Yaşamını sürdürdüğü huzurevinde hükümetin Kürt açılımını değerlendiren Sezgin, "Aynı Türk bayrağı altında din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, bu güzel vatanımızda hepimiz dostça, kardeşçe yaşayalım." dedi.
40 yıllık sanat yaşamı süresince gittiği her yerde çocuklara sevgi, dostluk, kardeşlik ve barış mesajları verdiğini belirten Sezgin, Türk bayrağı altında din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, yaşamayı artık toplumun kabullenmesi ve öğrenmesi gerektiğini vurguladı.
Sezgin, bunun için de oyunlara gelmeyip bu kardeşliğin pekiştirilmesinin öneminin altını çizdi.
Sezgin, "Aynı Türk bayrağı altında din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, bu güzel vatanımızda hepimiz dostça kardeşçe yaşayalım. Kavga, gürültü ne diye. Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz. Yani Türk'ü Kürdü, Alevi'si, Çerkez'i, Sünni'si diye bir şey yok. Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan herkes Türk vatandaşıdır. Bu vatanda da kardeşçe yaşayacağız. O yüzden kardeşliği pekiştirelim. Birbirimizi sevelim. Birbirimize silah doğrultmayalım, birbirimizi vurmayalım, kan dökmeyelim." diye konuştu.
Başta Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yaşayan gençler ve çocuklar olmak üzere tüm çocuklara seslenen sanatçı, onlara okuma tavsiyesinde bulundu.
Sezgin, ''Yavrularım, sizler bugünün gençlerisiniz. Okuyun. Bazı kötü güçler sizleri dışarıdan elde etmeye çalışıyor. O kötü güçlere inanmayın. Aldanmayın. Onlar sizleri uçuruma götürür. Anne ve babalarınız sizleri bin bir güçlüklerle okutmaya çalışıyor. Öğretmenlerinizin gösterdiği güzergâhta ilerleyin." şeklinde konuştu.
On Küçük Şeytan', 'Pamuk Prenses Yedi Cüceler', 'Sihirli Cüceler', Selami Şahin'in 'Bağrımdaki Ateş', Serdar Gökhan'ın 'Hesap Günü', Adile Naşit ile 'Adile Teyze, Kiralık Ev', Sezerciğin 'Öksüzler' gibi 300 filmde rol alan Şişko Nuri, muavinlikten çocukların gönüllerine uzanan hayat serüvenini paylaştı.
Akrabaları ve dostları tarafından sahip çıkılmayınca anılarıyla birlikte memleketi Samsun'a dönerek Büyükşehir Belediyesi Huzurevi'ne yerleşen sanatçı, artık odasına astığı sinema afişleriyle hatıralarını tazeliyor.
Sezgin, "Beş yaşındayken Bakırköy hattında minibüsçülük yapıyordum. Muavin gibi bir şey. Ama ben filmlerde oynamak istiyordum. Hürriyet gazetesi yarışma düzenlemişti. Tiyatroya eleman seçeceklerdi. Ben de yarışmaya katıldım. Bakırköy Alibaba Tiyatrosu'nda Sakıp Sabancı'nın sesini taklit yapan değerli hocam Üstün Asutay, beni kendi tiyatrosunun çocuk bölümüne aldırdı. Böylece ufak ufak rollerle sanat hayatına başlamış oldum. Çocuk oyunlarına katıldım. Derken Fatma Girik Bakırköy'e çekime geldi. Orhan Günşiray ile 'Cici Katibem' adlı film. Ben de seyirciler gibi gelip oturdum. Nasıl çekiliyor film diye merak ediyordum. Fatma Girik'te çocuk sevgisi vardı. Beni kucağına aldı, okşadı. 'Seni filmlerde oynatalım istermisin?' dedi. Bu benim için de bir fırsattı. Kabul ettim. Ardından da peş peşe roller geldi." ifadelerini kullandı.
Yeşilçam'ın kırpıla kırpıla yıldız yapılıp rafa kaldırıldığını ifade eden Sezgin, gençlere de birikim yapıp yaşlılıkta da ondan faydalanma tavsiyesinde bulundu.
Sezgin, "Biz birikim yapamadık çünkü kazancımız yoktu. Biz gönül neferiydik Yeşilçam'da. Yapımcılar bile film çekmeye zorlanıyorlardı. Çeklerle senetlerle film yapmaya uğraşıyorlardı. Kafa rollerde oynayanlara iyi para veriyorlardı, karakter oyuncu olan bizlere aldığımız kostüm parası, yol parası, yemekti yol harcırahıydı ancak kıt kanaat geçiniyorduk. Ama Yeşilçam'daki görevimizi seve seve yapıyorduk. Onun için yeni nesillerin tedbirini şimdiden alması lazım." açıklamasında bulundu.
(CİHAN)

