ÇOMÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Evren Erginal'ın öncülüğündeki çalışma, heyelanın çok ciddi boyuta ulaştığını ve köyde can güvenliğinin büyük tehlike altında olduğunu ortaya koydu.
Erginal, 1992 yılı başlarından beri etkili olan heyelanı, ÇOMÜ'nün sağladığı proje bütçesi sayesinde 2005 Ekim ayından itibaren izlediklerini söyledi.
Köy içindeki heyelan sahasının, coğrafya öğretmeni olacaklar için adeta bir açık hava laboratuvarı olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Erginal, Prof. Dr. Murat Türkeş'le birlikte yaptıkları çalışmalarda heyelanın sebebi, gelişim mekanizması ve gelecekte göstereceği davranış konusunda somut veriler elde ettiklerini aktardı. Bugüne kadar yaptıkları 10'un üzerinde saha çalışmasında, heyelanın koordinatlarını alarak kaymaların zamana dayalı değişimlerini ölçtüklerini kaydeden Evren Erginal, "Örneklerden yaptırdığımız mikroanalizlerle kaymayı kontrol eden jeolojik ve coğrafi şartları araştırdık. Ortaya çıkan sonuçlar çok çarpıcı. Heyelanın ulaştığı nokta, küçümsenebilir seviyede değil. Ambaroba'nın doğu, batı ve güneyinde kaymalar etkisini gittikçe artırıyor. Her seferinde hiç de sürpriz olmayan kesimlerde yeni kopma ve göçmeler meydana geliyor. Güneyde yaklaşık 20 yıl önce yapılan ve aslında heyelanın başlamasına yol açan su deposundan baktığınızda ya da köy camisinin minaresinden gözlediğinizde bunu görmek mümkün." diye konuştu.
Geçen zaman zarfında yıkılan yapı sayısının çok artığına dikkat çeken Erginal, heyelanın 700 metre uzunluk ve 400 metre genişlikteki bir yamaçta geliştiğini, kayan kütlenin hacminin 2006 yılında 7 milyon metreküpün üzerinde olduğunu, kayma derinliğinin de yer yer 50 metreyi aştığını ifade etti.
Köy halkının çaresizlik içinde, çatlaklar ve şişmeler olan evlerinde yaşamaya devam ettiğini kaydeden Erginal, "Çürük zeminde oturmak imkânsız hale gelmiş. Önümüzdeki kış aylarında yağışlar artar, özellikle kar kalınlığı ve yerde kalma süresi fazla olursa, büyük toprak kaymalarının gelişmesi çok büyük ihtimal taşıyor. Gerçeği söylemek gerekirse heyelan sahasındaki durum, mühendislik uygulamalarıyla da olsa ıslah edilebilir halde değil. Özellikle doğu yamacında 2008 yılının yağışlarıyla başlayan yeni heyelanlarla köy, üç toprak kayması arasında sıkışmış durumda. Köye, güvenli başka bir yerleşim yeri önermek gerekiyor. Hemen gerideki kayalık tepelerin sırtları, 70 hane için yeteri kadar geniş." şeklinde konuştu.
(CİHAN)