GENEL DEĞERLENDİRME: SOMUT POLİTİKALAR VE BÜTÜNLÜK VİZYONU

Baki ŞİMŞEK

GENEL DEĞERLENDİRME: SOMUT POLİTİKALAR VE BÜTÜNLÜK VİZYONU

─────────────────────────────────────────────

Bu 4. Kısımda, hoşgörü ve birlikteliğin nasıl ete kemiğe bürünebileceğini gösteren farklı politika ve uygulama örneklerine değindik. Görüldüğü üzere, yerel yönetimlerin katılımcı projelerinden sivil toplumun sahadaki inisiyatiflerine, eğitim kurumlarında geliştirilen kültürler arası yaklaşımlardan sanat, spor ve medya ekseninde yürütülen faaliyetlere kadar pek çok mecra, hoşgörü kültürünü somutlaştırabilir. Aynı şekilde, geçmiş travmalarla yüzleşmeyi amaçlayan toplumsal hafıza projeleri ve barış süreçleri, çatışma potansiyelini azaltarak birlikte yaşam iradesini pekiştirir. Bu uygulamaların ortak noktası, “farklı kimlikler arasındaki diyaloğu artırmak ve karşılıklı saygıyı derinleştirmek” şeklinde özetlenebilir. Gerek ülkemiz gerekse diğer ülkelerden örneklerin gösterdiği gibi, insanlar birbirini tanıdıkça, “öteki” olarak gördüğünden korkma ya da ondan uzak durma eğilimi azalır. Eğitim, sanat, spor ve medya gibi alanlarda paylaşılan ortak deneyimler, millî birlik duygusunu zedelemez; tam aksine, ortak bir gelecek tahayyülünü zenginleştirerek üniter yapıyla çatışmayan bir birliktelik modeli sunar.

Elbette, bu politika ve uygulamaların başarıya ulaşması, “siyasi istikrar”, “ekonomik fırsatlar” ve “hukuki güvence” gibi faktörlere de bağımlıdır. Örneğin, bir bölgede ekonomik kaynaklar ve sosyal hizmetler yetersizse, farklı gruplar arasındaki rekabet ve çatışma riskleri artabilir. Bu nedenle, hoşgörü ve birliktelik politikalarının, ekonomik ve sosyal politikalara entegre edilmesi gerekir. Kalkınma projeleri, altyapı yatırımları ve istihdam fırsatları, kültürel veya dinî farklılıkların yarattığı gerilimlerin hafiflemesine yardım edecek eklektik bir bütünlük oluşturur. Benzer şekilde, hukukî mekanizmaların (3. Kısımda tartışıldığı gibi) işlerlik kazanması, söz konusu somut uygulamaların güvence altına alınmasını sağlar. Eğer ayrımcılık, nefret söylemi ve şiddet içeren eylemler, etkin hukuki takibe uğramazsa; yerel düzeyde yapılan diyalog etkinlikleri veya kardeş okullar projesi gibi iyi niyetli girişimler kalıcı sonuç veremeyebilir. Bu nedenle, hoşgörüyü önceleyen politikaların, güçlü kurumlarla ve kararlı hukuki yaptırımlarla desteklenmesine ihtiyaç vardır.

Ülkemiz örneğinde gerek merkezi hükümetin gerekse belediyelerin ve valiliklerin özenli politikalar geliştirdiği, STK’ların aktif çalışmalar yaptığı dönemlerde “imkânsız gibi görünen” anlaşmazlıkların önemli ölçüde hafiflediği görülmüştür. Özellikle 2000’li yıllarda yürütülen “barış süreçleri” kapsamında, bölgeler arası gönüllü faaliyet görüşmeleri, dil kursları, yerel medya projeleri ve toplumsal uzlaşı toplantıları, pek çok alanda kaynaşmayı artırmıştır. Bu tür pozitif örnekler, üniter yapıyı zayıflatmadığı gibi, tam da “birlikte yaşama iradesi”ne dayalı, güçlü bir toplumsal doku inşa etmenin mümkün olduğunu göstermiştir.

Sonuç olarak, 4. Kısımda incelediğimiz uygulama ve politika örnekleri, “Hoşgörü ve Birliktelik” değerlerinin soyut bir kavram olmaktan çıkıp nasıl gündelik yaşama nüfuz edebileceğini gösterir. Yerel yönetim projeleri, sivil toplumun sahadaki girişimleri, eğitim kurumlarının çabaları, kültürel faaliyetlerin birleştirici etkisi ve medyanın sorumlu yayıncılık anlayışı bir araya geldiğinde, çok daha bütüncül bir sosyal iklim oluşur. Bu iklim, millî kimliğin altını oymak yerine, toplumsal barışı ve devletin meşruiyetini perçinleyerek “üniter devletin” ve “Ulus Devlet”in uzun vadede daha sağlam temellere oturmasına katkı sunar.

─────────────────────────────────────────────────────

4. KISIM SONU VE GELECEK BÖLÜMLERE YÖNELİK BİLGİLENDİRME

Bu 4. Kısımda, çeşitli somut örnekler ve pratik uygulamalar üzerinden hoşgörü ve birliktelik değerlerini hayata geçirebilecek politika alanlarını inceledik. Yerel yönetimlerin katılımcı projeleri, sivil toplum girişimleri, eğitim kurumlarında çokkültürlü yaklaşım, kültürel ve sportif faaliyetler ile medyanın sorumlu yayıncılık anlayışı, “birlikte yaşama” fikrini güçlendirebilecek kritik unsurlar olarak öne çıktı. “Birlikte Yaşama”nın dünyada tek somut örneği olan Antakya’dan ve ayrıca, Türkiye dışından da bazı örneklere atıfta bulunarak, farklı coğrafyaların deneyimlerinden ilham alınabileceğini gösterdik.

Şimdi sırada (5.) ve son kısım var. Bu bölümde, makalemizin ana tezini özetleyecek, “Hoşgörü ve Birlikteliğin Hâkim Olacağı Bir Siyasi Yapının, Üniter Devlet Anlayışımızı ve Milliyetçi Görüşümüze Neden Zarar Vermeyeceği” sorusunu bütün boyutlarıyla değerlendirerek nihai bir sentez sunacağım. Ayrıca, gelecek perspektifleri ve politika önerileri de bu son kısımda ayrıntılandırılacaktır.

Bu son kısım, önceki dört bölümde ele aldığımız tüm başlıkları bir araya getirerek “Hoşgörü ve Birlikteliğin Hâkim Olacağı Bir Siyasi Yapının, Üniter Devlet Anlayışımızı ve Milliyetçi Görüşümüze Neden Zarar Vermeyeceği” sorusuna genel ve çok boyutlu bir cevap sunmayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda geleceğe dönük politika önerileri, dikkat edilmesi gereken riskler ve fırsatlar da bu değerlendirmede yer alacaktır.

─────────────────────────────────────────────────────

Gelecek Bölüm:

5. BÖLÜM

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

(Hoşgörü ve Birlikteliğin Üniter Devlete ve Milliyetçi Görüşe Katkısı)