YUH Dedirten Taciz İddiası

Aykut Onur KALAYCI

YUH DEDİRTEN TACİZ İDDİASI

-KAÇAK İÇKİDE BANDROL OYUNU-

SARP VURGUNUN FİRMASI İSTANBUL’DA..

Önce siz okuyucularımdan özür dileyerek başlamak istiyorum yeni yazıma.. Biliyorum yazım gecikti. Ancak yazımın gecikmesinde haklı nedenlerim vardı bunu da bilmenizi isterim. Çünkü bu hafta gündemim o kadar yoğun, bir o kadar da sıcaktı; yazacağım konular ise bir o kadar zor ve araştırılması gereken konulardı. Köşe yazımın dedikodu haberciliğinden uzak kalması, gazetecilik etiği gereği tarafsızlık ve doğru haberciliği yerine getirmek için çalışıp durdum. Sonunda bütün materyallerini toplayıp yeni yazım için bilgisayarın başına oturdum.

YUH DEDİRTEN TACİZ

Yukarıda da dedim ya ‘gündemim gerçekten de sıcak ve yoğun araştırılması gereken konulardı’ diye; işte mutlak araştırılarak yazıya dökülmesi gereken konuların ilkiyle başlamak istiyorum yazıma.. Konu oldukça ilginç, ilginç olduğu kadar da vahim ve düşündürücü! Eminim ki köşe yazım yayına girdikten sonra, Ankara’nın gündemine de bomba gibi oturacak bir olay! Sizleri daha fazla merak içerisinde bırakmadan hemen bu skandal habere geçmek istiyorum. Skandal haberimin konusu TACİZ! Taciz olayının yaşandığı yer ise, ne yazık ki bir devlet kurumu olan TASİŞ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ. Tacizi gerçekleştirenler ise (şimdi sıkı durun) İKİ DAİRE BAŞKANI ya da yeni kadro tanımlarıyla İKİ MÜFETTİŞ. Tacize uğrayanlar ise, TASİŞ Genel Müdürlüğü’nde sözleşmeyle çalışan bazı bayanlar.

Allah’tan korkunuz da mı yok?

Tacizin şekli ise, oldukça utandırıcı ve insanı ‘Allah’tan da mı korkmazsınız?’ dedirtecek kadar da isyan ettirici. ‘Olay nasıl cereyan etmiş; iddia nedir; taciz nasıl gerçekleşmiş?’diyecek olursanız biraz utanarak biraz da sıkılarak onu da anlatalım değerli okurlar.

İddiaya göre; A. ve B. adlı iki üst düzey yönetici TASİŞ Genel Müdürlüğü’nde sözleşmeyle çalışan F. ile diğer bir çalışan F. ile yakınlık kurmak ister. Her iki yönetici de, F ile F’ yi sık sık odalarına davet ederek sohbet ederler. İddiaya göre; bu davetlerden birinde F. adlı kadın kendisini çağıran yöneticinin eteğinin altından telefonla görüntüsünü çekerken fark eder. Ağlayarak makam odasından çıkan kadın, olayı aynı bakanlıkta çalışan diğer F isimli bayana anlatır. F. aynı olayın kendisinin de başına geldiğini, diğer üst düzey bir yöneticinin de kendisine ayrıca elle sarkıntılık ettiğini söyler. Her iki kadında durumu yöneticilerine anlatınca skandal patlak verir!!

MESLEKTEN MEN RAPORU

Taciz iddiasının su yüzüne çıkmasıyla birlikte, hemen Teftiş Kurulu harekete geçer. Olayın en ince detayına kadar araştırılması için müfettiş görevlendirir. Tacize uğradıklarını iddia eden kadınlarında ifadesini alan müfettiş, olayla ilgili rapor hazırlar. Müfettişin raporunun sonuç bölümünde, her iki üst düzey bürokrat için meslekten men istenir. Müfettiş ayrıca konunun ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na da taşınmasını raporunda belirtir.

Evet! Ankara gündemine bomba gibi düşen taciz skandalı ile ilgili yazacaklarım şimdilik bu kadar. Ancak konuyla ilgili olarak diğer detayları da toplamak üzereyim. Daha sonraki yazılarımda, bu detayları sizlerle paylaşacağım. Ha! Bir de unutmadan skandal ile ilgili ufak bir detayı daha vermek işimin bir gereği. Taciz iddiasına maruz kalan yöneticilerden birinin yakını da yine bakanlığın gümrük bölümünde bir genel müdür yardımcısının akrabası bilgilerinize sunulur.

