edilen aşıları hatırlayın! Halkına layık gördüğü aşıları beğenmeyenler, büyük ağabeylerinin ülkesine gidip burunlarına bir şeyler çekip aşı olmadılar mı?  Oligarşi ahlakının tercümanlığını yapan bazı görsel ve yazılı basın aidsi, eğitilmiş çoğunluğa Sodom[2]gibi sundu. Test cihazları, onların donanımları, çalışma harcamaları, eskilerini yenileştiren geçersizleri… Bunlar hep Devlet bütçelerinden sağlanan büyük paylarla satın alınacaklar. Bal tutanlar parmaklarını yalayacaklar. İlaç şirketleri, etkili mi bilinmez ama cici kutularda “hap”lar üretecekler…

Bir varsayım benimkisi… Aids oligarşinin çok işine yarıyor. Sakın şu aids ve hepatit dedikleri, yaratıcılığı ekabirin yararına yönlendirilmiş sakıncasızlar tarafından keşfedilmiş değil de, icat edilmiş bir hastalık olmasın!...

Çevre kirliliği ekonomik yapının bütünüyle değişmesiyle önlenebilir ancak. Bu da ekâbirin musluğundan da su akmadığı zaman değişecektir. Umarım bu çok geç olmaz!!
 

[1]OLİGARŞİ: Az ve belirli sayıda kişinin, bir ülkenin veya müessesenin idaresini ellerinde bulundurup, hakimiyetteessüs etmeleri. Gerçek iktidarın birkaç kişinin, bir grubun, birkaç ailenin veya bir sınıfın elinde bulunduğu idare tarzıdır. Menfi mana ifade etmekte olup, sosya ve siyasi hakların sınırlandırıldığı, kamugücünün belli bir azınlık lehine adaletsizce kullanıldığı idareler oligarşik idarelerdir.

[2]Alman metal müzik grubudur