DANIŞTAY'IN HUKUK HİZMETLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İLE GÜM.GENEL MÜDÜRLÜĞÜ'NÜN YAZILARI DOĞRULTUSUNDA GÖZETİM BELGESİ VE KAYIT BELGESİ UYGULAMALARI
Gözetim belgesi kıymetinin beyan edilmemesi nedeniyle 5607 sayılı KMK’nunun 3-2. Maddesine muhalefet yapıldığına dair fezleke tanzim edilmesinin yanlışlığını anlatmıştım. İptal edilen gözetim belgesi ve kayıt belgesi uygulamalarının halen devam ettiğini ve bu konuda mağdur olan kişilerin soruları üzerine, aşağıdaki görüşlerimi açıklama mecburiyeti hasıl olmuştur.
Açıklamalarımın faydalı olacağını umarım. Gündem yoğun olduğu için, sorularınızı mail olarak iletebilirsiniz.
1. İthalatçıdan gözetim belgesi ibraz edilmesi istenilecek midir?
Evet. Gümrük Yönetmeliği'nin 180. maddesi kapsamında yapılan kontrollerde, eğer beyan edilen kıymet ilgili gözetim tebliğinde belirtilen değere ulaşmıyorsa, Gümrük Kanunu'nun 74. maddesi gereğince yükümlüden gözetim belgesi ibraz etmesi istenebilir.
2. İthalatçı gözetim belgesi ibraz edemezse malını ithal edebilecek midir?
Evet. Gözetim uygulamasının amacının ithalatı kısıtlamak değil, malın ithal seyrini izlemek olduğu belirtilmiştir. Belge ibraz edilmediği durumda ek tahakkuk veya kısıtlama öngörülmemektedir. Herhangi bir cezai işlem yapılamayacağı belirtildiğinden, bu durum ithalatın durdurulması veya engellenmesi sonucunu doğurmaz, sadece belgenin yokluğu tespit edilmiş olur.
3. Beyan ettiği malın değeri gözetim fiyatının altında kalırsa ceza uygulanacak mıdır?
Hayır. Beyan edilen değerin gözetim kıymeti altında kalması nedeniyle ceza uygulanmayacaktır. Ayrıca, teslimden sonra yapılan kontrollerde eşyanın gözetime tabi olduğunun anlaşılması ve bu şartın karşılanmaması durumunda da Gümrük Kanunu'nun 235. maddesi kapsamında ek tahakkuk ve cezai yaptırım gerektirmemektedir.
4. Gözetim kıymetinin altında gümrük kıymeti beyan edildiği için noksan kıymet beyanında bulunulduğu gerekçesiyle kaçakçılık davası açılacak mıdır?
Hayır. Noksan kıymet beyanı gerekçesiyle kaçakçılık davası (Gümrük Kanunu'nun 235. maddesi kapsamında) açılmayacaktır; çünkü gözetim belgesinin ibraz edilmemesi, bu maddede sayılan fiiller arasında yer almamakta ve cezai işlem tesisine yol açmamaktadır.
5. Bu durumun istisnaları var mı? Yani bazı durumlarda gözetim belgesi ibraz edilmese dahi ceza uygulanabilir mi?
Gözetim belgesinin ibraz edilmemesi durumunda Gümrük Kanunu'nun 235. maddesi kapsamında cezai işlem uygulanmayacağı genel bir kural olarak belirtilmiştir herhangi bir istisna bulunmamaktadır.
Danıştay kararında da vurgulandığı üzere, gözetim belgesi ithalat seyrini izleme amacıyla kullanılan bir belge olup, 235. maddede sayılan lisans, izin veya uygunluk belgeleri arasında yer almadığı için ibraz edilmemesi cezai yaptırım gerektirmez. Gözetim belgesi, Gümrük Kanunu'nun 235. maddesinde ceza uygulanması için şart koşulan "lisans, izin, uygunluk veya yeterlilik belgesi" kapsamında değerlendirilmemektedir. Bu nedenle, belgenin olmaması ceza kesilmesini gerektiren bir neden değildir. Benzer şekilde, kayıt belgesine tabi eşyalar için de bu kural geçerlidir. Gözetim uygulamasının amacı ithalatı kısıtlamak veya bir koruma tedbiri yani ek vergi vb. uygulamak değil, sadece ithalat seyrini izlemektir. Bu sebeple belge eksikliği ek tahakkuk veya ceza gerektirmez. Eşya teslim edildikten sonra yapılan kontrollerde gözetim şartının karşılanmadığı tespit edilse dahi, bu durum geriye dönük bir cezai işlem sebebi sayılamaz.
