Şehit Yakınları Mühimmat Davasının Sivil Yargıda Görülmesini Talep Etti

Afyonkarahisar’da 5 Eylül 2012’de 25 askerin şehit, 8’i asker 11 kişinin yaralanması ile sonuçlanan mühimmat deposundaki patlaması davası duruşmasının ikinci gününe başlandı.

Afyonkarahisar’da 5 Eylül 2012’de 25 askerin şehit, 8’i asker 11 kişinin yaralanması ile sonuçlanan mühimmat deposundaki patlaması davası duruşmasının ikinci gününe başlandı. Afyonkarahisar 41. Mühimmat Bölük Komutanı tutuksuz sanık Binbaşı Ali Duran’ın savunmasının alındığı duruşmada, şehit aileleri, mahkeme ve sanık avukatları arasında gergin dakikalar yaşandı. Zaman zaman aranın verildiği duruşmada savunma yapan sanık Binbaşı Duran, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek işin sorumlusunun Birlik Komutanı Üsteğmen Tuncay Aydın olduğunu ve kendisini verdikleri bilgilerle yanılttığını ileri sürdü. Bir şehit ailesinin mahkemenin yanlı davrandığını iddia ederek, davanın sivil yargıda görülmesi talebi ise reddedildi.

Eskişehir 1. Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde görülen davanın ikinci günkü duruşmasına, tutuksuz sanıklar dönemin Afyonkarahisar 4. Mühimmat Bölge Komutanı Kıdemli Albay Veysel Özbay, dönemin Afyonkarahisar 41. Mühimmat Bölük Komutanı tutuksuz sanık Binbaşı Ali Duran ile Birlik Komutanı tutuksuz sanık Üsteğmen Tuncay Aydın, olayda şehit olan 25 askerin aileleri ve avukatları katıldı.

"BEN GÖREVİMİ YAPTIM, KEŞKE KADERİMİZ ONLARLA BİRLİKTE YAZILSAYDI"

Savunmasına hakkındaki iddiaları kabul etmeyerek başlayan sanık Binbaşı Ali Duran, kendisinin sadece işini yaptığını anlattı. “Keşke onlar hayatta olsaydı, ben ölseydim. Onlarla birlikte orada olsaydım. Keşke kaderimiz birlikte yazılsaydı.” diyen Binbaşı Duran, mühimmatların depolara düzenlenmesinin denetimle bir ilgisinin olmadığını kaydederek, “13 Ağustos 2012’de göreve başladığım gün yaptığım toplantıda er ve erbaşların yaşam alanlarının iyileştirilmesiyle ilgili işlerin neden yapılmadığını sordum. Benim gelmemi beklediklerini söylediler. Bu işin denetlememle ilgisi yok.” diye konuştu.

Savunmasına slayt gösterimiyle devam eden sanık Duran, Susurluk'tan Afyonkarahisar’a gönderilen mühimmatın içindeki 35 bin adet kritik arızalı mühimmatın fotoğrafını gösterdi. Bu sırada şehit yakınlarından bazıları “Bu bombaları şehit olan askerlerinize gösterdiniz mi, bize bunları göstermeyin.” diye bağırarak fenalaştı. Mahkeme başkanı, duruşmaya bir süre ara verdi. Mahkeme salonu dışına çıkartılan şehit yakınlarına sağlık ekipleri tarafından müdahale edildi.

Verilen aranın ardından duruşmaya yeniden devam edildi. Susurluk’taki mühimmatların sevk öncesinden gereken muayenelerinin yapılmadığını öne süren sanık Duran, “Taşınma sırasında da bazı olumsuzluklar yaşanmış. Mühimmat ben göreve gelmeden önce depolara gelişigüzel ve talimatlara uygun olmayarak istif edilmiş. Özensizce depoya yerleştirilen sandıkların kendiliğinden dahi devrileceği atlanmamalıdır.” ifadesini kullandı.

