KAMU ZARARININ TELAFİSİ NASIL OLACAK? ZARARIN MEMURA RÜCU EDİLMESİ..
Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün 117641216 sayılı yazısı, gözetim kaynaklı cezai işlemlerin hukuki dayanağını ortadan kaldırmıştır. Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün görüşü de iptal kararının geçmişe etkili olduğu ve yapılan işlemlerin hukuki dayanağını yitirdiği yönündedir.
Bu çerçevede:
- Devam eden soruşturma ve davalarda; suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığı veya Beraat kararı verilmesi,
- Kesinleşmiş mahkumiyetlerde; CMK 311 uyarınca Yargılamanın Yenilenmesi yoluna gidilerek infazın durdurulması ve neticede beraat kararı verilmesi,
Hukukun genel ilkeleri ve mevcut yasal düzenlemelerin bir gereğidir.
Gümrük idarelerinin, gözetim belgesi eksikliği nedeniyle açtıkları davaları kaybetmeleri ve bunun sonucunda Devletin tazminat (yargılama giderleri, vekalet ücreti vb.) ödemek zorunda kalması durumunda, bu zararın sorumlulardan (kamu görevlilerinden) tahsil edilmesi süreci Anayasa ve ilgili kanunlarla düzenlenmiştir.
Devletin uğradığı zararın, kusurlu kamu görevlilerinden nasıl tahsil edileceğine dair hukuki süreç ve gerekçeleri inceleyelim.
1. Kamu Zararının Memura Rücu Mekanizmasının Hukuki Dayanağı
Devlet, kendi eylem ve işlemleri nedeniyle kişilere verdiği zararları ödemekle yükümlüdür (Anayasa Madde 129/5). Ancak Devlet, ödediği bu tazminatı, zararın doğmasına sebep olan kamu görevlisine rücu edebilir.
Anayasa Madde 129/5: "Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir."
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu Madde 13: "Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar... Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır."
2. Kamu Zararının Memura Rücu Şartları ve Süreci
Devletin ödediği tazminatı ilgili memurdan geri alabilmesi için belirli şartların oluşması gerekir:
Kişisel Kusur veya Kastın Varlığı: Memurun görevini yaparken basit bir takdir hatası değil, "kasıt, kusur veya ihmal" ile hareket etmiş olması gerekir. İdarenin hukuka aykırılığı bile bile (örneğin Danıştay kararlarına ve yerleşik içtihatlarına, vergilerin yasallığına rağmen) dava açması (fezleke tanzim etmesi, açılan davaya müşteki sıfatıyla katılması), "görevi kötüye kullanma" veya ağır hizmet kusuru olarak değerlendirilebilir. Danıştay 7. Dairesi'nin iptal kararı ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün mütalaası, gözetim ve kayıt belgesi işlemlerindeki ek tahakkuk ve ceza işlemlerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koymuştur. İdare bu hukuki durumları özellikle vergilerin yasallığını bildiği halde 5607 sayılı KMK’nu 3-2. Maddeye muhalefetten dava açmışsa ve açmakta ısrar etmişse (geçmişe dönük açılan davalar), bu durum kişisel kusur kapsamında değerlendirilebilir.
- Zararın Kesinleşmesi: Öncelikle idarenin davayı kaybetmesi, tazminatın kesinleşmesi ve idare tarafından davacıya ödemenin yapılmış olması gerekir. Memura rücu işlemi ödeme yapıldıktan sonra başlar.
- Memura Rücu Davası: İdare (Hazine ve Maliye Bakanlığı veya ilgili Gümrük Müdürlüğü), ödediği tazminatı kusurlu bulduğu memura yansıtmak için bir rücu davası açar. Bu davada mahkeme, memurun kusur oranını ve sorumluluğunu belirler.
3. Kamu Zararında Sorumluluğun Belirlenmesi
Söz konusu davaların açılmasında imzası bulunan, fezlekeyi düzenleyen veya hukuki görüşe rağmen dava açılması yönünde talimat veren amirler ve memurlar silsile yoluyla sorumlu tutulabilir.
- Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün görüşleri, gözetim belgesi eksikliğinin cezai işlem gerektirmediğini açıkça belirtmiştir. Bu açık talimatlara ve yargı kararlarına aykırı işlem tesis eden görevliler, "Kanunsuz Emir" veya "Görevi İhmal/Kötüye Kullanma" (TCK 257) kapsamında sorumlu olabilirler.
4. Sayıştay Denetimi ve Kamu Zararı
Devletin kasasından çıkan tazminat ve yargılama giderleri, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında "Kamu Zararı" olarak nitelendirilir.
- Sayıştay Denetimi: Sayıştay denetçileri, idarenin kaybettiği davalar nedeniyle ödediği tazminatları inceler. Eğer bu ödemelerin memurun kusurundan kaynaklandığı tespit edilirse, Sayıştay tarafından "Tazmin" hükmü verilerek zararın ilgili memurdan faiziyle tahsil edilmesine karar verilir.
Özetle; Gümrük idaresi davaları kaybedip tazminat ödediğinde, bu zarar Anayasa'nın 129. maddesi ve 657 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca, hukuka aykırı işlemi bilerek yapan veya görevde ağır kusurlu olan kamu görevlilerine rücu davası yoluyla yansıtılır. Ayrıca oluşan kamu zararı Sayıştay tarafından da incelenerek ilgililerden tahsili yoluna gidilebilir.
Gözetim belgesi veya kayıt belgesinde belirlenen değerlerin altında beyanda bulunan tacirlere veya dolaylı temsilci gümrük müşavirlerine yıllardan beri açılan kaçakçılık davaları da bu kapsamdadır. Zira verginin yasallığı söz konusudur. Diğer bir deyişle vergiler kanunla konulur. Kanunsuz vergi olmaz. Gözetim ve kayıt belge uygulamaları ise kanun değildir. 5607 sayılı KMK’nunun 3-2 maddesinde, vergilerin hiç ödenmemesi veya kısmen ödenmemesi söz konusudur. Gözetim ve kayıt belgelerinin vergi olmadığını bile bile açılan davalarda müşterek ve müteselsil bir sorumluluktan bahsetmek mümkündür.