Karayolları Genel Müdürlüğü, 1940 ile 1945 yılları arasında yapılan Muğla-Aydın karayolunun Yatağan'a bağlı Bahçeyaka köyü sınırları içinde kalan 1,5 kilometrelik bölümünü, yeni karayolunun yapılmasının ardından 1977 yılında köy muhtarlığına hibe etti. Muhtarlık da gelir sağlamak amacıyla aynı yıl yolu açık artırmayla satışa çıkardı. Köy kahvehanesinde yapılan artırmaya, güzergâh üzerinde arsası bulunan beş kişi katıldı. Arsası yolun sonunda olan Arıkan, dönemin parasıyla 200 bin lira vererek yolu satın aldı. Tapu da verilen 73 yaşındaki Arıkan, söz konusu arsasını satınca geçen eylül ayında yolu da satılığa çıkardı. Arsası bulunan diğer köylülerle görüşen Arıkan, yola ihtiyacı kalmadığını belirterek, rayiç bedelle almaları teklifinde bulundu. Yol üzerinde arsası bulunan bir vatandaş ise 28 Eylül 2009'da Arıkan'ı Yatağan Kaymakamlığı'na şikâyet etti. Kaymakamlık da yolun incelenmesi amacıyla bir kâtip görevlendirdi. İncelemenin ardından yolun köy muhtarlığına devredilmesi kararlaştırıldı. Bunun üzerine Ziya Arıkan, 60 liraya iş makinesi tutup yolun giriş ve çıkışına 1'er metre derinliğinde hendek kazdırarak araç geçmesini engelledi.
Kaymakamlık, konuyla ilgili kararını 15 Ekim 2009 tarihinde açıkladı. Yatağan Kaymakamı Hasan Tanrıseven imzalı kararda, "Yolun Bahçeyaka Muhtarlığı'na teslimine, tahkikat ve infaz için sarf edilen masraflar toplamı olan 120 lira 60 kuruşun mütecaviz tarafından müştekiye ödenmek suretiyle teslimine, ödenmemesi durumunda 3091 sayılı kanunun 17. maddesi gereğince icra yoluyla tahsiline, dosyanın Yatağan Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilmesine idare yargı yolu açık olmak üzere karar verdim." denildi.
Dosyanın gönderilmesinin ardından savcılık da 9 Kasım 2009 tarihinde Yatağan Asliye Ceza Mahkemesi'nde 6 aydan 3 yıla kadar hapis talebiyle Arıkan hakkında dava açtı. "Köy tüzel kişiliğine ait veya köyün ortak yararlanmasındaki taşınmazlara tecavüz" suçlamasıyla hazırlanan iddianamede şunlar kaydedildi: "Şüpheli Ziya Arıkan'ın, şikayetçiye ait Bahçeyaka Köyü Karatoprak mevkiinde bulunan 113 parselde kayıtlı arsasına giden yolda 1 metre eninde ve 1 metre derinliğinde hendek açmak suretiyle tecavüzde bulunduğu, şüphelinin eyleminin fen memuru tarafından yapılan ölçümle sabit olduğu, eylemin 5237 sayılı TCK'nın 154/2 maddesinde tanımlanan suça uyduğu anlaşıldı. Şüphelinin yargılanarak cezalandırılmasına, TCK'nın 53/1 maddesi uyarınca belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmak suretiyle hakkında güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur."
Yaşadıkları karşısında şaşkına dönen Ziya Arıkan ise tapusunun hiçe sayıldığını söyledi. Yolu, arsasına rahat gidebilmek için satın aldığını belirten Arıkan, "200 bin lira ödeyerek, 1977 yılında açık artırmayla satın aldım. Başkası alsa, yolu kapatabilirdi. Şimdi bu alanda bulunan arsamı sattım, yola da ihtiyacım kalmadı ama başkasına satmak ya da burayı tarla yapmak yerine, kullanan arsa sahiplerine rayiç bir bedelle vermeyi teklif ettim. Beni şikâyet etmişler. Bu nasıl iş anlamadım. Yol kenarındaki tapulu arsalarda insanlar kazı yapabiliyor, ağaç dikebiliyor ama ben tapulu arsamı kazamıyorum. Benim elimde de Türkiye Cumhuriyeti tapusu var. Devletin tapusunu hiçe sayıyorlar. 23 Mart 2010 tarihinde duruşmamız var. Hakkımı yasal yollardan arayacağım." dedi.