6. 5607/3-2 Eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri kısmen veya tamamen ödenmeksizin ülkeye sokan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır demektedir. Gümrük idaresine beyan edilen fatura gözetim kıymetinin altında ise ve ithalatçı gözetim belgesini ibraz etmezse 5607/3-2 maddesine göre hakkında gümrük vergilerini kısmen veya tamamen ödemeksizin aldatıcı işlemlerde bulunduğu gerekçesiyle hakkında soruşturma açılmaz mı?
Hayır, gümrük idaresine beyan edilen fatura değeri gözetim kıymeti altında kalması ve ithalatçının gözetim belgesini ibraz etmemesi durumunda, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3. maddesinin 2. fıkrasına göre aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergilerini kısmen veya tamamen ödemeksizin ülkeye sokma suçundan soruşturma açılmasın gerektiren bir durum yoktur. Bu durum, Danıştay kararında da vurgulandığı üzere, gözetim belgesinin ibraz edilmemesinin Gümrük Kanunu'nun 235. maddesi kapsamında cezai yaptırım gerektirmeyen bir izleme prosedürü olduğu için, aldatıcı bir işlem değildir. Herhangi bir cezai işlem tesis edilemez. Gümrük mevzuatında gözetim belgesi zorunlu bir izin belgesi olmadığından, ibraz edilmemesi tek başına 5607/3-2 kapsamına girmez. Gözetim belgesinin ibraz edilmemesi Gümrük Kanunu hükümlerine göre ek tahakkuk (vergi farkı çıkarılmasını) yapılmasını gerektiren bir durum olmadığı için ortada tahsil edilmesi gereken bir vergi kaybı oluşmadığından "vergileri ödemeksizin" şartı gerçekleşmiş sayılmaz. İdari para cezası (kabahat) dahi gerektirmeyen bir fiilin, hürriyeti bağlayıcı ceza öngören "kaçakçılık suçu" kapsamında "aldatıcı işlem" olarak değerlendirilmesi hukuken mümkün değildir.
7- Gümrükler genel müdürlüğünün 09.01.2026 / 117641216 tarih ve sayılı yazısından önce gümrük idareleri tarafından fezlekeye bağlanmış ve haklarında soruşturma açılmış vatandaşların
1- halen devam eden davalarını,
2- haklarında mahkûmiyet kararı verilmiş olanların davalarını,
Nasıl değerlendireceğiz?
MAKALE
Gözetim Belgesi Eksikliği Nedeniyle Açılan Kaçakçılık Davalarının Hukuki Durumu
Giriş
Türk gümrük mevzuatında, ithalat işlemlerinde gözetim belgesi veya kayıt belgesi gibi denetim mekanizmalarının uygulanması, özellikle kıymet kriterli gözetim uygulamalarında kritik bir rol oynamaktadır. 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 74. maddesi ve Gümrük Yönetmeliği'nin 180. maddesi uyarınca, beyan edilen kıymetin gözetim kıymeti altında kalması durumunda ithalatçıdan belge talep edilebilmekte, ancak bu belgenin ibraz edilmemesi durumunda cezai işlem tesis edilmemesi gerektiği yönünde idari ve yargısal kararlar vardır. Özellikle Danıştay 7. Dairesi'nin 26.11.2024 tarihli ve E:2024/2206, K:2024/4870 sayılı kararı ile "Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması" konulu 2019/1 sayılı Genelge'nin iptali, bu alandaki uygulamaları kökten değiştirmiştir.
Ticaret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü'nün 09.01.2026 tarih ve 117641216 sayılı yazısı, bu iptal kararının tüm Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlükleri'ne duyurulmasından sonra, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 235. maddesi kapsamında işlem tesis edilip edilmeyeceği ve iptal öncesi düzenlenen ceza kararlarının itiraz süreçlerindeki tereddütleri gidermek amacıyla yayınlanmıştır.