Kim Bu Ambar Memuru?

Söz TASİŞ’ten açılmışken devam edelim isterseniz. Bu seferde, TASİŞ’de yaşandığı iddia edilen kaçak içki skandalını gözler önüne serelim sevgili okurlarım. Bu haftaki yazım için araştırdığım diğer önemli bir konu da TASİŞ’te yaşanan kaçak içki skandalı ile ilgili oldu! İddiaya göre; 2007 yılında Edirne Gümrük Muhafaza gerçekleştirdiği operasyonlar ve kapılarda yapılan kontroller sonrasında, binlerce şişe kaçak içki yakalar. Devleti milyonlarca zarara uğratan kaçak içkiler gereğinin yapılması için Edirne TASİŞ İşletme Müdürlüğü’ne teslim edilir. Hikâye de işte bundan sonra başlar. Edirne TASİŞ İşletme Müdürlüğü’ne teslim edilen binlerce şişe içki, müdürlüğün ambarını doldurur. Zaman içerisinde içkilerin anılan yerde muhafazasının zor olduğunun görülmesi üzerine, içkiler daha geniş saklama ve muhafaza yerleri olan İstanbul Erenköy TASİŞ İşletmeleri Müdürlüğü’ne gönderilir. İçkiler burada bir müddet sonra mevzuat gereği imhası gerçekleştirilmiş gibi tutanak tutulur.

İmha edildi denilen içkiler Antalya’da..

Ancak! Allah bu ya! Antalya’da bir süre sonra kaçak içki operasyonu yapılır. Bazı otellerin müşterilerine verdiği içkilerin kaçak içki olduğu belirlenir. Kaçak içkilerin bandrol numaraları araştırılınca da, bomba ‘PAT’ diye patlar. Bandrol numaralarının incelenmesinden sonra bahse konu içkilerin Erenköy TASİŞ’te imha edildiği iddia edilen içkiler olduğu anlaşılır. Yani‘kaçak içkileri imha ettik’ diye rapor düzenleyen tosunlar içkileri imha etmemiş ve de bazı aracılar tarafından piyasaya sürüp haksız kazanç temin etmişlerdir. Olayın patlak vermesiyle birlikte müfettiş skandal olaya el atar! Başta dönemin Erenköy TASİŞ İşletme Müdürü, ambar memurları, şef hakkında işlemler yapılır. Yapılan işlemlerden bir tanesi de mal beyanıyla ilgili işlemdir.

Memura Bak Memura..

Müfettiş yaptığı araştırmada, hakkında “Ambar Memurluğu Yapamaz” diye rapor olan kişinin halen ambar memurluğu yaptığını, bu kişinin TASİŞ Genel Müdürlüğü’nde üst düzey bir bürokrat tarafından da korunduğunu, yine ambar memuruyla o dönemdeki müdürle aynı sitede ev aldığını belirler. Olayla ilgili soruşturma şuan devam etmektedir. Umuyorum ki, tüyü bitmemiş yetim hakkını yiyen bu kişilere karşı başlatılan soruşturmaya birileri çomak sokmaz. Skandal ile ilgili benim de araştırmalarım var. Sizlere bu konuyla ilgili gelişmeleri sıcağı sıcağına aktaracağım.

Ey Güzel İstanbul!

Biliyorsunuz kambersiz düğün olmaz! Her yazıda olduğu gibi, İstanbul Gümrükleri’nde neler olup neler bitiyor bir bakalım isterseniz. Yani sırada şu bizim ‘meşhurrrr’ İSTANBUL GÜMRÜKLERİ var.

Biliyorsunuz ETKİ HABER de geniş şekilde yer aldı. Halkalı Gümrüğü’nden sevk edilen ihracat yükü tekstil olan bir tır ve kamyonun çıkış kapısı Sarp’ta, muayene memurları tarafından x-ray cihazına sevk edilmesi sonucu hayali ihracat patlamış; tır ve kamyondan tekstil ürünü yerine kumaş kırpıntılar çıkmıştı.. Olayın ardından da hem ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı, hem de Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından işlem başlatıldı..

