55. semineri Niğde'de yapmaktan mutluluk duyduklarını belirten Olcayto, meslek içi eğitim seminerlerini önemine değindi. Türkiye'de lokomotif görevi yapması gereken yerel basının ne yazık ki yerel basın yaygın basının gerisinde kalarak bu görevini yapamadığına işaret eden Olcayto, gazeteciliğin gün geçtikçe daha da zorlaşan bir mesleğe dönüştüğünün altını çizdi.
"Birçok meslektaşımız ya cezaevinde ya da cezaevi tehdidiyle karşı karşıya" diyen Olcayto, bu durumu düzeltmenin yasa yapıcıların görevi olduğuna dikkat çekti.
TGC olarak Adalet Bakanlığı ile temas halinde bulunduklarını belirten Olcayto, ifade ve basın özgürlüğünün önündeki engellerle ilgi hazırladıkları bir raporu bakanlığa ve basından sorumlu Devlet Bakanı Bülent Arınç'a sunduklarını söyledi.
Orcayto, "Umuyoruz ki Türk Ceza Yasası, Terörle Mücadele Yasası ve Basın Yasası'nda yer alan ve yoruma açık olan maddeler değiştirilir. Böylece gazetecilerde düşüncelerini ifade etmede, halkın bilgilenme hakkını kullanmada geniş bir alan bulacaklardır." diye konuştu.
Niğde Gazeteciler Birliği Başkanı Kâzım Karakaya ise Niğde de 5 günlük gazete ve bir televizyon kanalının yayın yaptığını belirterek, 15'ye yakın gazetecinin özveriyle görevlerini yerine getirmeye çalıştığını söyledi. Ekonomik krizin gazetecilere etkilerine değinen Karakaya, yerelde çalışan gazetecilerin daha donanımlı olması gerektiğini ifade etti.
Niğde Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ahmet Öncü de toplumu tanıtmada basına önemli görevler düştüğüne işaret ederek, demokrasi için Anadolu basınının mutlaka güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.
"Anadolu basınında kalifiye eleman yetiştirilmesi çok ilkel şartlarda devam ediyor" diyen Öncü, deneyimli gazetecilerin ve basın meslek örgütlerinin düzenleyecekleri seminer ve kurslarla yerel basın çalışanlarının donanımın arttırılmasına önemli katkı sağlayacağını söyledi.
BAŞKAN AKDOĞAN: BASIN HALKIN ÖZ MALIDIR
Niğde Belediye Başkanı Faruk Akdoğan ise basına gerekli desteği vermeye çalıştıklarını söyledi. Akdoğan, "Yerel basına herkesin sahip çıkması gerekiyor. Halkın seçtiği yöneticileri kontrol eden en iyi mekanizma basındır. Basın sadece patronların ve yöneticiler,in malı değildir. Basın halkın öz malıdır." dedi.
Niğde Valisi Alim Barut ise 55. seminerin illerinde yapılıyor olmasının tanıtım açısından önemine değindi.
Açılış konuşmalarında sonra oturum başkanlığını TGC Aksaray Temsilcisi Kerem İşkan'ın yaptığı ilk oturumda, Milliyet gazetesi yazarı Nail Güreli, "Doğru ve Düzgün Gazeteciliğin Koşulları" ve TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz "Medya ve Hukuk" konularını değerlendirdi.
Gazetecilik açısından yerel ya da yaygın diye bir ayırımın söz konusu olmadığını vurgulayan Nail Güreli, "Gazeteci, kısıtlamadan, bildiklerini saklamadan halkı doğru bilgilendirmelidir." ifadelerini kullandı.
Doğru ve düzgün gazeteciliğin koşullarını örneklerle anlatan Güreli, şunları söyledi: "Şu sırada Türkiye ve dünya gündeminde terör var. Başbakan son zamanlarda medyanın terör olaylarını abartarak verdiğini söyledi. Burada önemli olan haberi ne küçük ne de büyük vermektir. Önemli olanı doğru aktarmaktır. Bazen basının basın meslek ilkeleri açısından ölçüyü kaçırdığını görmekteyiz. Terör örgütünün propagandasını yapmak ve halkı yılgınlığa uğratacak tarzda manipüle haberler yapmaktan kaçınılmalıdır."
Bağımsızlık ve tarafsızlığın önemine dikkat çeken Güreli, bir haberi manşete çıkarmaktan atılan başlığa kadar her şeyin taraf olmayı zorunlu kıldığına işaret etti. Ancak bağımsızlığın gerek haberde gerekse köşe yazılarında mutlaka korunması gerektiğini vurgulayan Güreli, "Medyanın başka sektörlerle organik bağını olmasının kabul edilemez. Medyanın bağımsızlığını karşısındaki en önemli sorun medya-siyaset-ticaret ilişkisidir. Medyanın diğer sektörlere yaptığı yatırımlar da bağımsızlığı körelten bir diğer etken." şeklinde konuştu.
NAİL GÜRELİ: YEREL MEDYANIN BAĞIMSIZ OLMASI İÇİN GÜÇLÜ OLMASI LAZIM
Özellikle yerel medyanın bağımsız olması için güçlü olması gerektiğinin altını çizen Güreli, şunları kaydetti: "Gazetelerin devlet yardımından uzak durması gerekiyor. Kendi bütçeleri, sivil toplum örgütlerinin ve halkın desteğiyle bağımsız olabilirler. Devletten gelecek her destek bir ateş topudur. Medya çalışanları için bireysel duruş çok önemli. Yerel basında çalışan birçok arkadaşımız yaygın medyanın da temsilciliğini yapıyor. Ancak yaygın basında çalışanların maddi koşullarının altında bir gelirleri olduğu için ikinci bir iş yapmak zorunda kalıyor. Hem gazetede muhabirlik hem de basın danışmanlığı yapmak zorunda kalan gazeteci bağımsızlığından da ödün vermek zorunda kalıyor. Bunu önlemenin yolu da özlük hakların yaygın basında çalışanlarla eşdeğer düzeye getirmekten ve örgütlenmekten geçiyor. Ne kadar zor görünse de sendikalılaşma yoluna gidilmelidir."
TGC Hukuk Danışmanı Fikret İlkiz ise özel hayatın gizliliğinin sınırları ve gazetecilerin hangi koşullarda özel hayatı ihlal ettiklerini anlattı.
Kişinin gizli yaşam alanına girerek veya başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşamı ile ilgili olayının saptanması ve kaydedilmesinin suç olduğunu belirten İlkiz, kişinin özel yaşamına ilişkin görüntü veya seslerin hukuka aykırı olarak ifşa edilmesinin de ayrı bir suç olarak kabul edildiğini söyledi.
Uygulamada "ifşanın" basın yayın yoluyla yapılması halinde "hukuka aykırı" olup olmadığının saptanması "haber" veya "eleştiri/yorum" yazılarının yayınında önem kazandığını ifade eden İlkiz, "Özellikle, bu suç bakımından her olay kendi içinde ve oluşma koşullarının özelliğine göre değerlendirilmelidir." açıklamasında bulundu.