1. Hukuki Zemin ve Dayanaklar
Bu makalemi, 09.01.2026 tarihli yazıdan önce gümrük idareleri tarafından fezlekeye bağlanarak soruşturma açılmış vatandaşların halen devam eden davalarını ve mahkûmiyet kararı verilmiş davalarını hukuki açıdan nasıl değerlendireceğimizi incelemektedir. Değerlendirme, idari yargı içtihatları, iptal kararlarının retrospektif etkileri ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/2 maddesi gibi ilgili mevzuat çerçevesinde hazırladım.
Danıştay 7. Dairesinin 26.11.2024 tarihli kararı ile "Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması" konulu 2019/1 sayılı Genelge iptal edilmiştir. Bu karar ve akabinde oluşturulan idari görüşler, gözetim belgesinin ibraz edilmemesinin Gümrük Kanunu'nun 235. maddesi kapsamında cezayı gerektiren bir durum olmadığını, dolayısıyla "eşyanın gümrük işlemlerine tabi tutulmaksızın ithali" veya "aldatıcı işlem" olarak nitelendirilemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Bu hukuki tespitler, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarını doğrudan etkilemektedir. Çünkü idari yargının iptal kararları geçmişe etkilidir ve işlemi hiç yapılmamış sayar.
2. Halen Devam Eden Davaların Değerlendirilmesi
Henüz kesinleşmemiş, soruşturma veya kovuşturma (mahkeme) aşamasındaki dosyalara bakalım:
A. Suçun Maddi Unsurunun Oluşmaması
5607 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri, gümrük vergilerinin ödenmemesi veya eşyanın tabi olduğu lisans/izin şartlarının ihlal edilmesini suçun unsuru sayar. Ancak idari yargı kararı ve Gümrük İdaresinin yeni talimatı, gözetim belgesi eksikliğinin bir "izin ihlali" olmadığını ve ek vergi tahakkuku gerektirmediğini tespit etmiştir. Türk Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271) 172. maddesi gereğince (Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar Madde 172 – (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. (2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-680/10 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7072/9 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmedikçe ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince bir karar verilmedikçe, aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz. (3) (Ek: 11/4/2013-6459/19 md.) Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın etkin soruşturma yapılmadan verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi veya bu karar aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine yapılan başvuru hakkında dostane çözüm ya da tek taraflı deklarasyon sonucunda düşme kararı verilmesi üzerine, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmesi hâlinde yeniden soruşturma açılır.), delil yetersizliği oluştuğundan ve suç olarak tanımlanan fiiller, idari işlemin dayanağının ortadan kalkmasıyla, gözetim kıymeti nedeniyle açılan davalar konusuz kalmaktadır.
B. Lehe Kanun/Düzenleme Uygulaması (TCK md. 7)
Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca, (Madde 7- (1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz.) işlendiği zaman suç sayılan bir fiil, sonradan yürürlüğe giren bir kanun veya düzenleme ile suç olmaktan çıkarılırsa, fail hakkında ceza verilemez. Danıştay'ın iptal kararı, geçmişe etkili olarak fiilin hukuka aykırılık vasfını ortadan kaldırmaktadır. Devam eden davalarda sanık müdafileri, 09.01.2026 tarihli idari yazıyı ve Danıştay kararını mahkemeye sunarak, fiilin idari bir yaptırıma dahi konu olamayacağının tescillendiğini, dolayısıyla cezai sorumluluğun ortadan kalktığını belirtmelidir.
3. Haklarında Mahkûmiyet Kararı Verilmiş Olanların Durumu
Kesinleşmiş mahkûmiyet kararları için "İnfazın Durdurulması" ve "Yargılamanın Yenilenmesi" yolları gündeme getirilmelidir.
A. İnfazın Ertelenmesi/Durdurulması
Hakkında hapis cezası kesinleşmiş ve infaz aşamasında olan kişiler için, suçun dayanağını oluşturan 2019/1 sayılı Genelgenin yani idari işlemin ve hukuka aykırı olduğunun yargı kararıyla tespiti yeni bir durumdur. İnfaz savcılıklarına veya kararı veren mahkemeye başvurularak, fiilin suç olma niteliğini kaybettiği gerekçesiyle infazın durdurulması talep edilebilir.