Firma İstanbul’dan…

Benim yaptığım geniş çaplı araştırmada ise,bu malların ihracatçısı pozisyonundaki firma İstanbul’da!.. Bu firmanın arkasının kalın olması ve küçük ihracatçıların ihracatlarını kendi üzerinden geçirterek daha kolay vergi iadelerini almalarını sağladığı da bana gelen bilgiler arasında! Firmanın özelliğini soracak olursanız, firmanın dış ticaret sermaye şirketi olması. Her nedense devlet ona böyle bir hak vermiş. Nasıl araştırmaya değer değil mi?

Şimdi de sırada AMBARLI var!!

Devlet Ambarlı da!..

Başta Etki Haber’de olmak üzere, medyada hepimiz okuduk. İstanbul Emniyet Müdürlüğü KOM Şubesi Mali Büro 50 konteynır içerisinde bin 150 ton kaçak akaryakıt ele geçirdi. Birçok başarılı operasyona imza atan Büyükçekmece Kaçakçılık Savcısı Mustafa Kemal Gül ve İstanbul Mali Polisin bu dev operasyonuyla ilgili çok geniş bir araştırma yapıldığını biliyorum. Savcı Gül ve mali polisin olayın tüm yönlerini sorguladığı gelen bilgiler arasında.. Böylesine büyük bir kaçakçılık olayında (umarım yoktur diyeceğim ama) bizim gümrükçülerinde parmağı olduğuna yönelik duyumlarım var. Çünkü bu miktardaki akaryakıt gümrüğe eline kolunu sallayarak gelmez. Haksız mıyım? Efendim duyamadım…

BİRAZDA NOSTALJİ…

Anlattıklarım beni 2006 yılının Haziran ayına götürdü. Yer GEBZE GÜMRÜĞÜ.

Ankara’da bir firma bin 100 ton boya ham maddesi getirdiğini gümrüğe beyan eder. O dönemdeki gümrük muayene memurlarının bahse konu maldan şüphelenmeleri üzerine, tahlil üzerine tahlil yapılır. Ürün beyana uymadığı içinde gümrük işlemlerini yapmak istemezler. Firma çok güçlü arkalarında da ensesi kalın dayıları var. O dönemdeki memurlar, başta Ankara’daki bürokratlar olmak üzere çalıştıkları yerin amirleri tarafından yoğun bir baskı altına alınırlar. Amirlerinden biri memurlara “KİM YAPMIYOR BU İŞİ LAN?” diyerek memurlara korku salıyordu.. Bu sözler, soruşturmayı yürüten gümrük başmüfettişi Mehmet ERYILMAZ ve o dönemde müfettiş yardımcısı Yakup GÜNEŞ kontrolör Adnan AKKÖZ raporunda açıkça belirtir. Hatta olayı soruşturan gümrük başmüfettişi, dönemin bakanı tarafından açığa alınır. Görevine mahkeme kararıyla da geri döner. Bu arada ilginç bir şey olur!! Firma ilgili savcılıktan bu konuyla ilgili olarak takipsizlik kararı alır. Teftiş Kurulu da, bu takipsizlik kararına itiraz eder ve dava açılmasını sağlar. Çok sayıda gümrük üst düzey yöneticisi, o dönemdeki İzmit Gümrüğü’ndeki idareciler hakkında yasal işlemler başlatılır. Tabi bu olay gümrük tarihine altın harflerle yazılır. Devlet kaçakçıya aman vermemiş ve gereğini yapmıştır.

SAYIN GÜL ÖRNEĞİ

Değerli okurlarım; ne kadar önlenmeye çalışılsa da gümrüklerdeki kaçakçılık olaylarının ardı arkası kesilmiyor. Ama bu sizi korkutmasın! Çünkü kaçakçılıkla mücadele için gecesini gündüzüne katan, yetimin hakkını kula yedirmeyen çalışanlarımız var; tıpkı son aylarda başta Ambarlı Gümrüğü ve Sabiha Gökçen Havalimanı’ndaki büyük hayali ihracatların ortaya çıkmasını sağlayan ve son olarak yine Ambarlıdaki kaçak akaryakıt olayının soruşturmasını yapan MUSTAFA KEMAL GÜL gibi..

Yeni haftanın hepinize sağlık ve şans getirmesi dileğiyle..

YAZARIN NOTU

Halkalı Gümrüğü’nde ortaya çıkan sahte teminat mektubu olayını da çok yakında belgeleriyle açıklayacağım. BEKLEYİN!