GÜMRÜK MÜŞAVİRLERİ ODASININ KURULMASINI KİM İSTEMİYOR?

Baki ŞİMŞEK

GÜMRÜK MÜŞAVİRLERİ ODASININ KURULMASINI KİM İSTEMİYOR?

Bu yazımda sizlere Türkiye’nin kanunla kurulmuş fakat mesleki örgütlenmesi çıkar ve rant çevrelerince tamamlattırılmayan Gümrük Müşavirleri Derneklerinin hukuki yapısından ve neden “meslek odası” statüsüne kavuşturulmak istenmediğinden kısaca bahsedeceğim.

TARİHSEL SÜREÇ

  1. 007.1909 tarihine kadar dileyen herkes gümrük idarelerinde serbestçe iş takibi yapıyordu.
  2. 01.07.1909 tarihinde “Gümrük Komisyoncuları Talimatnamesi” yayımlanarak gümrük idarelerinde iş takibi meslek statüye kavuşturuldu.
  3. 25.06.1909/252 tarih ve sayılı genelge ile de gümrüklerde iş takip edenler ruhsatnameye bağlanmıştır.
  4. 108.1909 tarihinde beyanname sistemine geçilmiştir.
  5. 18.09.1914 tarihinde kapitülasyonlar kaldırıldıktan sonra gümrük vergileri uygulamasına başlanmıştır.
  6. 01.09.1916 tarihinde “Gümrük Tarifeleri Hakkında Kanun” yürürlüğe girmiştir.
  7. 16.01.1924/168 tarih ve sayılı kararname ile artık ihtiyaca cevap veremeyen 01.01909 tarihli talimatname yürürlükten kaldırılarak yerine yeni bir “Gümrük Komisyoncuları Talimatnamesi” konulmuştur.

Bu talimatnameye göre gümrük komisyoncusu olabilmek için sınav şartı getirilmiştir. 

  1. 01.09.1927 tarihinde “GÜMRÜK KOMİSYONCULARI KANUNU” yayımlanmıştır (1093 sayılı).
  2. Gümrük idarelerinde iş takibi 22 yıl gümrük komisyoncuları kanunu ile yürütüldükten sonra 02.05.1949 tarihinde 5383 sayılı kanun ile yürürlükten kaldırılarak “GÜMRÜK KANUNU” ihdas edilmiş ve gümrük komisyoncuları mesleği de bu kanun içinde yeniden düzenlenmiştir.
  3. Gümrük idarelerinde iş takibi 24 yıl 5383 sayılı kanunla yürütüldükten sonra günün ekonomik gelişmelerine uygun olarak yeniden revize edilmiş ve 01.02.1973 tarihinde 1615 sayılı yeni bir “GÜMRÜK KANUNU” yürürlüğe konulmuştur. Gümrük komisyonculuğu bu kanun içinde faaliyetine devam etmiştir.
  4. Gümrük idarelerinde iş takibi 27 yıl 1615 sayılı kanunla yürütüldükten sonra 04.02.2000 tarihinde çıkartılan 4458 sayılı yeni bir gümrük kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bu kanunda gümrük komisyoncu ifadesi kaldırılarak meslek mensuplarına “GÜMRÜK MÜŞAVİRİ” unvanı verilmiştir.

BU SÜRECİ NEDEN ANLATTIM

Dikkat edilirse kapitülasyonların kaldırılmasından sonra gümrüklerde vergi uygulamasına ve tahsilatına başlandığı, gümrük tarifelerinin yürürlüğe girdiği ve vergilendirmede beyanın esas olduğu süreç başlamıştır. Bu durum bize gümrük müşavirliği mesleğinin başta gümrük kanunu ve mevzuatını bilme yükümlülüğü ile birlikte borçlar hukuku, kaçakçılık mevzuatı, günümüzdeki diğer kanun, tüzük ve yönetmelikleri de bilme mecburiyetini getirmektedir.  Bu kadar yüklü bir mevzuata hâkim olabilmek için bir yüksekokul tahsili yapılmasını; mesleğe girebilmek için önce acemilik dönemi diyeceğimiz ön staj süresini; daha sonra mesleki staj sürelerinin tamamlanmasını ve diğer yazılı ve yeterlilik sınavlarını kazanıp gümrük müşavirliği mesleğine hak kazanmak gerekmektedir.  

