1. YAZARLAR

  2. Aykut Onur KALAYCI

  3. 'BAHTI KARA MEHMET'
Aykut Onur KALAYCI

Aykut Onur KALAYCI

Yazarın Tüm Yazıları >

'BAHTI KARA MEHMET'

A+A-

“BAHTİ AÇIK BAHATTİN’TEN BAHTI KARA MEHMET’E”

BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU

GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI YÜKSEK DİSİPLİN KURULU’NDAN ÇİFTE STANDART!!

RÜŞVET ALDIKLARI İDDİASIYLA HAKLARINDA YASAL İŞLEM BAŞLATILAN GÜMRÜKÇÜLERE CEZA VERMEYEN GÜMRÜK MÜSTEŞARLIĞI DİSİPLİN KURULU, TASİŞ’TEKİ BİR USULSÜZLÜKLE SUÇLANAN MÜDÜRÜN İFADESİNİ BİLE ALMADAN MESLEKTEN MEN ETTİ.

MEHMET’E VAR DA BAHATTİN’E YOK MU?..

Merhaba sevgili www.etkihaber.com okuyucuları.. Sizlere bu yazımda, bir çifte standart karardan ve buna bağlı olarak kocaman bir teşkilatın akıllara soru işaretleri getiren uygulamalarından söz edeceğim. Bu yazıma geçmeden önce de şunu açık yüreklilikle belirtmek isterim. Yazıma konu olan kişileri tanımam diyemem. Ama ‘var mı bir alıp veremediğin’ ya da ‘var mı dostluğun’ diyecek olursanız size net bir cevap verebilirim. Kocaman bir ‘HAYIR’. Argoya kaçacak ama ‘hiç biri babamın oğlu’ değil!.  Yazının buraya kadar ki bölümünü okuduktan sonra ‘Yine Aykut beyi kızdırmışlar’ diyebilirsiniz. Evet, gerçekten kızdım. Ama lütfen yazımı dikkatice okuyun. Kızmakta haklı veya haksız olduğuma siz karar verin.

BAHAR OPERASYONU

İstanbul Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi (KOM) Mali Büro Ekipleri, 26–27 Şubat 2007 tarihinde İstanbul’daki kaçakçılık olaylarına ilişkin seri operasyonlar gerçekleştirirler. Operasyon çerçevesinde, suç oluşumunun elebaşısı olduğu öne sürülen kişinin de aralarında bulunduğu 26 kişi gözaltına alınır.

NE ARARSAN VAR!

Atatürk Havalimanı, Haydarpaşa, Halkalı ve Ambarlı gümrük sahalarında, şüphelilere ait 12 ayrı firmanın depolarında yapılan aramalarda; 753 bin 32 adet kadın iç çamaşırı, 28 bin 13 adet saat, 26 bin 870 adet uydu alıcı parçası, 1.107 adet oto teyp, 107 adet LCD televizyon, 244 bin 800 adet maket bıçağı, 264 bin 190 adet ampul, 29 bin 515 adet banyoda kullanılan sünger, 28 bin 295 adet kaşık, 27 bin 329 adet bilgisayar kulaklığı, 6 bin 480 adet atari kolu, 4 bin 830 adet portakal sıkma makinesi, 4 bin 285 adet şarj cihazı, 230 adet kulaklık, 152 adet büyük boy hoparlör sistemi, 5 adet bilgisayar ele geçirilir.

‘2 MİLYON 306 BİN TL’LİK VURGUN’

Olayla ilgili 3 adet TIR, 3 adet dorse, 1 adet kamyon ile 4 adet konteynıra el konulurken; şüphelilerin gümrük müşavirliklerinden aldıkları izin karneleriyle, kotalı, TSE belgesi ve kullanma kılavuzu bulunmayan 2 milyon 306 bin 366 YTL değerindeki eşyayı sahtecilik yolu ile gümrüklerden çıkararak piyasaya sürmeye çalıştıkları belirtilir. Soruşturmayı yürüten savcılık tabi ki ‘Kambersiz düğün olmaz’ misali işin içerisindeki gümrükçüleri de araştırır. Olayla ilgili olarak, 20’den fazla gümrükçünün kaçakçılarla birlikte hareket ettiği iddiası dinlemelere de yansır.

RÜŞVETTEN GEREKEN YAPILMALI!!

Savcılık bunun üzerine, telefon dinletilerinde rüşvet aldıkları iddia edilen gümrük görevlileriyle ilgili olarak adli işlemlerin başladığı; yargılamaların sürdüğü ve bu kaçakçılıkla ilgili savcılıkça idari boyutunun incelenmesi için dosyanın bir örneğini Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu’na gönderir. Müsteşarlık tarafından görevlendirilen gümrük müfettişleri AYHAN TURNA, YÜCEL KARADİŞ ve ZÜBEYİR APAK 25.05.2007 tarihinde bir soruşturma raporu hazırlar. Müfettişler raporlarında elde edilen bilgi, teknik takip ve zanlıların ifadeleri doğrultusunda o dönemde Atatürk Havalimanı, Halkalı ve Ambarlı Gümrük Müdürlüklerinde görevli muayene memurlarının rüşvet aldıkları anlaşıldığından haklarında Türk Ceza Kanunu’nun 252. Maddesi gereğince yani ‘RÜŞVET’ suçlamasıyla takibatta bulunulmasını ister.

-BU NE PERHİZ?

Pekiiiii!! Gelelim şimdi madalyonun diğer tarafına.. Bir yandan Yüce Türk Yargısı, diğer yandan da Gümrük Müfettişleri 22 tosuncuğa (büyük yazayım da görmeyen gözler görsün) “‘RÜŞVET’ ten işlem yapın” derken Gümrük Müsteşarlığı Yüksek Disiplin Kurulu bu konuyla ilgili ne yapmışşş??

