Bitlis'in Tatvan Belediye Başkanı Abdullah Ok, şiddet ve kaba gücün yüzyıllarca tek kabul olarak algılandığı bir coğrafyada bu gibi hadiselerin olmasının sebepleri üzerinde durulması gerektiğinin altını çizdi. Siyasal ve toplumsal olayların olduğu an sınırlandırılarak değerlendirilmesinin, yapılacak tespitlerde kişileri yanlışa sürükleyeceğini belirten Başkan Ok, "Her olayın temelinde geçmişe dair izler bulunmaktadır. Olaylar ele alınırken sadece sonuçlara bakarak doğru bir değerlendirme yapamayız. Bugün şiddetin artmasındaki sebepler aranırken geçmişten bugüne toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel analizi mutlaka yapılmalıdır." dedi. Kürt gençlerinin şiddete yöneliminin olduğunu doğrulayan, ancak tasvip etmediğini belirten Başkan Ok, Kürtlerin geçmişinde kendilerine karşı uygulanan şiddet politikasına karşı Kürt gençlerinin de bir refleks olarak şiddete yöneldiklerini savundu.
"Batı'da genç nesiller ninelerinden ninniler dinleyerek büyürken, her Kürt genci büyüklerinin gördüğü zulüm, baskı, şiddet, işkence ve katliam hikayeleri ile büyümektedir." diyen Tatvan Belediye Başkanı Ok, gerekçelerini ise şu şekilde sıraladı: "Yüzyıllar boyunca gerek devlet ve devletler arası sorunlarda, gerek diğer aşiretler, gerekse de kendi toplumları içinde hep şiddete uğramış olan bir toplumun şiddeti bir tarz olarak benimsemesi her ne kadar kabul edilemeyecek olsa da bir gerçektir. Yıllarca dilini konuştuğu için, kültürünü yaşatmak için çabalayan, hatta sadece bir Kürt olması nedeniyle bile bir şekilde şiddete uğrayan bir toplumun refleksleri de şidetin merkezinde gelişir. Oysa, demokratikleşmiş bir Türkiye'de kendini özgürce ifade eden bir Kürt gençliğinin yaşadığı topluma ne denli büyük faydalar sağlayacağı göz ardı edilmektedir. 90'lı yılların şiddet sarmalında kişiliği oluşan gençlerin bir şekilde refleks göstermesi normaldir. Bir nesil işkence hikayeleri ile büyüdü. Bunun önüne geçebilmek için Türkiye'nin demokratikleşmesinin önünün açılması gerekir. Gözaltılarla, tutuklamalarla, gösterilere, müdahalelerle Kürt gençleri yola getirilmek isteniyor. Devlet yöneticileri ve hukuk adamları bu yaklaşımda ısrarcı olmak yerine demokratikleşmenin önü açmalıdır." (CİHAN)