Siyasi ve kültürel ilişkilerin sergilediği performansa uyum sağlayamayan ekonomik ve ticari ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi gerektiğini düşündüğünü belirten Naci Koru, diğer yandan son dönemde bu alanda imzalanan anlaşmaların bu konudaki önemli bir boşluğu doldurmuş olduğuna dikkat çekti.
İki ülke ilişkilerinin geleceğinin çok parlak olacağına inandığını aktaran Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Naci Koru, "Zira, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında güçlü tarihi, dini, sosyal ve kültürel bağlar mevcuttur. Bu bağlar, iki ülke arasındaki ilişkilerin her alanda gelişmesi için çok olumlu bir zemin sunmaktadır." diye konuştu.
Türkiye'nin son dönemde Ortadoğu'da daha çok inisiyatif almakta, yumuşak gücünü daha fazla kullanmakta ve bölgenin istikrarı güvenliği ve refahı için aktif bir dış politika izlemekte olduğunu belirten Koru, bu politikanın diğer bölge ülkelerinin gibi Suudi Arabistan'ın da takdir ve desteğini kazandığını ifade etti.
İki ülkenin bölge politikaları aslında benzeşmekte olduğuna dikkat çeken Naci Koru, "Suudi Arabistan ülkemizin Ortadoğu politikasından memnundur. Türkiye'yi bölgenin denge unsuru olarak görmektedir. İki ülke arasında diğer alanlarda olduğu gibi Ortadoğu politikasında da bir güven ortamı oluşmuştur ve yakalanan bu uyum sayesinde bu iki ülke bölge politikalarında son yıllarda başarılı bir işbirliği örneği sergilemektedir. İki ülke bu çerçevede, son dönemde bölge politikaları hakkında birbirleriyle daha sık görüş ve bilgi alışverişinde bulunmaktadır." dedi.
"Bizler özellikle ön yargılardan dolayı bu ülkeyi ihmal ettik." diye ekleyen Koru, özellikle müteahhitlik alanında Türk işadamlarını, dışa açılım gerektiren kriz ortamında Suudi Arabistan'da iş yapmaya davet etti.
SON DÖNEMDEKİ ZİYARETLER GELİŞEN İLİŞKİLER İÇİN ÇOK İYİ BİR GÖSTERGE
Cihan Haber Ajansı: Sizin Riyad Büyükelçiliğiniz döneminde Türkiye-Suudi Arabistan İlişkileri (siyasi, ekonomik ve kültürel) hangi noktadan hangi noktaya ulaştı?
Naci Koru: Esasen, ben Riyad Büyükelçiliği görevine başladığımda Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri olumlu bir seyre girmişti. Göreve başlamamdan kısa bir süre önce Kral Abdullah Türkiye'ye önemli bir ziyaret gerçekleştirmişti. Bu ziyaret, Suudi Arabistan'dan ülkemize 40 yıl aradan sonra yapılan devlet başkanı düzeyindeki ilk ziyaretti. Göreve başladığım dönemde söz konusu ziyaretin de etkisiyle iki ülke ilişkilerinde olumlu bir hava hakimdi.
Görevde bulunduğum zaman zarfında, bu olumlu seyrin daha da ileriye taşındığını ve iki ülke ilişkilerinin her alanda çok daha güçlendiğini ve geliştiğini söylemek mümkündür. Bunun en önemli göstergesi karşılıklı ziyaretlerdir. Son dönemdeki ziyaretlere baktığımızda iki ülke ilişkilerinin geçmişe kıyasla ne kadar geliştiği görülecektir.
Görevim sırasında, Kral Abdullah söz konusu ziyaretin ardından, Sayın Cumhurbaşkanımızın göreve seçilmesini kutlamak amacıyla ülkemizi tekrar ziyaret etmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz Şubat ayında Suudi Arabistan'a, ikili ilişkilere yeni bir ivme getirecek son derece başarılı bir ziyaret gerçekleştirmiştir. Bu ziyaretlerin yanı sıra iki ülke Meclis Başkanlarının karşılıklı ziyaretleri olmuş, Sayın Başbakanımız çeşitli vesilelerle Suudi Arabistan'ı üç kez ziyaret etmiştir. Ayrıca bakan düzeyinde 20'den fazla karşılıklı ziyaret yapılmıştır.
