Zerrin Özer'den Başkan Erdoğan'a vefa dolu sözler

Erdoğan'a olan vefasını anlatan Zerrin Özer, "Bana gerçekten bir sanatçı olduğumu hissettirdi" ifadelerini kullandı.

Zerrin Özer, uzun bir aradan sonra yeniden Anadolu'ya gideceği için çok mutlu olduğunu dile getirdi. Türkiye Turnesi'ne çıkan usta sanatçı Zerrin Özer, gerçek sevenlerinin Anadolu'da olduğunu ifade ettikten sonra, sağlık sorunları yaşadığı dönemde Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisiyle ilgilendiğini de belirtti. Doktorları bile arayıp sağlık durumu hakkında bilgi alan Başkan Erdoğan'a olan vefasını anlatan Zerrin Özer, "Bana gerçekten bir sanatçı olduğumu hissettirdi" ifadelerini kullandı.

Türkiye turnesine çıkan usta sanatçı Zerrin Özer, Başkan Recep Tayyip Erdoğan'a duyduğu vefayı anlattı..

- Türkiye turnesine çıktınız. Anadolu'ya da gideceksiniz. O zengin topraklar sizin için ne ifade ediyor?

- Anadolu'ya gittiğimde orada yaşayan kadınlara, erkeklere herkese 'Efendimiz' derim. Benim için Anadolu gerçek Türkiye'dir. Orada yaşayanlar benim için çok kıymetlidir. Başımın tacıdır. Hatta herhangi bir Anadolu kasabasına yerleşmeyi hep düşünmüşümdür. Fakat işlerim nedeniyle bu arzumu yerine getiremedim. Şimdi o topraklarda konserler vereceğim için çok mutluyum. Yıllar yıllar var ki hiç gitmedim. Ama biliyorum ki gerçek sevenlerim oradalar.

- Nedir onların sevgisini gerçek kılan?

- Orada her şey çok saf, çok temiz. O elektriği, o enerjiyi gözlerinden alıyorsunuz. Normalde uzakta olduğumuz için sizi zihinlerinde çoğaltıyor ya da eksiltiyorlar. Dolayısıyla ben onların yüreklerinde çarpan bir insanım. Aynı insani değerlere önem verdiğim için de benim çok yakınımda duruyorlar.

- Önem verdiğiniz o insani değerler nedir?

- Hepimiz dua ediyoruz. Ama önemli olan bu duayı her zaman edebilmek. Ismarlama olmuyor bazı şeyler. Ben her zaman Rabbime şöyle dua ederim: "Allah'ım beni hiçbir zaman nankör etme. Hiçbir zaman vefasız etme. Hiçbir zaman maneviyatımdan ayırma." Bunlar benim tabularım. Dolayısıyla insanlara böyle yaklaştığım için onlardan da hep bunu görmüşümdür. Ama hep bizim mesleğimizin dışında...

- Konserlerde hayranlarınızla nasıl bir iletişim içinde oluyorsunuz?

- Konserlerim 23.00 gibi biter. Ama konser verdiğim yerden ayrılışım çoğu zaman sabah 05.00'i bulur. Gençlerle sohbet ederim. Zerrinlerine, Zerrin ablalarına özel ilişkilerinden bahsederler. Bir genç kızın, genç erkeğin o dönemde hayatında sevgiden daha çok önemsediği ne olabilir ki? Ayrılıklarını anlatırlar örneğin. Ben karşı tarafın numarasını isterim, telefon açar, uyandırırım. Sonra da ikisini barıştırırım. Konuşmalar sürer de sürer. İnanın o sohbetler beni ruhsal anlamda sahnede şarkı söylemekten daha çok tatmin eder. Dinleyicilerimi görmeliyim, sevmeliyim, onlara dokunmalıyım, onlarla temas kurmalıyım. Eğer konserime teşrif ediyorlarsa demek ki bana bir zaman ayırmışlar. Demek ki Zerrinlerine önem vermişler. Bu önemin kat be katını ben de onlara göstermeliyim. Bu bir mecburiyetten değil. Bu gönülden gelen paylaşım.

- Gençlerle olduğu kadar genç müzisyenlerle de güzel bir ilişkiniz var. Onları her fırsatta destekliyorsunuz. Öğüt verdiğiniz de oluyor mu?

- İşlerini ciddiye almalarını söylüyorum. Karşılarına çıkan ilk zorlukta pes etmesinler. Şarkıcı olmak istediğim dönemde görüştüğüm, o dönemin ilahı bir söz yazarı bana bakıp sesimi bile dinlemeden şöyle demişti: "Dünya çapında sesin olabilir ama beni hiç ilgilendirmez. Sen bu vaziyette televizyona çıkarsan insanlar seni seyretmez televizyonu kaparlar." Gencecik bir kızım sonuçta ama içimden "Ağlama Zerrin, ağlama" dedim. "Affedersiniz ama ben güzellik yarışmasına katılmıyorum" dedikten sonra izin isteyip dışarı çıktım. Ve çıkar çıkmaz ağlama başladım. O görüşme bana çok büyük bir ders oldu. Hayatım boyunca fiziksel güzelliğin sesin önüne geçebileceğine inanmadım. Dünyanın en iyi seslerinde, operacılarında estetik diye bir şey yok. Siz sesinizle zaten estetiksiniz.

- Genç müzisyenler arasında beğendikleriniz var mı?

- Tabii ki çok beğendiğim gençler var. Aslında yaşın bir önemi yok, önemli olan bir başarıya imza atabilmek. Eğer karşımdaki kişi başarılıysa ben yıllarımı bir kenara atıp ayağa kalkıp onu alkışlarım. Ama genç müzisyenlerin diksiyonlarına çok dikkat etmeleri gerekiyor. Çünkü Amerika'dan dün gelmiş gibi şarkı söylüyorlar. Bu beni çok irrite ediyor. Türkçemizi İngilizleştirmeyelim.

"BAŞKAN'A SEVGİM VE VEFAM BÜYÜKTÜR!"

- Sağlığınız nasıl?

- "Zerrin Özer artık yürüyemiyor, konsere çıkamıyor" diyenler var. Her şeyden önce ben akrebe akrebim. Benim hayat felsefem şudur: "Ölümsüzlüğün dışında her şey imkanlıdır. Sağlık sorunları yaşadım ama artık dimdik ayaktayım."

- Sağlık sorunları yaşadığınız dönemde Başkan'ımız sizinle yakından ilgilendi değil mi?

- Ben kendilerini insan olarak çok seviyorum. Japonya'dayken bile ameliyatımla yakından ilgilendiler. Kimse aramazken doktorları dahi aradılar. Bana gerçekten bir sanatçı olduğumu hissettirdiler. Bu yüzden kendisine vefam ve sevgim büyüktür.

ÇİZGİLERİMİN BİR ANISI VAR!

- Yıllar geçiyor, yaş alıyoruz. Aynaya baktığınızda siz ne görüyorsunuz?

- Yazar Barbara Cartland'a "Neden estetik olmuyorsunuz?" diye sormuşlar, o da "Yüzümdeki çizgilerin her birinde bir anım var" demiş. Bu konuda ikileme düştüğüm oluyor. Maalesef bazen kadın tarafınız öne geçiyor. Ben de botoks yaptırmak istiyorum. Bir iki kere de yaptırdım. Spor yaparken yüzümün böyle kalması nasıl olur bilemiyorum. Gençleşmek değil bahsettiğim. Güzelleşmek, bakımlı olmak istiyorum. Diğer yandan gerçekten o çizgilerin hepsinin bir anısı var./Takvim