Sizinle aynı yıl üniversiteye girip tıp fakültesini bitiren arkadaşınız doktor olarak hayata atılıp uzmanlık sınavlarına girdiği sıralarda siz daha gümrük müşaviri olmak için stajınızı tamamlamaya çalışıyor olacaksınız.

Bu kadar ağır bir eğitim nedeniyle 4458 sayılı Gümrük Kanunu gümrük müşavirlik mesleğini “kamu hizmeti niteliğinde bir meslek” olarak tanımlamaktadır. 4458 sayılı Gümrük Kanunu gümrük müşavirlik mesleğini kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu olarak tanımlamış olmasına rağmen, meslek kuruluşu şeklinde örgütleninceye kadar dernek olarak faaliyetine devam eder demesi, gümrük müşavirler derneğini “kanarya sevenler derneği” gibi aynı statüde değerlendirmesi anlaşılır gibi değildir. Aslında anlaşılmayacak bir şey yok…

Kanunun lafzındaki bu boşluk attarlardan, manifaturacılardan, bakkallardan, hızarcılardan, nakliyecilerden, sigorta eksperlerinden meydana gelen TOBB gibi bazı sivil toplum örgütlerinin iştahını kabartmıştır. Özellikle TOBB, gümrük idarelerindeki uygulanan mevzuatın bir ayağının kendilerinde olduğunu (ATR, MENŞE, TIR KARNELERİ gibi) bahane ederek gümrük idarelerinde iş takip eden gümrük müşavirlerinin de TOBB çatısı altında örgütlenmesini istemektedir.

Kamu hizmeti niteliğinde mesleki faaliyet icra eden yüksek nitelikteki bir meslek grubunun; mensupları üzerinde hiç bir denetim yetkisi olmayan ve kanun hükmü ile getirilen dernek çatısı altında örgütlenmesinin hizmetin niteliği ile bağdaşmadığı da açıktır.

 

RÜŞTÜNÜ İSPAT EDEMEYEN DERNEKLER VE ODALAŞMAYI ENGELLEYEN BAKANLIK

Otoriterler tarafından Ankara, Bursa, İstanbul, İzmir ve Mersin Gümrük Müşavirleri Derneklerinin faaliyetine izin verildiği görülmektedir. Dernek olarak faaliyette bulunabilmek için 5253 sayılı Dernekler Kanununa göre kurulmuş olmak esastır. 4458 sayılı Gümrük Kanunu da gümrük müşavirlerinin bir dernek çatısı altında faaliyetlerine devam edeceğini öngörmektedir. Önceki yıllarda (gümrük müsteşarlığı tarafından hazırlanıp onaylanan) tüzükleri ile faaliyet gösteren dernekler, daha sonra İçişleri Bakanlığında Gümrük Müsteşarlığı ve derneklerin iştiraki ile yapılan bir toplantıda, her türlü derneğin Dernekler Kanununa göre kurulacağı ve gümrük müşavirleri derneklerinin de Dernekler Kanununa tabi olduğu; bu nedenle mevcut tüzüklerini Dernekler Kanununa göre hazırlayıp değiştirmeleri gerektiği  karar altına alınmıştı..

Sadece Mersin Gümrük Müşavirler Derneği tüzüğünü değiştirip Dernekler Kanununa göre kuruluşunu yenilemiştir. Ankara, Bursa, İstanbul ve İzmir dernekleri ise “gümrük müşavirleri dernekleri 4458 sayılı Gümrük Kanununa göre kurulur” mantığıyla hareket ederek tüzüklerini Dernekler Kanununa göre değiştirmemişlerdir. 4458 sayılı Gümrük Kanunu, faaliyetlerine devam edecek olan gümrük müşavirlerinin dernek çatısı altında örgütlenmeleri hükmünü getirmektedir. Nasıl örgütlenmeleri gerektiğini söylememektedir. Gümrük Yönetmeliğinde veya mevzuatında bir uygulama talimatı da yoktur. O halde nasıl dernek faaliyetinde bulunacaksınız? Elbette Dernekler Kanununa tabi olarak…