Bu dönemde Suudi Arabistan'la uluslararası alanda işbirliğimiz de gelişmiştir. Bu çerçevede özellikle İKÖ (İslam Konferansı Teşkilatı) içerisindeki işbirliğimiz kayda değerdir. Nitekim, Suudi Arabistan, İKÖ Genel Sekreteri Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu'nun ikinci defa bu göreve seçilmesine büyük destek vermiştir. İki ülke birbirlerinin uluslararası kuruluşlardaki adaylıklarını desteklemektedir. Bunların en önemlilerinden iki tanesi, Suudi Arabistan'ın ülkemizin 2009-2010 dönemi BM Güvenlik Konseyi adaylığına ve İslam Kalkınma Bankası Başkan Yardımcılığı görevine gösterdiğimiz adaya verdiği desteklerdi.
Görevim sırasındaki en önemli gelişmelerden biri de, Suudi Arabistan'ın üyesi ve lider konumda olduğu Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ile kurduğumuz stratejik diyalog mekanizmasıdır. KİK bu tür bir ilişkiyi sadece ülkemizle tesis etmiştir.
S. ARABİSTAN İLE DIŞ TİCARET HACMİ 2 YILDA YÜZDE 70 ARTTI
Siyasi ilişkilerde yaşanan bu gelişmeler, ekonomik, kültürel ve diğer ilişkilerimize de olumlu yansımıştır. Geldiğim dönemde 3,3 milyar dolar olan ticaret hacmimiz 2 yıl içerisinde yaklaşık yüzde 70'lik bir artış göstererek 5,5 milyar doları aşmıştır. Bu dönemde ayrıca Suudi Arabistan'ın ülkemizdeki yatırımlarında ciddi artış görülmüştür. Suudi Arabistan'daki işadamlarımız da bu ülkede büyük projelere imza atmışlardır.
Sınırlı düzeyde seyreden kültürel ilişkilerde de son dönemde büyük bir canlanma yaşanmıştır. Bu dönemde Ankara ve İstanbul'da "Suudi Kültür Günleri" etkinliği icra edilmiştir. Kültürel ilişkiler bağlamındaki en önemli gelişme ise, Jenadriye Festivali'ne 2008'de ilk kez başlatılan bir uygulama çerçevesinde, Türkiye'nin "misafir ülke" olarak iştirakidir.
Bu dönemde yaşanan en önemli gelişmelerden biri de kuşkusuz, ülkemizin Suudi Arabistan'daki görünürlüğünün ve buna paralel olarak ülkemize olan ilginin artmasıdır. Bunda, ülkemizin bölgenin lider ülkesi olarak yükselmesi, aktif dış politikası, gelişen siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler, ülkemizin tanıtımına yönelik faaliyetlerimiz ve ayrıca büyük bir hayran kitlesi toplayan Türk dizilerinin payı büyüktür. Ülkemize artan ilginin en önemli göstergelerinden birisi, ülkemizi ziyaret eden Suudi turistlerin sayısındaki artıştır. Görev geldiğim dönemde 35 bin civarında olan Suudi turist sayısı iki yıl içerisinde 56 bine ulaşmıştır.
Görevim sırasında Suudi Arabistan'da Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı olarak faaliyet gösteren 4 okulumuzun sayısı 7'ye çıkmıştır. Suudi Arabistan'da Kültür ve Tanıtma Müşavirliğimiz açılmıştır, THY'nin sefer sayıları artmış, Medine'den seferler başlatılmıştır, Suudi Arabistan Türk Konseyi kurulmuş ve Türk Ticaret Merkezi'nin kurulma çalışmalarında sona gelinmiştir.
TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLER DAHA DA GELİŞMELİ
Cihan: Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinde gelinen seviyeyi yeterli görüyor musunuz? Daha neler yapılabilir? İki ülke ilişkilerinin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
NK: İki ülke ilişkilerinde geçmişteki mesafeli dönem dikkate alındığında son yıllarda çok önemli bir aşama kaydedildiği açıktır. Ancak tabii ki gelinen seviyeyi yeterli görmüyorum. Daha yapılacak çok fazla iş var. Özellikle, henüz siyasi ve kültürel ilişkilerin sergilediği performansa uyum sağlayamayan ekonomik ve ticari ilişkilerimizin daha da geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Öte yandan, son dönemde bu alanda imzalanan anlaşmalar bu konudaki önemli bir boşluğu doldurmuştur. Ayrıca işadamlarımızın Suudi Arabistan'a, Suudi işadamlarının da Türkiye'ye ilgilerinin giderek arttığını görüyoruz. İkili ziyaretlerde de ekonomik ve ticari konuları ön planda tutuyoruz. Tüm bu gelişmeler ekonomik ve ticari ilişkilerimiz açısından umut vericidir. Bunların artarak sürmesi gerekmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyareti sırasında koyduğu, 2010 yılında ikili ticaret hacminin 10 milyar Dolara ulaşması hedefini yakalamalıyız. Ayrıca, ikili ticaret hacmimizin artması için önümüzdeki en önemli kilometre taşlarından birisi olan Körfez İşbirliği Konseyi ile yürüttüğümüz Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin de bir an önce tamamlanması önem arz etmektedir.
Suudi işadamlarının ülkemizdeki yatırımlarının arttırılması da bir diğer önemli konudur. Esasen, yüksek seyreden petrol fiyatlarının etkisiyle biriken Suudi sermayesi için Türkiye yatırım açısından çok avantajlı bir ülkedir.
Kültürel ilişkiler ve halklar arası ilişkilerde de atılması gereken önemli adımlar vardır.
Sorunuzun "iki ülke ilişkilerinin geleceği" kısmına gelince, iki ülke ilişkilerinin geleceğinin çok parlak olacağına inanıyorum. Zira, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında güçlü tarihi, dini, sosyal ve kültürel bağlar mevcuttur. Bu bağlar, iki ülke arasındaki ilişkilerin her alanda gelişmesi için çok olumlu bir zemin sunmaktadır.
İki ülke ilişkilerinde yaşanan olumlu ilişkilerin etkisiyle son dönemde halklar arası ilişkilerin de geliştiğini görüyoruz. Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye gelen turist sayısı son dönemde yıllık yüzde 30 - 40 artmaktadır. Bu insanlar olumlu intibalarla ülkelerine dönmektedirler. Aynı şekilde, ülkemizden de her yıl on binlerce umreci ve hacı bu ülkeyi ziyaret etmektedir. Öte yandan, Suudi Arabistan'da yaşayan ve çalışan yüz bin civarındaki vatandaşımız, bu ülkeyle aramızdaki en sağlam köprüdür. Türkiye-Suudi Arabistan ilişkilerinin teminatı olan halklar arasındaki bu bağın, iki ülke ilişkilerini geleceğe taşıyacağını düşünüyorum.
TÜRKİYE'NİN YUMUŞAK GÜÇ POLİTİKASI S. ARABİSTAN'DAN DA DESTEK GÖRÜYOR!
Cihan: Suudi Arabistan'ın, Türkiye'nin Ortadoğu politikasına yaklaşımını nasıl görüyorsunuz? Bölge politikalarında iki ülke nasıl işbirliği sergiliyor?
NK: Türkiye son dönemde Ortadoğu'da daha çok inisiyatif almakta, yumuşak (soft power) gücünü daha fazla kullanmakta ve bölgenin istikrarı güvenliği ve refahı için aktif bir dış politika izlemektedir. Ülkemizin bu sorumlu ve yapıcı politikası diğer bölge ülkeleri gibi Suudi Arabistan'ın da takdir ve desteğini kazanmıştır.
İki ülkenin bölge politikaları aslında benzeşmektedir. Suudi Arabistan ülkemizin Ortadoğu politikasından memnundur. Türkiye'yi bölgenin denge unsuru olarak görmektedir. İki ülke arasında diğer alanlarda olduğu gibi Ortadoğu politikasında da bir güven ortamı oluşmuştur ve yakalanan bu uyum sayesinde bu iki ülke bölge politikalarında son yıllarda başarılı bir işbirliği örneği sergilemektedir. İki ülke bu çerçevede, son dönemde bölge politikaları hakkında birbirleriyle daha sık görüş ve bilgi alışverişinde bulunmaktadır.
Cihan: Sizin döneminizde iki ülke arasında yapılan üst düzey ziyaretlerden bahseder misiniz? Bu ziyaretlerin iki ülke ilişkilerine katkıları neler olmuştur?