Bu arada söz alan şehit Piyade Er Onur Fikret Dülger’n babası Zekai Fırat Dülger, mahkeme heyetinin taraflı olduğunu, bu sebeple davadan çekilmesini talep etti. Heyet bunun üzerine davaya tekrar ara verdi. Heyetin yaptığı görüşmenin ardından Mahkeme Başkanı, Dülger’e “Bütün heyeti mi, yoksa sadece beni mi reddediyorsunuz?” diye sordu. Dülger de tüm heyeti diye cevap verince, mahkeme başkanı, CMK’da mahkeme heyeti olarak reddine cevaz verilmediğinden yasal imkansızlıklar sebebiyle talebin reddine, CMK’nın 28. Maddesine göre itiraz yolu açık olarak reddine karar verdiğini açıkladı.

"ÜSTEĞMEN BENİ DOĞRU BİLGİLENDİRMEMİŞ"

Bunun ardından savunmasına devam eden sanık Duran, olaylarla ilgili birlik komutanı sanık Tuncay Aydın’ı suçlayarak, kendisinin yanlış yönlendirildiğini ileri sürdü. Bilirkişi raporunda belirtildiği gibi personeli aşırı yormadığını, günlük ortalama 7 saat uyumalarına imkan verdiklerini dile getiren sanık Duran, şöyle devam etti: “Çalışanları nöbetten bile düşürdüm. 4 Eylül’de saat 09.00-10.00 gibi başlayan çalışmalar 22.00’da sonlandırıldı. İkinci gün çalışmaları erken başladı. Saat 17.00’de bitirilmesini istedim. Bölükten ayrılmadan önce İkmal Takım Komutanı Üsteğmen Tuncay Aydın ile görüştüm. Kendisi bana çalışmaların sonuna gelindiğini, kalan mühimmatın içeriye taşındığını söyledi. Bunun üzerine 19.30’da kışladan ayrıldım. Patlamayı evde öğrendim. Tuncay Aydın, bana doğru bilgi verseydi görevimin başında olurdum. Ama o beni yanlış yönlendirdi. Kendisi bu durumları açıklayacaktır.”

Bir sanık avukatı, savunma hakkına müdahale edildiği gerekçesiyle bir şehit yakınıyla tartıştı. Bunun üzerine tartışma büyüdü. Görevli askerler devreye girerek tartışmayı yatıştırdı ve duruşmaya yeniden ara verildi.

"AİLELER DAVANIN SİVİL MAHKEMEYE ALINMASINI İSTİYOR"

Olayda şehit olan askerlerin aileleri, askeri mahkemenin taraflı davrandığını, bu nedenle sanıkların sivil mahkemede yargılanmasını istedi. Aileler adına konuşan şehit babası Zekai Dülger, yargılamayı yapan askeri mahkemeye sert tepki gösterdi. “Olay tamamen tertiplenmiştir. Tamamen bilirkişi raporu yürütmenin emri ile hazırlanmıştır. Her şey danışıklı dövüştür.” diyen Dülger, mahkemede adeta bir Hacivat-Karagöz oyunu oynandığını iddia etti.

Dülger, şöyle devam etti: “Veysel Albay altını suçluyor, belirli bir yere kadar. Altı çıkıyor şunu söylüyor belirli bir yere kadar. Hakim ondan sonra soruları düzelterek ifadeleri kayda, zapta geçiriyor. Hakim tamamen sanıkların ifadelerini değiştirerek zapta geçirttiriyor. Böyle bir şey olamaz. Esefle kınıyorum. Davanın sivil yargıya geçmesini talep ediyorum. Yani askeri yargıya güvenimiz kalmamıştır. Sivil yargılanmayı talep ediyoruz. Daha önce olduğu gibi askeri mahkeme taraf tutuyor.”

Şehit aileleri, basın kuruluşlarının olay fazla ilgi göstermemesine ve bu konuda yeterli haber yapmamasına da tepki gösterdi. CİHAN