Yankee, eğer bir ülkede operasyon yapacaksa önce o ülkede kendisine bağlı tebaa oluşturur. Bunun için yıllarca bekler. Meksika örneğinde olduğu gibi.
Meksika'nın en ünlü uyuşturucu baronlarından biri olan "El Chapo" operasyonudur. Meksika hükümeti ile ABD'nin birlikte yaptıkları bir operasyondur. Bu operasyona ABD “Kara Kuğu” adını vermişti.
Yankee’nin DEA- Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi ile Meksika Deniz Piyadelerinin müşterek operasyonunda birkaç defa yakalanan fakat her defasında kaçmayı başaran El Chapo, 2016 yılında Meksika’da yakalandıktan sonra Meksika Anayasa Mahkemesi’nin onayıyla Trump döneminde ABD’ye iade edildi.
El Chapo, 25 yıl içinde ABD’ye 500 ton kokain sokmakla suçlandı. Sonuçta ömür boyu hapis+30 yıl ek cezaya (ne demekse!) mahkûm oldu. Eşi de 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
ABD bu operasyonda iletişim ağını izleyerek (sinyal istihbaratı) Meksika’yla birlikte operasyon yapmıştı.
2 Ocak'ı 3 Ocak 2026'ya bağlayan gece, ABD Silahlı Kuvvetlerinin Venezüella'da yaptığı askeri operasyon sonunda Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores'in ABD güçleri tarafından yakalanarak ABD’ye götürülmesini izleyen Meksika’nın, bağımsız bir devlet gibi hareket etmesinin beklenmemesi gerekir. ABD Başsavcısı Pam Bondi’nin açıkladığı "narko-terörizm komplosu ve kokain ithalatı komplosu" gibi suçlamalarla karşılaşmamak ve "Amerikan adaletinin gazabıyla (!)" yüzleşmemek için ABD’yi gene Meksika’ya çağıracak ve kartellerin liderlerini yani kendi vatandaşını ABD’ye iade edecektir.
Venezüella operasyonu sonrası ABD, Latin Amerika Tebaasını yaratmak için tıpkı Ortadoğu’da yaptığı gibi (BOP Projesi) onları da bölmeyi başardı.
Komşu Kolombiya'nın Devlet Başkanı Gustavo Petro, saldırıyı "Venezüella ve Latin Amerika'nın egemenliğine yönelik bir saldırı" olarak kınadı ve olası bir mülteci akınına karşı sınıra asker yığdı. Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva, ABD'nin "kabul edilemez bir çizgiyi aştığını" belirtmişti.
Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei ve Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa gibi sağ eğilimli liderler operasyonu onaylarken, Şili'nin yeni seçilen başkanı José Antonio Kast da haberi memnuniyetle karşıladığını duyurdu.
Venezuela’da, yönetimin sivil kanadı ile ordunun başındaki isimlerde büyük bir sessizlik hâkim. Venezuela’da işgale kimin yeşil ışık yaktığı şimdi daha iyi anlaşılıyor.
İran’ı da ayni akibet bekliyor kanısındayım. Saddam’ı yıkan Kadiri Tarikatının bir alt kolu olan ve ABD tarafından satın alınan Kesnizani (Kasnazani) tarikatının rejim içindeki etkisiydi. Bu tarikatın liderleri ve mensupları ABD ile, Saddam'ın yenilgisini kolaylaştıran gizli anlaşmalar yapmış, MOSSAD’la işbirliği yaparak devletin bütün kritik birimlerine sızmışlardı. İran’da da, monarşi döneminde yani Rıza Şah Pehlevi döneminde bugünkü devrim muhafızlarının monarşiye karşı hem sol bir görüşle hem de cumhuriyet ve demokrasi düşüncesiyle örgütlü hareket ettiğini görürüz. Humeyni’nin monarşiyi yıkıp din temelli rejimini İran’a getirmesinden sonra ertesi günü bütün monarşi karşıtlarının bir gecede, sanki gökten gelen ilahi bir güçle Humeyni’nin devrim muhafızları olmuşlardı. Ancak yıllar sonra bugün, İran’a Humeyni ile gelen Din ve ilahi yasaların şöhret, para ve iktidar şehvetiyle nasıl evrimleşip Amerikan ve İsrail ajanlığına, büyük ve derin gizli bir organizmaya nasıl dönüştüğüne iyi bakmak lazım.
