Bursa Barosu, meslek içi eğitimi kapsamında avukatlara yönelik 'çocuk ceza adalet sistemi' semineri düzenledi. 24-25 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek olan iki günlük eğitim semineri adalet sarayı konferans salonunda başladı.
Seminerin ilk gün konuşmacılarından İstanbul Barosu UNICEF Proje Danışmanı Av. Seda Akço, adalet sisteminin çocuklara yönelik tam olarak yapılandırılamadığına dikkat çekerek, "En büyük eksiklikte onların adalet sistemine girdiklerinde almaları gereken hukuki destek. Bir suçun mağduru veya sanığı olan her çocuğun hukuki yardım alma hakkı var. Bu çok bilinmeyen bir hak. Bunda kişisel taleple ilgili kısmı tam olarak bilinmemekte." dedi. Türkiye'de bu alanda yaşanan en büyük sıkıntılardan birinin de düzgün bir veri toplama sisteminin bulunmaması olduğunu dile getiren Av. Akço, bu nedenle çocuklarla ilgili tam bir veri toplanamadığını söyledi.
Çocuklarla ilgili en büyük istismarların başında duygusal ve fiziksel istismarın geldiğini anlatan Av. Seda Akço, "Ruhsal ve duygusal istismar başı çekiyor. Bunu fiziksel istismar takip ediyor. Bunların ardından ise cinsel istismar geliyor. Ruhsal istismar, çocuğun aşağılanması, küçümsenmesi, başka çocuklarla kıyaslanması şeklinde oluyor. Ardından fiziksel istismar geliyor, kulak çekme ve dövme gibi. Cinsel istismar ise, bu da yansıyan şekli ile azımsanmaycak durumda. Birde yansımayan kısmının düşününce korkunç bir gerçek ortaya çıkıyor. Çünkü cinsel istismar hiç bir zaman yüzde yüz yansımaz." şeklinde konuştu.
"YENİ ANAYASADA ÇOCUK HAKLARI DAHA KAPSAYICI OLMALI"
Akço, 12 Eylül 2010'da gidilen halkoylaması ile kabul edilen anayasa değişikliği ile çocuklara getirilen pozitif ayrımcılığın sevindirici olmasına rağmen istenen şekilde kapsayıcı olmadığının altını çizerek, "Bunlar tabi ki iyi şeyler ama, tam olarak kapsayıcı değiller. Bunlar belli bir alana yönelik düzenleme içeriyor. Çocuğu ve çocuk haklarını her alanda koruyucu bir içeriğe sahip değil." dedi.
Seda Akço, yapılması gündemde olan yeni anayasaya yönelik ise, "Eğer bir anayasa yapılacaksa bunun daha kapsayıcı bir düzenleme ile yerine getirilmesi gerekiyor. Çocuğun korunma, katılım ve gelişimi gibi bütün haklarının korunmasının devletin yükümlülüğünde olduğunu belirten bir genel hüküm getirilmeli, gerisi yasal düzenlemelerle yerine getirilir." değerlendirmesinde bulundu.