Emek Mahallesi'nde yaşayan Döndü Çilkurt, eşi Mustafa Çilkurt'u 18 sene önce kaybetmiş. 4 çocuğu bulunan oğluyla yaşayan yaşlı kadın, oğlu Dursun Çilkurt'u da 8 yıl önce beyin kanserinden hayatını kaybetmiş. Gelini ve torunlarıyla yalnız kalan Döndü Çilkurt'un, gelini de bir süre sonra gırtlak kanserine yakalanınca, İstanbul Çapa Hastanesi'nde tedavi altına alınmış. Her geçen gün biraz daha eriyen genç kadın, çocuklarını imkansızlıklar içerisindeki kayınvalidesine teslim etmiş. Torunları Barış (6), Olcay (10), Tuncay (19) ve Tayfun'la (21) başbaşa kalan yaşlı kadın, büyük zorluklarla mücadele ederek torunlarına sahip çıkmış.
Babalarının ölümü ve annelerinin durumundan fazlasıyla etkilenen 4 çocuğun psikolojik rahatsızlıkları bulunduğunu belirten yaşlı kadın, rahatsızlıklarından dolayı çalışamaz durumda olduklarını ifade etti. Eşinden kalan 300 TL'lik yaşlılık maaşı ile geçinmeye çalıştıklarını dile getiren Döndü Çilkurt, "Torunlarımla yaşıyorum. Ölen oğlumun çocukları. Annesi de gırtlak kanseri tedavi görüyor. 45 yıldır bu evde yaşıyorum. Oğlum öleli 8 sene oldu. Eşimin yaşlılık maaşı olan 300 TL'yi alıyoruz. 19 yaşındaki bir torunum psikolojik sorunları var. Askerliğini yapamadı. Şeker hastası. Onun da ilaçları var." diye konuştu.
Yaşlı kadın, yaşadığı zorlukları şöyle anlattı: "Çok zorluklar yaşadım. 18 senedir 3 ayları su ile tutuyorum. Yiyeceğimiz yok. Karı erittim çocuklara su içirdim. Kimsenin kapısını çalmadım. Yağmur suyunu biriktirdim. Onun suyunu içtik, çocuklara içirdim. Komşularım sağ olsun bize destek oluyorlar. Yiyecek getiriyorlar. Bazen para veriyorlar. Devlet kışlık kömürümüzü veriyor."
Dört torununa sahip çıkmaya çalışan Döndü Çilkurt'a zaman zaman yardım ettiklerini belirten komşuları Selim Şahin ise yaşlı kadının durumunu şöyle ifade etti: "Hiçbir şeyleri yok, suyu yok, rögarları yok. Tuvalet yok doğru düzgün. Suyu camiden karşılıyorlardı. Erkekler tuvaletine giriyordu yaşlı olduğu için. Onlar da bir yere kadar. Hapçısı, tinercisi var, her türlü tehlikeye açıklar. Bir komşumuz kuyu suyu veriyordu, ama şehirleşme artınca kuyu suyuna lağım da karışmaya başladı. Oradan da su veremez olduk. Komşular olarak zaman zaman yardım ediyoruz. Ama çok onurlu birisi. Asla kimseden bir şey istemez." (CİHAN)