İran’ın şunu da unutmaması lazım. ABD, RUSYA ve ÇİN gibi “Mutlak iyiler ve mutlak kötüler nükleer savaşta da anlaşırlar”.
SONUÇ: HIRSIZ İÇERDEYSE KAPIYI KİLİTLEMENİN ANLAMI YOK.
EL BAĞDADİ OPERASYONU
Asıl adı İbrahim Ebu Bekir Muhammed el-Bedavi el-Hüseyni es-Samarrai’dir. İslami ilimler konusunda tahsil yapmış ve Bağdat Üniversitesi'nde doktorasını yapmıştı. İslamî Irak Devleti'nin (ISI) lideri oldu. El Kaide'nin "Irak ve Şam İslam Devleti “nin başına geçti ve örgütü (IŞİD veya ISIS) olarak yeniden adlandırdı ve Suriye İç Savaşı'ndan yararlanarak hızla büyüdü. 2014'te Rakka'da kendini halife ilan etti. Bu bölge, o dönemde El Kaide bağlantılı Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ) kontrolündeydi (şimdiki Suriye başkanı Şara, HTŞ’nin başkanıydı). Global terör saldırıları düzenledi (örneğin, Paris 2015 saldırıları gibi). Suriye’nin Rakka’daki petrol yataklarına el koyunca ABD, onu 2014'ten itibaren "dünyanın en çok aranan teröristi" ilan etti ve 10 milyon dolarlık ödül koydu.
2017 yılında Musul şehri İşid’den geri alınınca Bağdadi, Suriye’nin İdlib şehrine kaçtı ve en yakınındaki kişilerin (okadar yakınlar ki, Bağdadi'nin iç çamaşırını çalarak ABD'li yetkililere ulaştırdılar. Bu çamaşırdan alınan DNA örneği, Bağdadi'nin daha önce Irak'taki bir ABD hapishanesinde tutulurken alınan DNA'sı ile eşleştirilerek kimliği %100 doğrulandı) CIA ve NSA istihbarat örgütlerine haber vermesiyle 2019 ekiminde Başkan Donald Trump, saldırı emrini verdi. Bağdadi intihar yeleğiyle üç çocuğuyla birlikte intihar etti. Tüm eylem, canlı olarak Beyaz Saray'a aktarıldı; tıpkı Venezuela işgalini izlediği gibi Trump, TV de Show izler gibi Bağdadi’nin intiharını izledi. "Bağdadi, köşeye sıkışmış bir korkak gibi öldü." Diye zafer çığlıkları atmıştı.
SONUÇ: HIRSIZ İÇERDEYSE KAPIYI KİLİTLEMENİN ANLAMI YOK.
ABD'NİN SADDAM HÜSEYİN'E YAPTIĞI OPERASYON: OPERATİON RED DAWN
Bu operasyon, tarihe Kızıl Şafak Operasyonu (Operation Red Dawn) olarak geçmiştir.
Operasyonun asıl amacı, Saddam rejiminin kitle imha silahları sahibi olduğu iddiaları ve 11 Eylül saldırıları sonrası terörle mücadele politikasıdır.
Irak hiç direnmedi sayılır. Bağdat, 9 Nisan 2003'te düştü ve Saddam Hüseyin ailesiyle birlikte kaçtı. ABD, onu Orta Doğu'nun Usame bin Ladin'i olarak ilan etti. Başına 25 milyon dolar ödül koydu.
İstihbarat, onun Tikrit civarında saklandığını tespit etti. Bu bilgi Saddam’ın koruması Muhammed İbrahim Ömer el-Müslav tarafından ABD’ye verildi.
Saddam bir hurdalıkta "spider hole" (örümcek deliği) denen dar, yeraltı sığınağında bulundu.
Saddam, 2004'te Irak Özel Mahkemesi'nde yargılandı. Suçlamalar arasında 1982 Duceyl Katliamı (148 Şii'nin öldürülmesi) ve 1988 Halepçe Kimyasal Saldırısı yer alıyordu. 30 Aralık 2006'da idama mahkûm edildi ve ertesi gün asılarak idam edildi.
