AGİD Başkanı Ahmet Coşkun, Dörtyol Girişimci İşadamları Derneği (DÖGİAD) üyesi işadamlarına 'Markalaşma ve Liderlik' konusunda deneyimlerini aktardı. 1967 yılında Ceyhan'da babasının gıda işi yaptığını belirten Coşkun, "1970 yılında tekstil sektörüne girdik. Babam seyyar tablada işe başladı. Zamanla amcalarımla birlikte mevcut yerimizin yan tarafını da alarak mağazayı büyüttük. 1980 yılında Adana'ya geldik. 1987 yılında okulu bitirdikten sonar ailemle birlikte işin başına geçtim. Lisedeyken yaz tatillerinde, hafta sonlarında ve boş derslerimde bile mağazaya gelerek işle ilgileniyordum. İşimi o zamandan bu yana severek yapıyorum. 1989 yılından sonra amcalarımızdan ayrılıp üretim ve toptancılık işine girdik. Önceleri çevre illere pazarlama yaptık. Bu 1997 yılına kadar devam etti. Yurt dışı gezilerine katıldık. O yıllar önümüze iki hedef koyduk. Birincisi markalaşma, ikincisi ise yurtdışı bağlantısı yapmak. 1999 yılında Süvari'yi kurduk. Şu an 6 ülkede kendi mağazamızı açtık. 20'ye yakın ülkeye Süvari markasını satıyoruz. Toplam 65 mağazada bin 600 çalışanımız var. Ayrıca Adana Organize Sanayi Bölgesi'nde kumaş dokuma tesisi kurduk. Bunun yanında inşaat ve lojistik işine başladık. Ana hedefimiz Süvari'yi yeni ülkelere taşıyıp dünya markası yapmak." dedi.
Markalaşmanın önemini vurgulayan Coşkun, "Siz önce Dörtyol çapında markalaşın. Bu kırtasiye, tekstil gibi sektörler olur. Bir şekilde markalaşmak için bir yerden başlamak gerekir. Hedefe istikrarlı ve sabırla varılabilir. Markalaşma Bambu ağacı misali gibidir. Yedi yıl su verirsiniz ama bir kaç santimetre büyür. Fakat yedi yıldan sonra birden büyümeye başlar. Markalaşma da buna benzer. Mutlaka her insanın bir hedefi olmalı. Öğretmen de memur da olsan bir hedefin olmalı. Bunu yazı ile haftalık, yıllık, hatta on yıllık, 20 yıllık hedefler belirlenmeli. Neler yapılabileceği yazılmalı. Bu bir nevi kendinize söz verme olur. Bu gelecekte yapacağınız işler adına büyük sonuçlar verir." şeklinde konuştu.
Yapacağınız işleri çok iyi bilmelisiniz diyen Coşkun, "Yanınızda çalışandan, işi daha iyi bilmezseniz hep bir adım geride olursunuz. Sözle değil davranışımızla birşey anlatmalıyız. Anlatmamız gerekeni yaşamalıyız. İşçilerimizin çok çalışmasını istiyorsak önce kendimiz çok çalışmalıyız." diye konuştu.
LİDERLİK İTME DEĞİLDİR!!
Marka olmak, başarılı iyi bir işadamı olmak için tavsiyelerini sürdüren Coşkun, "Liderlik itmek değil çekmektir. İyi bir yönetici olmak her ne iş yapıyorsa yapalım o işte en iyi olmak için yapmamız gereken çok önemli şeyler var. Çok fedakar olmalıyız. Cefada önde sefada arkada olmalıyız. Mesai saatlerimize dikkat etmeliyiz. Sürekli herkesten geç işimize gidersek onlar üzerinde etkimiz azalır. Unutmalayım ki hiç bir zafere çiçekli yollardan gidilmez. Olumlu pozitif düşünmeliyiz. Güler yüzlü olalım. Bu bize her zaman kazandıracaktır. Bir Çin atasözü derki 'Gülümsemeyi bilmeyen dükkanını açmasın.' Şartlar ve ortam sürekli değişiyor. Bu değişiklikleri çok iyi analiz eder atılması gereken adımları zamanında atar isek çok başarılı oluruz. Değişimi yöneten başarılı olur." dedi.