NK: Karşılıklı ziyaretler ilişkilerin en iyi göstergelerinden bir tanesidir. Uluslararası ilişkilerde ülkelerin kapalı kapılar ardındaki çalışmaları, başka bir deyişle mutfakları dışarıya pek yansımaz. Mutfakta pişen yemekler ancak servis edildiğinde görülür, anlaşılır. Üst düzey ziyaretler mutfaklarda uzun süreler boyunca hazırlanan yemeklerin servis edilmesi, lanse edilmesidir. Ülkeler arasında yapılan çalışmaların meyveleri söz konusu ziyaretlerde toplanır.
İki yılı biraz aşan görev süremde Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Kral Abdullah'ın karşılıklı ziyaretleri, iki Meclis Başkanının karşılıklı ziyaretleri, Sayın Başbakanımızın çeşitli vesilelerle Suudi Arabistan'ı üç kez ziyareti ve bunun yanı sıra bakan düzeyinde 20'den fazla ziyaret gerçekleşmiştir.
Kırk yıl aradan sonra bir Suudi Kralının ülkemizi ziyareti ve bunun ardından daha bir yıl geçmeden Sayın Cumhurbaşkanımızın göreve seçilmesini kutlamak amacıyla ikinci kez ziyareti, Sayın Cumhurbaşkanımızın 19 yıl aradan sonra bu ülkeyi ziyaret eden ilk Cumhurbaşkanı olması, iki ülkeden Meclis Başkanı düzeyinde karşılıklı olarak ilk ziyaretlerin yapılması, iki ülke arasında son dönemde yaşanan ziyaret trafiğinin geçmişe kıyasla ne kadar yoğun olduğunu açıkça göstermektedir.
Şüphesiz ki bu ziyaretler iki ülke ilişkilerini önemli noktalara getirmiştir. Bu ziyaretlerde önemli anlaşmalar imzalanmış, karşılıklı olarak somut kazanımlar elde edilmiştir.
Cihan: Suudi Arabistan'da yaşayan Türk vatandaşları birçok farklı konuda gündeme geldi. Bunlar arasında, çocuğu hastanede bir Suudi ailenin çocuğuyla karışan Yusuf Cüce, idama mahkum edilen ve sonra affedilen Sabri Boğday, idamlık bir suçu işleyen ve mahkeme başlamadan salıverilen Ersin Taze'yi sayabiliriz. Bu konuların takibi nasıl yapıldı?
NK: Büyükelçilik olarak iki ülke ilişkilerini geliştirmenin yanı sıra bu ülkede bulunan vatandaşlarımızın sorunları ile ilgilenmek ve vatandaşlarımıza sahip çıkmak önemli bir görevimizdir. Dine küfretmek suçundan idama mahkum edilen vatandaşımız Sabri Boğday'ın davasıyla Büyükelçiliğimiz yakından ilgilenmiş, devletimiz en üst düzeyde bu vatandaşımızın affedilmesi için devreye girmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat Kral Abdullah'a iki kez mektup göndermiş ve kendisini telefonla aramıştır. İki ülke ilişkilerindeki olumlu havanın etkisiyle Kral Abdullah Sayın Cumhurbaşkanımızın ziyaretinden çok kısa bir süre önce Sabri Boğday'ı affederek önemli bir jestte bulunmuştur.
Benzer bir suçtan tutuklanan vatandaşımız Ersin Taze'nin durumu ise yakınları tarafından en kısa sürede Büyükelçiliğimize haber verilmiştir. Büyükelçilik olarak Riyad Emiri Salman bin Abdulaziz nezdinde, olayın daha ciddi aşamalara gelmemesi için derhal girişimlerde bulunduk. Emir Salman'a konu hakkında mektup yazdım. Ersin Taze bu girişimlerimiz sonucunda konu daha mahkemeye intikal etmeden salıverildi.
