"TÜRK BANKALARI ÇOK GÜÇLÜ BİR SERMAYEYE SAHİP"
Türkiye'deki bankaların, Avrupa'daki bankalarla kıyaslandığında finansal krize çok daha hızlı reaksiyon gösterdiğini anlatan Van Mancius, "Türkiye 2001 yılında aldığı bir dizi önlem sayesinde 2008 ve sonrasında global krizden en az etkilenen ülkeler arasında yer aldı. Avrupa'daki bankalar ile Türk bankaları arasındaki en büyük fark, Türkiye'deki bankaların ellerinde bulundurdukları sermaye miktarıdır. Avrupa'da özsermaye yeterlilik oranı yüzde 8, Türkiye'de bu oranın yüzde 18-19'lara varması ise bankacılık sistemini tabii çok güçlü kılıyor. Türk bankaları ekonominin iyi gittiği yıllarda bu oranı değiştirmediler. Dolayısıyla bu güçlü sermaye yapısıyla krizden daha az etkilendiler." dedi.
"KRİZLE BİRLİKTE İNSANLAR BANKALARA GÜVENİNİ YİTİRDİ"
Krizle birlikte müşterilerin bankalara olan güvenlerini yitirdiklerini kaydeden DenizBank AG Yönetim Kurulu Başkanı, "Bankacılıkta müşteri güvenini kazanmak çok önemli. DenizBank AG, hizmetlerinde hep bu prensiple hareket etmektedir. Açık ve şeffaf bir politika izliyoruz. Bu sayede, dünya ekonomisinin zorlandığı bir dönemde müşteri sayımızı 2008 sonundan bugüne yüzde 20 artırarak, 76 bini aşkın müşteriye ulaştık. Bu da izlediğimiz politikanın en önemli başarı belgesi. Sade ve şeffaf ürün portföyümüz, müşteri ihtiyaçlarına odaklanan bir anlayışa sahip olmamız, başarımızın anahtarıdır." şeklinde konuştu.
Van Mancius, DenizBank AG'nin 2009 yılında gerçekleştirdiği gelişmelerin en önemlilerinden birinin müşteriyle kurulan yakınlık olduğunu belirtti. Van Mancius sözlerini şöyle sürdürdü: "Şube ağımız, çağrı merkezimiz ve internet bankacılığı platformumuz ile müşterilerimize her kanaldan hizmet veriyoruz. Haziran ayında Salzburg'da bir şube açtık. Böylelikle Avusturya'da 10, Almanya'da Frankfurt'taki şubemizle toplam 11 hizmet noktasından oluşan etkin bir şube ağına sahibiz. Öte yandan çoğu şubemiz 8-18 arası açık. Bu hizmet anlayışımız ile Avusturya'da bir ilke imza attık. Ayrıca çağrı merkezimizi geliştirdik ve modern bir teknoloji ile donattık. Yeni internet platformumuzla 24 saat bankacılık hizmeti sunuyoruz."
DenizBank AG'nin 2010 yılındaki planları hakkında da açıklamalarda bulunan Van Mancius, geleneksel bir banka olarak hizmet vermeye devam edeceklerini kaydetti. Müşteri odaklı çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Martijn van Mancius, "2009 yılındaki tempomuzu 2010 yılında da sürdürmeyi hedefliyoruz. Ürün yelpazemizde yeni adımlar planlamaktayız. Diğer taraftan Türkiye, Avrupalı şirketler için gittikçe daha çok önem arz ediyor. Dinamik nüfusu ve ekonomisi ile Türkiye Avrupa için çok cazip bir pazar. Biz DenizBank AG olarak Almanya ve Avusturya'da faal Türk şirketleri ve Türkiye'deki Avusturya Alman kökenli şirketler arasında bir köprü vazifesi görüyoruz." ifadelerinde bulundu.
"GLOBAL BİR BAKIŞ AÇISI GEREKLİ"
Bu çokuluslu alanda faal olmanın önemine ilişkin yöneltilen soru üzerine Van Mancius, küresel bir bakış açısının avantajının altını çizdi: "Profesyonel iş hayatıma Çin'de başladım. Hollanda'da, Banque Artesia bünyesindeki PBA Personal Banking Amsterdam'da genel müdürlük yaptım. Daha sonra İstanbul'da, DenizBank A.Ş.'de iki seneyi aşkın yöneticilik görevinde bulundum. Kişisel kariyerimin küresellik için çok isabetli bir örnek olabileceğini düşünüyorum. Bir Hollandalı olarak, Avusturya'da Türk ve Fransız-Belçika kökenli bir bankada idarecilik vazifesi yapıyorum. Yöneticilikte bu küresel bakış açısı, geniş ve esnek perspektif müşterilerinizi daha iyi anlamanızı sağlıyor. Böylelikle müşterilerimize ihtiyaçlarına tam olarak hitap eden, en uygun çözümleri sunuyoruz.""