Başarıya giden yolda mutlaka hesaplı riskler de almalıyız diyen Coşkun, "Risk ile rızk kelimesi aynı kökten gelmektedir. Risk almayan ilerleyemez. Fakat hesaplı risk olması gerekir. Hırs ve azim bizi rekabetçi ve başarılı yapar. Hırsımız diğerlerinin kaybetmesine odaklı değil, bizim kazanmamıza odaklı olmalıdır. Olumlu yönetilen hırs başarıyı getirir. Gücümüzün kaynağını dışarıda aramayalım. Yanardağ gibi güç ve başarı içimizden fışkıracaktır." diyerek tavsiyelerini sürdürdü.
PERGEL GİBİ OLMALIYIZ!
Pergelin düzgün daireler çizmesinin sebebinin bir ayağının sabit olmasına bağlı olduğunu dile getiren Coşkun, "Bizim bu sabit ayağımız kültürümüz, örf ve adetlerimiz, inancımız, gayretlerimiz, sabrımız, dürüstlüğümüz olacak. Yani bunlar sabit kalacak ama daireleri sürekli büyüteceğiz. Sabit ayağımızı oynatmadan açıyı devamlı genişletmeliyiz." ifadesini kullandı.
Yapmanız gereken işleri ertelemeyin diyerek uyarılarda da bulunan Coşkun, "Esnafı, sanayiciyi, tüccarı negative yönde etkileyen factor erteleme hastalığıdır. Yapılması gerekli olan mutlaka yapmamız gereken birçok konuyu nedendir bilinmez ama erteleriz. Bu hastalık başarılı olanla olamayanı ayıran en önemli özelliklerden biridir. Önümüze gelen işlerin en az yüzde 80'ini hemen çözmeliyiz. Kalanı için de mutlaka tarih ve saat belirleyerek ajandaya kaydederek ertelemeliyiz. O zaman biriken işimiz olmaz yada çok az olur ve sürprize hazır oluruz. Önceden birikmiş işimiz olmadığı için sürpriz işleri hem kolay hem de stress yapmadan hallederiz." şeklinde konuştu.
Konuşmasının sonunda çocuk yetiştirme konusuna da değinen AGİD Başkanı ve Süvari Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Coşkun, "Çocuklarınızı rahatlığa alıştırmayın. Ben zamanında sıkıntı çektim, çocuklarım rahat yaşasın. Gezsin, tozsun, hayatını yaşasın demeyin. Tam tersi çalışmaya alıştırın, Fatih Sultan Mehmet 21 yaşında İstanbul'u fethetti ama günümüzde pazarın yolunu bile bilmeyen gençlerimiz var. Avrupa'ya baktığımızda çok zengin olmalarına rağmen mutlu değiller. Çünkü nesli doğru yetiştirilmedi. Evlatlarınıza çalışmayı sevdirin. Yoksa ileride başınıza bela olur." ifadesine yer verdi.
Konuşmasını bitiren Coşkun'a AK Parti 22. Dönem Milletvekili İsmail Soylu tarafından günün anlamını belirten plaket takdim edildi.
Ayrıca, AGİD Başkanı Coşkun'un konuşmasını DÖGİAD Başkanı Turhan Soylu, AK Parti 22. Dönem Milletvekili İsmail Soylu, Belediye eski Başkanı Bayram Türkoğlu, Kuzuculu Beldesi Belediye eski Başkanı Alper Soylu, Dörtyol Ticaret odası Başkanı Cemal Talay, Payas Sanayici ve İşadamları derneği Başkanı Ercan Ergün, Mühendis ve Teknik Elemanlar Dayanışma Derneği Başkanı Ahmet Hıdır, Müftü Ali Yazıcı, Esnaf Kefalet ve Kredi Kooperatif Başkanı Ali Gün ve çok sayıda DÖGİAD üyesi işadamı da dinledi.
