Yazar Yağmur: Yazarlık Vebal İşidir

Yazar Sinan Yağmur, "Hz. Mevlana ve diğer mutasavvıflar kimsenin malı değildir. Herkes Mevlana’yı ve Şems-i Tebrizi’yi yazabilir.

Yazar Sinan Yağmur, "Hz. Mevlana ve diğer mutasavvıflar kimsenin malı değildir. Herkes Mevlana’yı ve Şems-i Tebrizi’yi yazabilir. Ancak hakikate sadık kalarak yazmak zorundadırlar, çünkü yazarlık bir vebal işidir.” dedi.

Yazar Sinan Yağmur, Malatya’da Deniz Kitapevleri Mağazası’nda, ‘Aşkın Gözyaşları’ serisinin dördüncü kitabı Hamuş’un ilk imza gününü gerçekleştirdi. Okuyucuları için yeni kitabını imzalayan Yağmur, yazarlığın, ciddi bir vebal altına girmeyi gerektirdiğini söyledi. Yazar, ticari kaygı veya şöhret endişesiyle yazıldığı takdirde kalem sahiplerinin yazının yazgısına biat etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni olan Sinan Yağmur, kendi tabiriyle Aşkın Gözyaşları’nın mayasının gönlüne 1984’te Mevlana’yı gördüğü bir rüyada çalındığını belirtti. Türkiye’de son yıllarda tasavvufa yönelişin insanların inançsızlık nedeniyle boşluğa düşmesi sonucu gerçekleştiğine işaret eden Yağmur, şöyle devam etti: “Herkesin Mevlana'yı bir görüş şekli var. Ama kimse Mevlana'yı olduğu gibi görmüyor. Kendisi demiş zaten, ‘Ben Kur'an-ı Kerim'in kölesi, Hz. Muhammed'in (sas) ayaklarının tozuyum.’ Yani ‘beni Kur'an'ın dışında aramayın, anlamayın’ diyen insanı, biz başka yerlerde aramaya çalışmışız. Mevlana'dan uzaklaştığımız için değerlerimizi yeni nesle aktaramadığımız için bugün bunları yaşıyoruz. Batı, Mevlana'yı bizden daha iyi anlıyor. Onlar bunalıma düştü ve keşfettiler. Onlar ateşi gördüler. Her türlü rahata konfora ulaşmalarına rağmen içlerindeki boşlukları dolduramadılar. Türkiye, bu travmayı yaşamaya yeni başladı. Bu yüzden son dönemde tasavvufa ilgi arttı. Tasavvufun bir şekil, 4 duvar arasında bir lokma, bir hırka gibi görenler tasavvufun kabuğunu yediler. Portakal yediler ama kabuk yediklerini farkına varmadılar. Özünü yemediler. Biz Mevlana'yı anladığımız zaman bu toplumdaki kavgaların hiçbirisi kalmayacak. Tahammülsüzlük, hoşgörüsüzlük, ötekileştirme, ego kalmayacak. Bütün bunlar ortadan kalkacak. İnsanları, yakalandıkları hastalıklardan kurtarmak için manevi sularda yıkayacaksınız.”


CİHAN