Türkiye ve Suriye'ye komşu olmanın yanı sıra ortak kültür ve tarihi mirası paylaşmaları sebebiyle ikili ilişkilerde atılan her tohum çok hızlı bir şekilde yeşeriyor. Yüzlerce yıl aynı coğrafyada aynı kültür ve aynı kaderi paylaşan iki toplum arasında bir dönem örülen duvarlar yıkılarak iki toplum kucaklaşıyor.
Suriye Turizm Bakanlığı resmi verilerine göre, geçen yıla oranla Türkiye'den gelen ziyaretçi sayısı yüzde 30'u arttı. Önümüzdeki yaz döneminde Suriye'yi ziyaret eden turist sayısında büyük bir artış bekleniyor. Türk turistler başta İstanbul, Ankara, Rize, Gaziantep, Hatay, Urfa, Mardin ve Sakarya olmak üzere Türkiye'nin çeşitli yerlerinden hava ve karayolu ile Suriye'ye geliyor.
Ziyaretçiler ilk olarak, Şam'da bulunan ve Mimar Sinan'ın kalfalık eserim dediği Süleymaniye Tekkesi'ni ziyaret ediyor. Süleymaniye tekkesi ile birlikte Sultan Vahdettin'in kabrine uğramayı ihmal etmeyen Türk ziyaretçiler burada yaptıkları duaların ardından, tarihi Hamidiye Çarşısı üzerinden ünlü Emevi Camisi'ne geçiyor.
SURİYE, İNANÇ TURİZMİNDE BÜYÜK İLGİ GÖRÜYOR!
Suriye, birçok İslam büyüğü ve sahabeyi bağrında barındırması sebebiyle inanç turizminde büyük önem taşıyor. Türkiye başta olmak üzere, değişik İslam ülkelerinden birçok ziyaretçinin uğradığı Suriye'de, tarihi mekanların yanı sıra bir çok peygamber ve sahabe mezarını da ziyaret etme imkanı buluyor. Kimi Türk ziyaretçiler gözyaşlarına hakim olamıyor.
Türk ziyaretçiler Emeviye Camisi'nde namazlarını kıldıktan sonra cami içinde bulunan Hz. Yahya'nın başının bulunduğu türbe ile cami avlusunda Hz. Hüseyin'in başının bulunduğu mezarı ziyaret ederek, buralarda dua ediyor. Emeviye Camisi yanı başında ise ünlü komutan Selahaddin Eyyübi ile ilk Türk hava şehitlerinin yan yana bulundukları yerler ziyaret ediliyor.
KERBELA ŞEHİTLERİ DE EN ÇOK ZİYARET EİDİLEN YERLERİN BAŞINDA..
Şam'ın tarihi Babı Sağir Mezarlığı'nda bulunan ve Hz Muhammed'in (sav) müezzini Bilal'i Habeşi'in de mezarı ziyaret edilen mekanlardan. Bilal'i Habeşi'nin hayatı ile ilgili bilgi alan ziyaretçilerden kimileri gözyaşlarını tutamıyor. Kerbela Şehitleri ziyaret edilerek ruhlarına Fatiha okunuyor. Kerbela şehitleri ehli beyitten 16 kişinin başlarının gömülü bulunan türbe adeta o günlerin hüznü ve acısını yansıtıyor. Yaklaşık 10 bin sahabenin geldiği rivayet edilen Şam'da İslam tarihinin birçok kalıntısına rastlanıyor.
HZ. MUHAMMED'İN KONUK OLDUĞU VE HALA DİMDİK AYAKTA DURAN BAHİRA MANASTIRI
Rahip Bahira Manastırı Şam'a 120 kilometre uzaklıktaki tarihi Busra kentinde bulunuyor. Daha önceki dönemlerde Hıristiyanlığın önemli merkezlerinden olan Busra, Büyük Constantinus zamanında 306-337 tarihlerinde piskoposluk merkezi haline getirilmiş. Kent daha sonra Antakya Patrikliğine bağlanarak, Arabistan Başpiskoposluğu'nun merkezi olmuş.
