21 Ağustos 2026
Altın 7127.97
BIST 14514.82
Dolar 48.0326
Euro 56.1618
Sterlin 65.5614
Ankara 34°C

Yazar Bejan Matur: Kürt Açılımı Adlandırması En Başından Yanlıştı

Yazar Bejan Matur: Kürt Açılımı Adlandırması En Başından Yanlıştı
Yazar Bejan Matur, açılım konusunda ortaya atılan "Kürt Açılımı" adlandırmasının yanlış olduğunu söyledi. Matur, "Bir özgürlük sorununu etnik bir çer...
Yazar Bejan Matur, açılım konusunda ortaya atılan "Kürt Açılımı" adlandırmasının yanlış olduğunu söyledi. Matur, "Bir özgürlük sorununu etnik bir çerçeveye hapsettiği, etnik bir kökene dayandırdığı için yanlıştı. 'Demokratik Açılım' daha amaca uygun ve daha doğru bir adlandırma." dedi.

Bursa Gazeteciler Cemiyeti ile Nilüfer Belediyesi'nin ortaklaşa düzenlediği "Aydınlarla Yüz Yüze 2010" etkinliklerinin ilk konukları Zaman Gazetesi Yazarı Bejan Matur, Prof Dr. Ahmet Özer, eski Bakan Ercan Karakaş ve Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Deniz Kavukçuoğlu oldu. "Türkiye'de Özgürlükler Sorunu"nun ele alındığı toplantıda konuşan Zaman Gazetesi Yazarı Bejan Matur, sendikal özgürlük, siyasal özgürlük ya da basın ve ifade özgürlüklerinin yeterince ele alındığını ancak anadilde konuşma özgürlüğünün henüz tartışılmadığını ifade etti.

"Bir ana dil var, annenizden başkasıyla konuşamadığınız ana diliniz. Bunu anlayabiliyor muyuz? Bunun ne kadar önemli bir özgürlük sorunu olduğunu anlayabiliyor muyuz?" diye soran Matur, demokratik açılım konusunda ise şu değerlendirmede bulundu: "Kürt açılımı meselesinde, 'Kürt Açılımı' adlandırması en başından yanlıştı. Bir özgürlük sorununu etnik bir çerçeveye hapsettiği, etnik bir kökene dayandırdığı için yanlıştı. 'Demokratik Açılım' daha amaca uygun ve daha doğru bir adlandırma. En başından böyle ifade edilseydi, çok daha isabetli olurdu… Habur çok tartışıldı. Oradaki gösteriyi izlemedim, görmedim; ama sonrasında Diyarbakır'da yapılan mitingi gördüm, o mitinge katıldım. Orada yaşlı kadınlarla, gençlerle konuştum; ne istediklerini, ne dediklerini anlamaya çalıştım. Mitingdeki baskın hava şöyle idi: Artık şiddet yok; çatışma, kan, gözyaşı yok. Bunların hepsi bitti, bitiyor. Bundan sonra barış, kardeşlik var. Oradakilerin genel havasından söz ediyorum… İstanbul'da ise aynı miting çok çok farklı algılandı. İstanbul'da, 'Bu kadarı da olmaz, bunlar çok ileri gitti' denildi. Şimdi iyi anlaşılması gereken bir durum; Türkiye'nin doğusu ile batısı arasında bir hadiseye ilişkin algı farkı bu kadar büyük olmamalı."

Erzurum'da konuştuğu yaşlı bir kadının "Kürt-Türk ayrımı bilmezdik; çocuğumun arkadaşları arasında Kürtler de vardı. Çekinmeden misafir ederdim onları. Şimdi ise yapamam" dediğini anlatan Matur, "Bizim için varlığını bildiğimizin, bilgimizin ötesinde görünür olması algımızda bu kadar değişikliğe neden oluyorsa bunun üzerinde düşünmek gerekir." şeklinde konuştu.

Dil hakkının verilmesi halinde bölünme olacağı düşüncesinin anlamsız ve yanlış olduğunu dile getiren Matur, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir topluluğa dilini vermiyorsan, onu çok aşağıda bir yerde görüyorsun, çok aşağıda bir yerde tutuyorsun demektir. Bu da birleştiren bir şey değil ayıran bir şeydir. Gene de ben çok iyimserim: Türkiye'nin bölünebileceğini düşünmüyorum. Çünkü ortak bir temelimiz var, derinde ve bu coğrafyaya ait bir ortaklığımız var. Türkülerimizde, oyunlarımızda, masallarımızda, kültürümüzde yaşayan bir ortaklıktır bu. Bugün her şey kaotik görünüyor. Anlaşamıyor, birbirimizi bazı meselelerde anlayamıyoruz. Ama, halının altına süpürdüğümüz sorunlarımızla er geç yüzleşecektik. Şimdi buna tanık oluyoruz. Son otuz yılda 50 binden fazla insan ölmüş, ama toplum kendi içinde bölünmemiş. Kendimize, toplumumuza güvenebilmemiz için yeterli sebep var. Barışa inanıyor muyuz? Birlikte yaşamak istiyor muyuz? Ben bu ikisine de 'evet' diyorum. Evet demesen de, kimi kimden ayıracaksın? Nasıl ayıracaksın? Ben topluma güveniyor, inanıyorum. İyi ve güzel bir geleceğe de inanıyorum…"

"EN İYİ DARBE BİLE DEMOKRASİDEN KÖTÜDÜR"

Prof. Dr. Ahmet Özer ise askeri darbeleri ve bu konudaki güncel tartışmaları değerlendirerek, "En iyi darbenin bile en kötü demokrasiden daha kötü olduğunu" vurguladı. Türkiye'nin Tanzimat'tan beri yüzünü Batı'ya çevirmiş bir ülke olduğunu hatırlatan Özer, "Türkiye geri, teokratik üçüncü dünyanın lideri olmaktansa, gelişmiş Batı'nın eşit bir üyesi olmayı tercih etmelidir." dedi.

Eski Kültür Bakanı, Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) Başkanı Ercan Karakaş da evrensel demokrasinin "kadın erkek eşitsizliği", "gelir dağılımında eşitsizlik" gibi bugüne değin aşılamayan kimi temel zaaflara sahip olmakla birlikte, Türkiye'de demokrasinin sorunlarının bunların da ötesinde bir derinlik, büyüklük ve o ölçüde de vahamete sahip olduğunu belirtti. Karakaş, "Türkiye'de özgürlüklerin önündeki engelleri, siyasi partilerin yanında sivil demokratik yapıları gerektiği gibi geliştirmeden ve bu yollardan siyaseti demokratikleştirmeden aşma şansımız yok." diye konuştu.

Cumhuriyet Yazarı Deniz Kavukçuğlu, Türkiye'de demokrasinin tarihsel arka planını irdeleyerek başladığı konuşmasında, özgürlüklerin azlığından yakınanların da çaba göstermesi gerektiğini ifade etti. (CİHAN)

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Bunlar da İlginizi Çekebilir