B. Yargılamanın Yenilenmesi (CMK 5271 md. 311)
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesi gereğince, (Madde 311 – (1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür: e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa.) Hukuka aykırılık nedeniyle yeniden yargılama talep edilmelidir. Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesi, yeni olaylar veya yeni delillerin ortaya çıkması halinde yargılamanın yenilenmesini düzenler. Gözetim belgesi eksikliğinin kaçakçılık veya idari ceza konusu olamayacağına dair Danıştay kararı ve idarenin bu karara uyarak işlemi geçmişe dönük hükümsüz sayması, mahkûmiyet hükmünü değiştirecek nitelikte "yeni bir olay"dır.
Hükümlüler, bu idari yazıları ve mahkeme kararlarını delil göstererek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmalıdır. Mahkeme, fiilin suç oluşturmadığı kanaatine varırsa önceki hükmü iptal edebilir.
C. Tahsilatı Durdurma
Kesinleşmiş cezalarda tahsilat devam etse de tacir idari yargıda iptal davası açarak tahsilatı durdurabilir. Vergi Mahkemeleri, 2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi uyarınca yürütmeyi durdurma talebi kabul edilebilir.
4. Gözetim Belgesi Yerine Kayıt Belgesi mi?
Danıştay 7. Dairesi kararı, damping, gözetim ve kayıt belgelerinin birbirinin yerine geçen denetim araçları olduğunu belirterek, 235. madde kapsamında işlem yapılamayacağını hükme bağlamıştır.
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü de “2- Kayıt Belgesine Tabi Eşya ve Cezai İşlem: İthalatta Gözetim Uygulaması Hakkında Karar (2004/7304) kapsamında gözetim uygulaması birtakım eşyalar için Gözetim Belgesi şeklinde uygulanırken birtakım eşyalar için ise Kayıt Belgesi şeklinde uygulanmaktadır. Her iki durumda da amaç ithalatın ileriye yönelik kayda alınarak gözetime tabi tutulmasıdır. Damping Belgesi, Gözetim Belgesi ve Kayda alma ve kayıt belgesi dış ticaret uygulamalarında eşyanın kıymet ve miktar tespitinde kullanılan, çoğunlukla birbirinin yerine geçen dış ticaret uygulamalarıdır.
Dolayısıyla Danıştay Yedinci Dairesinin ilgili kararının gerekçesi göz önünde bulundurulduğunda, kayıt belgesine tabi eşya için de Gümrük Kanunu’nun 235 inci maddesi uyarınca işlem yapılamayacağı yolundaki Genel Müdürlüğünüz değerlendirmelerine Genel Müdürlüğümüzce de iştirak edilmektedir.” ifadesini kullanmaktadır.
Genel Müdürlüğün tebliğinde de, “…Mezkur Karar sonrası Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile yapılan yazışmalar çerçevesinde; Gümrük Yönetmeliği'nin 180 inci maddesi kapsamında yapılan kontrollerde, beyan edilen kıymetin ilgili gözetim tebliğinde belirtilen değere ulaşmaması durumunda, Gümrük Kanunu'nun 74 üncü maddesi gereğince yükümlüden gözetim belgesi istenebileceği, belge ibraz edilmediği durumda herhangi bir cezai işlem tesis edilemeyeceği, yine teslimden sonra yapılan kontroller sonucunda, eşyanın Gözetim veya Kayıt Belgesine tabi olduğunun ve bu şartın karşılanmadığının anlaşılması halinde Gümrük Kanunu'nun 235 inci maddesi uyarınca işlem yapılamayacağı,…” bildirilmektedir.
Mahkemelerce verilmiş kararların idarelerce uygulanmaması, Anayasa’nın 128. Maddesi ve 657 sayılı yasanın 11. Maddesi gereğince devlet memurlarının mali ve idari sorumluluklarını gündeme getirir.
Hukukun genel ilkeleri ve mevcut yasal düzenlemelerin uygulanması temennisi ile…