Tarihi Busra şehri, asıl anlam ve önemini ise Hz. Muhammed'in (s.a.s) bu beldeyi şereflendirmesiyle kazanmış. Öksüz ve yetim olan Hz Muhammed'in dedesi Abdulmuttalip vefat etmeden önce en güvendiği oğlu olan Ebu Talip'e teslim eder. Ebu Talip de Şam'a düzenlediği bir ziyaret sırasında Hz Muhammedi yanına alır.
Hz. Muhammed'i burada gören Rahip Bahira, Ebu Talip'e "Bunu (Hz. Muhammed) Şam'a götürme. Yahudi âlimler bunun peygamber olacağını bilirler buna zarar verirler." diye uyarıda bulunur. Bunun üzerine de Ebu Talip, orada kervandaki bütün mallarını satıp gerisin geriye Mekke'ye döner.
Peygamber Efendimizi konuk eden ve hala ayakta duran ender yerlerden biri olan Bahira Manastırı, birçok ülkenin yanı sıra Türk ziyaretçilerin olmazsa olmaz uğrak yerlerinden biri olarak biliniyor. Peygamber Efendimiz'in kervanın çöktüğü yerde yapılan mescidin yanı sıra Bahira'nın 12 yaşında konuk ettiği manastır hala ayakta duruyor.
Tur Operatörleri ile Niğde'den gelen Kazım Avşar birçok yurt dışı ziyaretleri yapmasına rağmen Suriye'nin kendisinde çok derin izler bıraktığını söyledi. Avşar, "Suriye'nin benim için ayrı bir yeri oldu. Peygamber Efendimiz (sav) başta olmak üzere çok geniş bir tarihi perspektifi canlandırdığı için manen çok duygulandım. Bundan önce gittiğim birçok ülkede değişik atmosferlerle karşılaşmıştım ancak Suriye'nin yeri çok farklı oldu." şeklinde konuştu.
Özellikle vizelerin kaldırılması ile beraber Suriye'ye gidiş gelişler çok daha kolay olduğuna dikkat çeken Avşar, "İnsanları çok sıcak. Kendimi vatanımda hissediyorum. Aslına bakarsanız burası kendi vatanım kendi memleketim. Çünkü ecdadımın burada birçok eserini gördüm. Bunları anlatınca heyecanlanıyorum. Türk vatandaşlarına buraları gezip görmeleri için tavsiye ediyorum." diye konuştu.
İstanbul'dan gelen Hadi Dağbaşı ise iki günlük ziyaretten çok etkilendiğini belirterek, Suriye'nin çok sayıda tarihi mekanları olduğunun farkına vardığını söyledi. Dağbaşı, Suriye'ye ilk defa geldiğini ifade ederek, "İlk gelmem itibariyle çok duygulandım. Hakikaten güzel bir ülke buralara gelip ziyaret etmek lazım çünkü çok eskiye dayanan tarihi yerleri var." dedi.
Cahit Durmaz ise yaklaşık 70 kişilik bir arkadaş gurubuyla Suriye'ye geldiklerini, yaptıkları ziyaretlerde Osmanlı İmparatorluğu'nun buralarda ne kadar güzel eserler bıraktığını müşahede ettiklerini aktardı.
İslam tarihi ile ilgili bin 500 yıllık çok güzel eserler gördüklerini aktaran Durmaz, "Bu birçok ülkeye nasip olmayan bir tarih. O kadar sahabe mezarı ziyaret ettik ki çoğunun isimlerini aklımda tutamadım. Müthiş bir duygu. Hz Peygamber (sav) dizinin dibinde olan ashabının mezarlarını burada görüyoruz. Onlarca kabir ziyaret ediyoruz. Her biri tarih içinde gönüllerimizde iz bırakmak için buralara gelmişler. Ama onlar o görevi yaptığında tabi ki iz bırakıp bırakmayacaklarını düşünmüyorlar. İnşallah içimizden birçok arkadaş da yazacaktır." değerlendirmesinde bulundu.
