Gümrük bilirkişisinin gerçeğe aykırı rapor düzenlemesi veya bu amaçla menfaat temin etmesi, Türk hukuk sisteminde ağır hukuki, cezai ve disiplin yaptırımlarına tabidir.
3.1. Türk Ceza Kanunu (TCK) Kapsamındaki Sorumluluk: TCK'nın 6. maddesi, "kamu görevi yapan" kişiler arasında bilirkişileri de sayar ve belirli suçlar açısından "kamu görevlisi" gibi cezalandırılacaklarını hükme bağlar. Bu, bilirkişinin eylemlerini sıradan bir vatandaşın eylemlerinden çok daha ağır sonuçlara bağlar.
- Gerçeğe Aykırı Bilirkişilik (TCK md. 276): Bu, bilirkişi yolsuzluğuna ilişkin en doğrudan ve özel suç tipidir. Madde, "yargı makamları tarafından veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde cumhuriyet savcılığı tarafından görevlendirilen bilirkişinin, gerçeğe aykırı mütalaada bulunması" hâlinde üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasını öngörür. Eğer bu eylem, bir sanığın beraat etmesine veya daha hafif bir ceza almasına ya da tam tersi mahkûm olmasına veya daha ağır ceza almasına neden olursa, ceza önemli ölçüde artırılır. Bu suçun oluşması için bilirkişinin "kasten", yani bilerek ve isteyerek gerçeği saptırması gerekir.
- Rüşvet (TCK md. 252): Bilirkişi, görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için, yani belirli bir yönde rapor yazması karşılığında doğrudan veya dolaylı olarak menfaat temin ederse hem rüşvet alan bilirkişi hem de rüşvet veren taraf rüşvet suçundan (dört yıldan on iki yıla kadar hapis) sorumlu olur. Bilirkişinin kamu görevlisi sayılması, bu suçun nitelikli halinin uygulanmasına neden olur.
- İrtikap (TCK md. 250): Bilirkişinin, raporu belirli bir yönde düzenlemek için taraflardan birini "icbar" (zorlama) veya "ikna" suretiyle menfaat teminine yöneltmesi halinde, eylemin niteliğine göre irtikap suçu oluşur ve cezası rüşvet suçu gibi ağırdır (Beş yıldan on yıla kadar).
- Görevi Kötüye Kullanma (TCK md. 257): Rüşvet veya irtikap gibi özel suçların unsurları tam olarak ispatlanamasa bile, bilirkişinin taraflı davrandığı, bir tarafı kayırdığı veya diğer tarafı mağdur ettiği kanıtlanırsa, "görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle" kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olmaktan görevi kötüye kullanma suçundan (altı aydan iki yıla kadar hapis) cezalandırılabilir.
3.2. 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu Bağlamındaki Etkiler:
Gümrük bilirkişilerinin en sık görev yaptığı dosya türlerinden biri, 5607 sayılı kanun kapsamındaki kaçakçılık suçlarına ilişkindir. Bilirkişinin düzenleyeceği gerçeğe aykırı bir rapor, bu suçun maddi unsurunun (örneğin, eşyanın gümrük işlemine tabi tutulmaksızın yurda sokulup sokulmadığı, niteliğinin farklı gösterilip gösterilmediği vb.) yanlış tespit edilmesine yol açar. Bu durumda bilirkişi, TCK md. 276'dan sorumlu olmasının yanı sıra, eylemiyle kaçakçılık suçunun işlenmesine veya suçun gizlenmesine yardımcı olduğu için suça iştirak (yardım etme) hükümlerinden de sorumlu tutulabilir (üç yıldan yedi yıla kadar).
3.3. Hukuki ve Disipliner Sorumluluk: Cezai sorumluluğun yanı sıra, yolsuzluk yapan bilirkişinin hukuki ve mesleki sorumluluğu da doğar.
- Tazminat Sorumluluğu (HMK md. 285): Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bilirkişinin kasten veya ağır ihmal suretiyle düzenlemiş olduğu gerçeğe aykırı raporun, davanın taraflarından birinin zarara uğramasına neden olması halinde, bu zararın bilirkişiye tazmin ettirilebileceğini açıkça düzenler. Zarar gören taraf, devlete karşı açacağı tazminat davası sonucunda devletin ödediği tazminat, sorumlu bilirkişiye rücu edilir.
- Disiplin Sorumluluğu: Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri Adalet Komisyonları bünyesindeki bilirkişilik bölge kurulları, bilirkişiler hakkında denetim ve disiplin yetkisine sahiptir. Gerçeğe aykırı rapor düzenlediği veya etik ilkelere uymadığı tespit edilen bilirkişi, "bilirkişilik listesinden kalıcı olarak çıkarma" veya "uyarma" gibi disiplin cezalarıyla karşı karşıya kalır. Listeden çıkarılan bir kişi, bir daha adli bilirkişilik yapamaz.
- Kabahatler Kanunu: Daha hafif nitelikteki usuli eksiklikler veya görevi ihmal halleri, duruma göre Kabahatler Kanunu kapsamında idari para cezası gerektirebilir.
4. ETİK BOYUT, MESLEK ETİĞİ VE AHLAK EROZYONU
Hukuki yaptırımların caydırıcılığı önemli olmakla birlikte, sorunun kökeninde yatan ahlak erozyonu ile mücadele etmeden kalıcı bir çözüm bulmak imkânsızdır. Gümrük bilirkişiliği, özünde bir güven mesleğidir. Yargı, o kişiye "benim adıma teknik gerçeği bul ve bana raporla" diyerek güvenir. Bu güvenin kötüye kullanılması, sadece bireysel bir ahlaki zafiyet değil, tüm Gümrük Müşavirliği mesleğinin saygınlığına ve adalet sisteminin işleyişine yönelik bir saldırıdır.
Meslek Etiği ilkeleri; tarafsızlık, dürüstlük, bağımsızlık, yetkinlik ve sır saklama yükümlülüğü gibi temel prensipleri içerir. Yolsuzluk, bu ilkelerin tamamının aynı anda ihlal edilmesi demektir:
- Tarafsızlık ve Bağımsızlık: Menfaat karşılığı rapor yazan bilirkişi, bağımsızlığını yitirmiş ve bir tarafın vekili gibi hareket etmeye başlamıştır.
- Dürüstlük: Bilerek gerçeği saptırmak, dürüstlük ilkesinin temelden yok edilmesidir.
- Yetkinlik: Bilirkişi, uzmanlığını adaletin tecellisi için değil, adaleti yanıltmak için kullanmıştır. Bu, yetkinliğin kötüye kullanılmasıdır.
Piyasa koşullarının acımasızlığı, "herkes yapıyor" algısı, denetim eksikliği ve yolsuzluk eylemlerinin cezasız kalacağına dair inanç, bu ahlak erozyonunu besleyen en önemli faktörlerdir. Bir bilirkişinin haksız bir şekilde zenginleştiğini gören diğer meslek mensupları arasında, dürüst kalmanın "enayilik" olduğu gibi tehlikeli bir düşünce yayılabilir. Bu durum, bir kanser hücresi gibi yayılarak tüm meslek grubunun itibarını ve toplumsal güvenini zedeler.
............