Çocuğu doğumdan sonra hastanede Suudi bir ailenin çocuğu ile karışan Cüce çiftinin durumu ise çok daha ilginç bir vakadır. Baba Yusuf Cüce tarafından konu hakkında Büyükelçiliğimize bilgi verilmesinin ardından konu yakından takip edilmiştir. Hatırlarsanız sizinle birlikte Büyükelçiliğimizden bir görevli Cüce çiftinin yaşadığı Yemen sınırındaki Nejran şehrine giderek aileyi ziyaret etmişti. O ana kadar iki aile de gerçek çocuklarını henüz görmemişti ve Suudi aile bu konuda direnç gösteriyordu. Sizlerin ricasını kıramayan Suudi baba çocuğunu görmeye gelmiş ve Türk aileye çocuklarını göstermişti. Olayın olumlu bir şekilde sonuçlanması bizleri çok memnun etti. Şu an iki aile çok yakın iki evde yaşamakta ve çocukların kendilerine alışması için çaba göstermektedir. Olayın başından beri Cüce çiftine destek veren, hukuki süreçte de yardımcı olan Büyükelçiliğimiz devam eden süreçte de gerekli yardımı esirgememektedir.
MÜTEAHHİTLİK FİRMALARIMIZ S. ARABİSTAN'DAKİ VARLIKLARINI DAHA DA GÜÇLENDİRMELİ
Cihan: Türk işadamlarının Suudi Arabistan'daki varlığını nasıl buluyorsunuz? İşadamlarımız bu ülkede ne tür işler yapabilirler?
NK: Türk işadamlarının Suudi Arabistan'daki varlığı giderek güçleniyor. Elbette şu anki durumu yeterli görmüyoruz. Suudi Arabistan önümüzdeki 20 yıl içerinde yaklaşık 620 milyar dolarlık bir kaynağı yatırım projelerine ayıracaktır. Bu projelerden pay alabilmek için müteahhitlik firmalarımızın Suudi Arabistan'daki varlıklarını daha da güçlendirmeleri gerekmektedir.
Müteahhitlik alanının yanı sıra özellikle perakendecilik sektöründe işadamlarımızın Suudi Arabistan'daki varlıklarını arttırmalarının önemli olduğunu düşünüyorum. Market raflarında çoğu zaman ABD ve Avrupa ürünlerini görüyoruz. Ülkemiz Suudi Arabistan'a daha yakın olduğu ve birçok sektörde görece üstünlüğü bulunduğu halde, bu avantajlardan yeteri kadar yararlanamadığımız kanaatindeyim.
Bizler özellikle ön yargılardan dolayı bu ülkeyi ihmal ettik. Son dönemde bunun kırılmakta olduğunu ve işadamlarımızın iş yapması karlı olan bu geniş pazarı keşfettiğini görüyorum. Bu ülkede, diğer ülkelere göre yapılan işlerde kar oranı daha yüksektir, ayrıca rekabet daha azdır. Bu ülkede iş yapan firmalarımız büyük çoğunlukla memnundurlar. Dolayısıyla işadamlarımızı, özellikle dışa açılım gerektiren bu kriz ortamında Suudi Arabistan'da iş yapmaya davet ediyorum.
Cihan: Suudi Arabistan hakkındaki şahsi izlenimleriniz nelerdir?
NK: Genç bir Türk diplomatı olarak ilk yurt dışı görevime 25 yıl önce Cidde'de başlamıştım. Aradan geçen çeyrek asır içerisinde Suudi Arabistan'da kaydedilen önemli gelişmeler ve büyük değişimi ilk elden gözleme fırsatı buldum. Bu süre içerisinde Suudi Arabistan ekonomik olarak güçlenmiş, bölgenin önde gelen ülkelerinden biri haline gelmiştir. Ekonomisi hala büyük oranda petrole bağımlı olsa da, çeşitli alanlarda yaptığı yatırımlarla bir üretici ülke konumuna gelmiştir.
Özellikle, reformcu ve vizyoner kişiliyle Kral Abdullah'ın siyasi, ekonomik, eğitim, sağlık, sosyal ve kültürel alanlarda önemli reformlar gerçekleştirdiğini ve ülkenin çehresini değiştirdiğini görüyorum.
Bu ülkede yaşamanın sosyal açıdan bazı zorlukları olabiliyor, ancak insan bir süre sonra bunu aşıyor ve ülkeye alışıyor. Tabii bizler görevimiz nedeniyle bu zorluklarla daha az karşılaşıyoruz. Öte yandan, Suudi Arabistan'da yaşayan birçok vatandaşımızın buradaki hayatlarından memnun olduklarını ve burada kalıcı olduklarını görüyorum.