Mor dağlarının eteğindeki 400 nüfuslu köyün sakinlerinden Yaşar Dalar, "Asırlardır aynı topraklarda yaşıyoruz. Hepimiz bir ümmetiz ve Efendimiz'in 'kardeşlerim' diye hitap ettiği bir milletiz. Dedelerimiz beraber Yunanlara, Ermenilere, Ruslara ve birçok dış güçlere karşı kardeşçe aynı safta mücadele etti, şehit verdik. Çanakkale şehitliğine bakıldığında binlerce doğulu Kürt kökenli şehidimiz var. Biz Türkiye'den Osmanlı gibi bir imparatorluk bekliyoruz, kardeşlik içinde yaşamak istiyoruz. Bölünmek istemiyoruz ve biz bölücü değiliz. Bugün açılıma destek vermeyen muhalefet ve bazı basın kuruluşları 17 bin faili meçhulü araştırmıyor, ama bir erkek çocuğunun sevgilisini öldürmesini 4 ay boyunca gündemden düşürmüyor." dedi.
Mor dağların eteğinde kurulan Kayakonak köyü, 400 nüfüslu. Çetin kış şartları sebebiyle her yıl birkaç ay yolları kapanıyor. Soylarının Hz. Ebubekir'e dayandığını belirten Kayakonaklılar, Osmanlı döneminde köyde sadece alimler yetiştirildiğini bu sebeple Osmanlı'nın köyden asker almadığını belirtiyor.
Kayakonak köyü geçmiş yıllarda sıkıntılı günler yaşamış. Yaşar Dalar, hatırlamak bile istemedikleri bir olayı şöyle anlatıyor: "1993 yılında askerler ile PKK'lılar çatışmış, 5 PKK'lı öldürülmüştü. Cesetleri 2 gün dışarıda bırakıldı. Daha sonra rütbeli bir asker, koruculara cesetleri köye getirmelerini emretti. Cesetleri, arabaların arkasına bağlayıp sürükleyerek köy meydanına getirdiler. PKK'lının cebinden çıkan bıçakla, herkesin gözü önünde cesetlerin kulaklarını, burunlarını kestiler. O dönemde köyümüzde herkes korucuydu. Rütbelilerden biri kuruculara, 'biz köpeği köpekle öldürtürüz' deyince herkes koruculuğu bıraktı ve silahları teslim ettik. Aynı tarihlerde JİTEM'ciler operasyona çıkmışlardı. Ama bir şey bulamayınca dağdaki çobanı yakalayıp köy meydanında astılar ve yaktılar. Annesi çocuğunun kemiklerini bir torbada toplayıp ancak gömebildi." (CİHAN)