Dernekler Kanununa tabi olan Mersin Gümrük Müşavirler Derneği eski adıyla Gümrük Müsteşarlığına yazarak, İçişleri ve Gümrük Müsteşarlığı ile yapılan toplantıda alınan karar ve talimat gereğini yerine getirmesine rağmen diğer dört derneğin bu talimata uymaması nedeniyle kendisinin de eski tüzüğe yani Gümrük Müsteşarlığının tüzüğüne dönmek istediğini ve bu nedenle Dernekler Kanununa göre hazırlanıp onaylanan tüzüklerini iptal ettiklerini ve revize ettikleri eski tüzüklerinin  kabulünü istemiştir. Gümrük Müsteşarlığı bütün derneklerin Dernekler Kanununa göre yeniden yapılandırılması gerektiğini yazıyla bildirmiş olmasına rağmen, dört dernek tarafından uygulanan tüzüğün kabulünün mümkün olmadığını; bu işin sorumluluğunun derneklere ait olduğunu bildirmiştir.

İçişleri Bakanlığı Dernekler Daire Başkanlığı ve eski adıyla Gümrük Müsteşarlığı dört derneğin tüzüklerinin derhal ve en kısa zamanda değiştirmeleri gerektiğini bildirmiş olmasına rağmen adı geçen dernekler halen yasal olmayan ve İçişleri Bakanlığı tarafından onaylanmayan tüzükleriyle faaliyetlerine devam etmekte ve Ticaret Bakanlığının bu derneklerin toplantılarına bakanlık temsilcisi gönderip illegal faaliyetlerini onayladıkları  görülmektedir.

Bakanlık neden Derneklerin Dernekler Kanununa göre yapılanmalarında ısrarcı olmamaktadır? Dört derneğin illegal faaliyetine neden göz yummaktadır?

Çünkü eğer bu dört dernek, Dernekler Kanununa göre kuruluşlarını tamamlarlarsa yani yasal hale gelip rüştlerini ispat ederlerse toplamda beş dernek federasyon, konfederasyon çatısı altında örgütlenebilirler ve kanunda öngörülen “kamu hizmeti niteliğinde bir meslek örgütü” haline gelmek için yani meslek odası olabilmenin yolunu açarlar. Bu yolun açılmaması ve zorlanmaması için dört derneğin yasal olmayan şekilde faaliyetlerine göz yumulmaktadır.

 

ODALAŞMAYI ENGELLEYEN DERNEKLER

Derneklerin oda olma yolundaki engellemeleri sadece Bakanlık tarafından yapılmamaktadır. Dernek yönetimlerinin de bu denetimsizlikten memnun oldukları gözlenmektedir. Dernek seçimleri kazanç paylaşımı dışında belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluğu olduğu düşünüldüğünde, derneklerin amacının kazanç paylaşımı olmadığı açıkça anlaşılmaktadır.  Derneklerin üzerinde kamu denetimi olmadığı için gelir-gider ve faaliyetlerin denetimi kendi yönetim-denetim ve genel kurullarınca yapılmaktadır. Bu denetimsizlik, dernek yönetiminde görev almak istemeyi bir çıkar çatışmasına çevirmektedir. Derneklerin mal varlıklarına bakıldığında Mersin Gümrük Müşavirleri Derneği hariç diğer dört derneğin kendilerini geliştirmek ve üyelerine hizmet vermek için mal varlığı edinmediklerini görürüz. On yıllardan beri faaliyet gösteren bu dernekler, gayrimenkul edinmek istediklerinde tapu işlemlerini yapabilmeleri için Tapu Kanunu gereğince bulundukları yerin en büyük mülki amirinden gayrimenkul edinme ile ilgili izin belgesi istenmektedir. Dernekler Kanununa tabi olmadan faaliyet icra ettiklerinden mülki amir izin yazısı verememekte ve dernek de mal sahibi olamamaktadır. Üyelerden elde edilen gelir de dernekçilik faaliyeti adı altında çarçur edilmektedir. Bu denetimsizliği hem Ticaret Bakanlığı hem de İçişleri Bakanlık ilgilileri bildikleri halde, odalaşma süreci başlamasın diye müdahil olmamaktadır. Kısaca dernekçiler ile bakanlık ilgilileri arasında görünmeyen bir dayanışma vardır.