İşte gelinde kızmayın sevgili okuyucularım. Benim besili tosunlarıma el bile sürülmemiş. ‘Telefon dinletilerinde rüşvet aldıkları tespit edilmiştir’ diyen gümrük müfettişlerinin raporlarına rağmen bu besili tosuncuklar hala aramızda.. Hele bir tanesi var ki. Bahtı pek açık!. Bunca suçlamaya karşın bir bakmışsın bir daire başkanıyla, bir bakmışsın bir genel müdürle, bir bakmışsın müsteşar yardımcılarıyla  boy boy fotoğrafları çıkıyor. Çıkardığı dergi ise, müsteşarlıkta elden ele dolaşıyor. Siz anladınız kimi kastettiğimi.. Hani bahtı açık bir gümrükçü vardı ya. Evet, o ‘BAHTI AÇIK BAHATTİN’

-BU NE LAHANA TURŞUSU?

Şimdi de diğer bir örneğe bakalım. Erenköy TASİŞ İşletme Şube Müdürlüğü’nde imha edilmesi gereken bazı eşyaların, imha kapsamında bırakıldığı iddiasıyla geçtiğimiz yıl bir soruşturma başlatılır. Şube Müdürü Mehmet Çavuş, soruşturma kapsamında çeşitli iddialarla suçlanır. Konuyla ilgili olarak müdür ve diğer görevlilerle ilgili olarak da Gümrük Başmüfettiş Mehmet ERYILMAZ bir rapor düzenler. Rapor, geçen hafta toplanan Yüksek Disiplin Kurulu’nda da değerlendirilir. Bir karşı oya karşı, dört evetle Tasiş Müdürü meslekten çıkarılır!!

Diyeceksiniz ki ne var bunda? Prosedür uygulanmış ve gereken yapılmış. Madalyonun diğer yüzü ise, hiçte öyle değil değerli okurlarım. 22 tosunla ilgili birçok delil varken, bu kişiler meslekten men edilmezken; Mehmet Çavuş hakkında rapor hazırlayan gümrük başmüfettişi Mehmet ERYILMAZ, suçlanan müdürün ve diğer görevlilerin ifadesini dahi almaz! Şimdi bu Allah’tan reva mıdır? Bu hak mıdır?. Bu adalet midir?

KURUL DEĞİL SANKİ MAHKEME

Gelelim kurulun toplandığı güne.. Kurulun başında Gümrük Müsteşarı Maksut Mete, Üyeler Teftiş Kurulu Başkanı Sezai Uçarmak, Gümrükler Genel Müdür Vekili Umman Hamitoğulları, Baş Hukuk Müşaviri Nevin Kan ve Personel Dairesi Başkanı Abdullah Soylu vardır.

Kurulda hakkaniyetle davranması- hukuka göre davranması gereken iki önemli ismin altını özellikle çizmek istiyorum. Bu kişilerden biri Gümrük Müsteşarı Maksut METE diğeri de Baş Hukuk Müşaviri Nevin KAN’dır. Müsteşar Maksut Mete yılların hâkimi, Nevin Kan ise avukattır. Suçlanan kişilerin ifadelerinin bile alınmadığı bir soruşturmada, bir kişinin mesleki yaşamını bitirmek ağır ve ciddi bir vebalin altında kalmaktır. Bu konuyla ilgili bana anlatılan bir ayrıntıyı da, özellikle sizinle paylaşmak istiyorum. Müsteşar Maksut Mete hâkimlik günlerini özlemişe benzer ki, ifadesine başvurulan müdüre ‘Ayağa Kalk Anlat Bakalım’ diye emreder.

SENİN DERGİN YOK MU KARDEŞİM?..

İşte değerli okurlarım; ‘Bu ne perhiz; bu ne lahana turşusu’ diyebileceğimiz iki ayrı soruşturma iki farklı uygulama. Gel de kızma!. Hem burada gerçek suçlu Tasiş Müdürü Mehmet Bey. Kardeşim senin niye bahtı açık Bahattin’im gibi dergin yok?? Olamadın mı bir derneğe başkan. Bak elin oğlu memurken olmuş, sen koca müdür olmuşsun ama bir derneğe başkan bile değilsin. Senin hiç yok mu şöyle o eski Ankara Valiliği’nin olduğu binaya yakın olan müsteşarlık binasında bir tanıdığın.. Mehmet Beeyy sana sesleniyorum. Peki, resminde mi yok daire başkanı, genel müdür veya üst düzey bir yetkiliyle.. ‘Yooook’ diye bağırdığını duyar gibiyim. Ee kusura bakma ama yoksa sana da hak yok hukukta yok. Bahtın şu bizim meşhur Bahattin gibi açıkta değil zaten! Bahattin’e yola devam ama sana ne yazık ki meslekten men.

İŞTE SANA VE AİLENE NASİHATİM;

Soruşturma evraklarını iyice okudum. Bence hakkında verilen karar, sana yapılmış büyük bir haksızlık!! Ben size umutsuzluğa kapılmayın derim. Duyduğum kadarıyla iki tane pırıl pırıl erkek evlat sahibisin. Eşin, sen ve çocuklarınız sarılın birbirinize bir güzel kenetlenin. Unutmayın ki; bir gün ‘keser döner sap döner gün gelir hesap döner’ Hakkını YÜCE TÜRK ADALETİ’nde sonuna kadar ara ve yine unutmayın ki; ‘Namuslular, Namussuzlar Kadar Cesur Olmadıkça, O Memlekette Kurtuluş Yoktur.’ Yolun açık olsun!..

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
4 Yorum