İKİ ÜLKE ARASINDA ÖRÜLEN KÖPRÜLERİN KALDIRILMASI BİZİ SEVİNDİRİYOR!.
Şam ve çevresini eskiden beri mekan ettiğini ifade eden İrfan Hacıosmanoğlu da Suriye'ye gerçekleştirdiği ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Hz. Muhammed (sav) çocukluğunda 12 yaşında ziyaret etiği ve ardından 25 yaşında ziyaret ettiği beldeleri ve Rahip Bahira Manastırını çok merak ettiğini belirten Hacıosmanloğlu, "Ben aslen Trabzonluyum. İstanbul ile Trabzon arası uçakla 1.5 saat. Şam ile İstanbul arası 1.5 saat. Yani daha önce Türkiye ile komşuları arasında örülen duvarlar bir vesile ile kaldırılması ve köprülerin kurulması bizi çok sevindirdi. Hakikaten buralar bizim vatanımızdı. Şimdi kısmi bir ayrılık oldu. Şimdi ise yeniden kavuşmanın sevincini yaşıyoruz." diye konuştu.
Çok önemli beldeleri ziyaret etme imkanı bulduklarını anlatan Osmanloğlu, "Efendimizin ruhaniyetinin olduğu beldeler. Fiziki olarak ziyaret ettiği beldeler. Hz. Ömer'in de geldiği beldelerdir bunar. Buraları ziyaret etmek bizi çok memnun etti." şeklinde duygularını dile getirdi.
Buşra Tur Genel Müdürü Said Aktürk ise son senelerde Türkiye ile Suriye arasındaki ikili diyalogların artmasına paralel olarak, Türk insanının yoğun bir şekilde Suriye'yi ziyaret ettiğini söyledi. "Hafta sonu özellikle Şam'da Halep ve Bursa'da Suriye'nin değişik yerlerinde geçiren insanların sayısı artmış vaziyette." diyen Aktürk, Suriye ile Türkiye'nin tek bir ülke gibi insanların yeme içme alışkanlıkların da aynı olduğuna değindi.
Suriye'ye gelen Türklerin kendilerinden bir şeyler bulduğuna dikkat çeken Aktürk, "Türkiye'den gelenler buralarda kendilerine ait çok ortak özellikler buluyorlar. Bir çok medeniyetin iç içe olduğu tarihi mekanları görüyorlar. Efendimiz (sav) sahabe döneminden sonra Emevi, Selçuklu ve Osmanlılara ait eseri görüyorlar." diye konuştu.
HAFTA SONLARINDA KAHVALTIYI HALEP'TE AKŞAM YEMEĞİNİ ŞAM'DA YİYEN VATANDAŞLARIMIZ VAR!
Suriye'ye gelen Türklerin hiç bir yabancılık çekmediğini dikkat çeken Aktürk, "Hiç kimse farklı bir ülkeye geldik demiyor. Bizim bildiğimiz gibi değilmiş diyorlar. Çok yoğun ziyaretler oluyor. Hatta bir sene de 2-3 defa gelenler oluyor. Bir kere gidip gelen daha sonra gelmeyi arzu edenleri gördük. Özellikle hafta sonlarında Suriye'ye gelerek kahvaltısını Halep'te yapıp akşam yemeğini Şam'da yiyen insanlar gördük. Uçakla Şam'a gelip sabah kahvaltısını Şam'da yapıp, akşam yemeğini Halep'te yaparak ardından Türkiye'ye geçen insanlar gördük. Bunu böyle devam edeceğini biliyoruz. Bunlar inşallah iki ülke arasındaki güzel diyalogların devamı ile artacak." şeklinde konuştu.