 

 ODALAŞMAYI ENGELLEYEN EN ÖNEMLİ FAKTÖR: TOBB

Odalaşmayı engelleyen en önemli faktör TOBB’dir. TOBB başkanının dayattırması sonucu zamanın Gümrük Bakanı Hayati Yazıcı başkanlığındaki bir toplantıya Müsteşar Emin Zararsız, Genel Müdür Umman Hamitoğulları ve müsteşarlık daire başkanları ile TOBB başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu ve yönetim kurulu üyelerinin ve beş gümrük müşavirleri dernek başkanının katılımıyla bir toplantı yapılmıştı. Bakan Hayati Yazıcı derneklerin TOBB’nin çatısı altında örgütlenmesini istemekteydi. TOBB başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu’ da beş dernek başkanının onayını alarak derneklerin müstakil bir oda yerine kendi çatıları altında örgütlenmelerini istiyordu. Müsteşar Emin Zararsız da beş dernek başkanının direncini kırmaya çalışıyordu. Dört defa tur yapılarak beş dernek başkanının görüşü alınmak istendi. Mersin Gümrük Müşavirleri Dernek başkanı olarak ben görüş bildirmek istemediğimi ifade ediyordum. Bakan Hayati Yazıcı bir tur daha yapmak istediğini ve son defa görüşümüzü almak istediğimizi söyledi. Ben son sözü almak istediğimi belirttim. Söz sırası bana gelince “sayın bakan biz devletçiyiz, biz ulusalcıyız; biz TOBB’nin vesayeti altına girmektense devletin vesayeti altında dernek olarak kalmayı tercih ederiz. Biz müstakil bir oda olmak istiyoruz. Attarların, manifaturacıların, hızarcıların ve işlerini yaptığımız ticaret erbabı ile sanayicilerin vesayeti altına girmek istemiyoruz” dedim. Hiç unutmam TOBB başkanının elindeki kalem yere düştü ve “konuşulacak bir şey yok sayın bakan. Toplantı bitmiştir” diyerek salonu TOBB’nin yönetim kurulu olarak terk ettiler. Toplantı dağılmıştı. Genel müdür Umman Bey beş başkanı odasına çağırarak çok kısa bir konuşma yaptı. “Siz nasıl konuşuyorsunuz. Bizi Ergenekon’cu diye tutuklatacak mısınız” demişti. Bende kendisine “ulusalcı olduğumuzu, devletçi olduğumuzu ben söyledim. Kim tutuklayacaksa bizi tutuklasın” dedim.

Birkaç ay sonra TOOB Rıfat Bey beş başkanı TOBB ’ne davet etti. Bu toplantıya hatırladığım kadarıyla Mersin, İzmir ve Bursa başkanları katılmıştı. Derneklerin TOBB çatısı altında örgütlenmesine onay vermemizi istedi. O günlerde Gümrük Vakfı denilen kuruluş faaliyetteydi ve pek çok gümrükle ilgili belgelerin satışını yapıyor ve Vakfa çok büyük gelir sağlıyordu. Rıfat Bey dernek başkanlarına hitaben “artık Gümrük Müsteşarlığının arka bahçesi olmayacaksınız. Sizi ben öğütleyeceğim” diyordu. Katılımcı dernek başkanlarından Ret cevabını alınca, benim ABD büyükelçisiyle randevum var diyerek toplantıdan ayrıldı.

TOBB İki ay sonra beş dernek başkanını bu defa İstanbul’a davet etti. İstanbul’daki görüşme çok net ve en fazla 5 dakika sürmüştü. Rıfat Bey aynı talepte bulundu ve gümrük müşavirlerinin tüzüklerini hazırladıklarını, gümrük müşavirlerinin mesleki ve disiplin kurullarının odalar birliği tarafından hazırlanan “sigorta eksperleri” odası benzeri bir kurulla idare edileceğini belirtti. Çaylarımızı içmeden kendisine tekrar teşekkür ederek toplantıdan bu defa biz ayrıldık.

