Fethullah Gülen'in diyalog felsefesini Amerika, Avrupa ve Asya'dan sonra Afrika'nın da hemen her kesiminden önemli düşünürleri tartışmaya başladı. Yüzyıllardır Batı tarafından sömürülen kara kıta artık "beyaz adam"la oturarak küresel barış için formül arıyor.
Nobel Barış Ödüllü efsane lider Nelson Mandela'nın iktidara geldiği 1994'te yapılan ilk demokratik seçimler, ülkedeki ırkçı rejime son verse de toplumsal uzlaşmanın hâlâ tam olarak sağlanamadığı Güney Afrika'da, Gülen konferansına, farklı ırk ve dinlerden sosyal bilimciler, siyasetçiler, üniversite öğretim görevlileri, din adamları, bürokratlar, öğrenciler ve Cape Town şehrinin ileri gelenleri katıldı.
Programı düzenleyen Turkuaz Harmoni Enstitüsü'nün Cape Town Direktörü Halil Yurtsever, sunuş konuşmasında "Her ne kadar Türkiye'de doğsa da artık evrensel sorunlara kafa yoran Gülen Hareketi uluslararası bir hüviyet kazanmıştır. Fethullah Gülen'in fikirleri, eserleri bugünlerde bin yıldır sanatta, edebiyatta, düşüncede, ilimde fetret devri yaşayan İslam dünyasında yeni bir dirilişe öncülük etmektedir." ifadelerini kullandı. Yurtsever, düzenledikleri konferansla, Gülen'in, Batı ile Doğu'nun barışı, evrensel eğitim, dinler, kültürlerarası diyalog, din ile bilimin uyumu, ekonomi, demokrasi gibi globalleşen dünyanın önüne gelen en büyük problemlere getirdiği orijinal çözümleri tartışmayı hedeflediklerini anlattı.
Açılış konuşmasını Western Cape Eyaleti Eski Başbakanı, Milletvekili İbrahim Resul'ün yaptığı programda Prof. İsmail Albayrak, "Gülen Perspektifinden Cihad ve Terör Kavramları" başlıklı bir konuşma yaptı. Adalet Bakan Yardımcısı Johnny H. de Lange ise parlamentoda görevli olduğu 'Güney Afrika Ulusal Uzlaşma ve Ulus Binası Projesi'nden bahsederken, gönüllülerden oluşan bir sivil toplum hareketi olan "Hizmet"in kendi ülkesinin sorunlarını çözmede bir örnek olabileceğini dile getirdi.
"GÖNÜLLÜLER HAREKETİ İLE TOPLUMSAL UZLAŞMAYI SAĞLAYABİLİRİZ"
Vatikan Katolik Kilisesine bağlı St Augustine Koleji Rektörü Dr Michael van Heerden'de ise " Sevgi ve Tolerans'ın Özeti" başlıklı bir konuşma yaptı. Soru cevap faslının ardından Prof. Niyazi Ökten'in ,"Dinler ve Kültürlerararası Diyalogun Zorunluluğu ve Gülen'in İnisiyatifi" başlıklı bildirisi okundu. Prof. Stanley Ridge'nin, "Fethullah Gülen'in Dünya Eğitimine Katkısı" ile Rahip Michelson'un "Affetme, Tolerans ve Diyalog" adlı makalelerini okumalarının ardından öğle yemeğine geçildi.
Adalet Bakan Yardımcısı Johnny H. De Lange, toplumun her kesiminden gönüllülerin bir araya geldiği bir sivil toplum hareketi olan "Hizmet"in ırkçı rejimin yıkılmasından günümüze ülkenin en büyük meselesi olan toplumsal uzlaşmayı sağlamada Güney Afrika'ya çok iyi bir çözüm yolu gösterdiğini söyledi. Lange, Cihan'a yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Güney Afrika'da ırkçı rejimi yıkmak çok önemli bir başarıydı; ama daha sonra anladık ki sorunlar bitmedi. Uzun yıllar 'ırkçı rejimin birbirinden ayırdığı toplumu nasıl uzlaştıracağız?' sorusu cevap bekleyen en büyük sorundu. Tabi demokrasi de hemen daha önceden tasarlanmış, detayları hesaplanmış bir mühendislik hesabı önünüze koymadı. Ben toplumsal uzlaşma bağlamında "Gülen Hareketi"nin bizim için önemli çözüm yolları gösterdiğine inanıyorum. Şimdi hükümetimizin baş gündemini tutan "toplumsal uzlaşma ve yeni bir ulus inşa etme" projesini hayata geçirmek için "Gülen Hareketi" benzeri bir sivil toplum hareketi kurarak beraber yaşamak yollarını araştırmak, en önemli konumları işgal edenlerden sıradan bir vatandaşa her Güney Afrikalının üzerine düşen bir vatandaşlık borcudur. Türkiye'den ne öğrenebiliriz, bunu artık düşünmeye başladık."
"GÜLEN'LE AYNI RÜYAYI GÖRÜYORUM"
Rahip M. G. Michelson ise konuşmasında "Gülen'le aynı rüyayı görüyorum; zengin ile fakir arasında ayrım kalmadığı, çatışmaların bittiği, Doğu ile Batı'nın barıştığı, kültürlerin, dinlerin birbirini kucakladığı, insana insan olduğu için değer verildiği bir dünyanın rüyasını görüyorum." ifadelerini kullandı. Michelson, "Ortak değerlerimiz hakkında konuşmak çok dikkate değerdir. Ortak değerlerimiz var mıdır? Evet çok büyüktür. Paylaştıklarımız yüzde 99 aynıdır. Bana bir Katolik arkadaşım sordu, "Benim Müslümanlarla ortak değerlerim ne olabilir?" Ona cevabım "çok fazla" oldu. Aynı yaratıcıya inanıyoruz, değil mi? Aynı evrende, gezegende yaşıyoruz, aynı insanız, ruha ve bedene sahibiz, ümitlerimiz, korkularımız aynı." dedi.