Saddam’ın yakalanmasında bilgiyi veren Muhammed İbrahim Öslav'a 1 milyon dolar ödül verildi. Operasyon, ABD Başkanı George W. Bush tarafından "zafer" olarak kutlandı.
Yüzbinlerce Iraklı öldürüldü.
SONUÇ: HIRSIZ İÇERDEYSE KAPIYI KİLİTLEMENİN ANLAMI YOK.
ABD, Escobar'ı yakalamak veya etkisiz hale getirmek için doğrudan bir askeri operasyon düzenlemedi; Usame bin Ladin veya El-Bağdadi'ye yapılanlar gibi tek bir askeri baskın değil, yıllara yayılan bir istihbarat, takip ve polis operasyonuydu.
ABD, Kolombiya hükümetine istihbarat ve teknik destek sağladı. Kartellerle mücadele DEA (Uyuşturucuyla Mücadele Dairesi) öncülüğünde yürütüldü ve Escobar'ın 1993'te öldürülmesiyle sonuçlandı.
Pablo Emilio Escobar Gaviria (1949-1993), fakir bir ailenin çocuğuydu. Uyuşturucu ticaretine 1970'lerde marihuana ticaretiyle başladı. Medellín Karteli'ni kurarak kokain üretmeye ve ABD'ye sevk etmeye başladı. Kartel, yılda 15 ton kokaini ABD'ye sokuyordu ve Escobar'ın serveti kısa sürede 30 milyar dolara ulaştı. Miami'de "kokain salgını" başlamıştı.
1980'lerde ABD'de uyuşturucu kaynaklı şiddet ve bağımlılık başladı. ABD, 1989'da Kolombiya'ya "Sert Yaklaşım" politikasını uygulamaya başlamıştı. Ekonomik yardımı ve ticareti uyuşturucuyla mücadele koşuluna bağladı.
ABD baskısıyla Kolombiya, Escobar'ı "kamu düşmanı" ilan etti. Escobar, 1991'de teslim oldu ve kendi hapishanesini yaptırdı. Bu hapishanenin adını da Escobar koydu. “La Catedral”. Bu lüks "hapishane"de parti düzenliyor ve uyuşturucu işlerine devam ediyordu. ABD, bunun bir şaka olduğunu düşündü ve Kolombiya'ya baskıyı arttırdı. Escobar, 1992'de La Catedral'dan polislerin gözü önünde çıkıp gitti. Yani kaçtı.
Kaçıştan sonra Escobar, Medellín'de saklanıyordu ve telefonla ailesini arıyordu. Bu, onun sonunu getirdi. DEA, telefon sinyallerini izleyerek konumunu tespit etti.
Escobar, 1 Aralık 1993'te ailesini aradı. DEA'nın wiretap teknolojisi, aramayı izledi. Sinyal, Medellín'deki Los Olivos mahallesine işaret etti. Koordinatlar: N 6° 12' 58.5" W 75° 33' 27.9".
ABD, Escobar için toplam 3,5 milyon dolar ödül koymuştu. Operasyon, ABD'nin uyuşturucu savaşı "War on Drugs" politikasının bir zaferi olarak ilan edildi.
Kısacası, Pablo Escobar'ın sonunu getiren operasyon, tek bir askeri darbeden ziyade, ABD istihbaratı ve polis takibinin bir birleşimiydi.
SONUÇ: HIRSIZ İÇERDEYSE KAPIYI KİLİTLEMENİN ANLAMI YOK.
Kaynakça:
https://www.aljazeera.com/news/2026/1/3/trump-bombs-venezuela-us-captures-maduro-all-that-we-know
https://edition.cnn.com/world/live-news/venezuela-explosions-caracas-intl-hnk-01-03-26
https://www.cbsnews.com/live-updates/venezuela-us-military-strikes-maduro-trump/
https://www.aljazeera.com/news/2026/1/3/world-reacts-to-reported-us-bombing-of-venezuela
https://www.nytimes.com/live/2026/01/03/world/trump-united-states-strikes-venezuela
https://www.cnn.com/2026/01/03/americas/venezuela-explosions-intl-hnk