Bundan sonra TOBB birkaç kez daha dernek başkanları üzerinde baskı kurmaya çalıştı. Abant’ta yapılan bir toplantıya TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu da katılmıştı. Gümrük Müşavirleri Dernekleri hakkında kabul edilemez bir konuşma yapmıştı.  İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği başkan ve yardımcısı ayağa kalkarak alkışlayınca (İstanbul Ticaret Odası Meslek Kurulu üyesi olduklarını söyleyerek) Ankara, Bursa, İzmir ve Mersin derneği olarak toplantıyı protesto ederek terk ettik.

Gümrük Müşavirler Derneklerini TOBB çatısı altında örgütlenmeye ikna edemeyen Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun bu çaresiz direnişinin 2004 yılında başladığını biliyoruz. Zamanın Bakanını ve Başbakanını ikna etmek için yazmış olduğu yazılar aşağıdadır.  Bu yazılar da göstermektedir ki tarihsel süreç içerisinde gümrük müşavirlerinin müstakil oda olma konusunda TOBB’nin ve ticaret odalarında kurulu gümrük müşavirleri meslek kurullarında yer alan gümrük müşavirlerinin kendi müstakil-bağımsız meslek odalarının kurulmasına engellemeleri halen devam etmektedir. Neden mi? Ticaret odalarında yer alan gümrük meslek kurullarındaki faaliyetler incelendiğinde, gümrük müşavirlerinin bağımsız bir oda kurulması için mücadele verdiklerine dair bir çalışma göremezsiniz ya da en azından ben göremedim. Önemli olan kapalı kapılar ardında yapılan konuşmalar değil, düşüncenin ne pahasına olursa olsun yüksek sesle medyada paylaşılması gerekir.

 

GÜNÜMÜZDE ODALAŞMA SÜRECİ

Fazla söze gerek olmadığını zannediyorum. 11. Kalkınma Planı ile Aydın Milletvekili Mustafa Savaş tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına verilen “Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”ni incelemeniz yeterli olur. 11. Kalkınma Planının 525.5 maddesinde Gümrük Müşavirleri Odasının kurulacağı gündemde olduğu halde kanun teklifinde bu husus çıkartılmıştır. Kimin görüşü alınarak çıkartılmıştır? Elbette Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın. Bakanın görüşü alınmadan teklif sahibi Aydın Milletvekili bu konuyu nereden bilsin.

İTO-IKGK İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu Üyeliği, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkan Yardımcılığı, Ticaret ve Sanayi Odaları Kadın Girişimciler Kurulu Üyeliği ve ticaretle iştigal eden Ticaret Bakanı, geçmişte prosedür gereği elbette TOBB’ne yani Rıfat Hisarcıklıoğlu’na bağlı olarak çalışmıştı. Gerek gümrük teşkilatındaki bürokratların gerekse TOBB’nin “gümrük müşavirlerinden oda olmaz” görüşleri doğrultusunda hareket eden Sayın Bakan, “Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi” metninden gümrük müşavirleri odası teklifini çıkarttırmıştır. Böyle olmasa bile bu işin sorumlusu elbette Sayın Bakandır. Gümrük müşavirleri derneklerinin bu konunun neden ve niçinini Sayın Bakana sorduklarını zannetmiyorum.

SIRA İÇİŞLERİ BAKANLIĞINDA

Türkiye’de toplantı ve yürüyüş için bir yasa mevcuttur. Türkiye’de dernek adına para ve yardım toplamak için bir yasa mevcuttur. Hiç kimse izin almaksızın dernek adına para toplayamaz. Para toplamak için makbuz bastıramaz. Yetkisiz kişiler para toplayamaz. Tüzüğü İçişleri Bakanlığı tarafından onaylanmayan hiçbir kuruluş dernek adı altında örgütlenemez. Üstelik kendilerine daha önce İçişleri Bakanlığı tarafından uyarı mahiyetinde yazı yazılan kuruluşların faaliyetine izin verilemez. Hal böyleyken Ankara, Bursa, İstanbul ve İzmir Gümrük Müşavirleri Derneklerinin her yıl milyonlarca lira para topladıkları ve harcadıkları; gelir ve gider hesaplarını kendi iç denetçilerine denetlettikleri ve genel kurullarına onaylattıkları bilinmesine rağmen, İçişleri Bakanlığı Dernekler Daire Başkanlığı tarafından faaliyetlerine neden müsaade edildiği anlaşılır gibi değildir.