Bu makalem, sadece kuru bir hukuki analiz değil; aynı zamanda bir uyarı, bir çağrı mahiyetindedir. Neden mi? Çünkü gümrük yolsuzlukları, sadece bireysel bir utanç değil; ülkenin ekonomisini, toplumun güvenini kemiren bir hastalıktır. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu veya yarın çıkartılacak başka bir kanun ve TCK gibi yasalar cezaları koyacak, Kabahatler Kanunu idari tokadı atacak, ama bir bakıyorsunuz ki ahlak erozyonu daha da derinlere kök salıyor. Sebepsiz zenginleşenler çoğalırken, dürüst çalışanlar umutsuzlaşıyor. Gelin, bu konuyu katman katman açalım – nedenlerden başlayarak, karşılaştırmalara ve sert eleştirilere uzanarak.
ANAHTAR KELİMELER: Gümrük Müşavirliği, adli bilirkişilik, uzman görüşü, danışmanlık, 4458 sayılı Gümrük Kanunu, Meslek Etiği, 5607 sayılı kanun, TCK, Kabahatler Kanunu, rüşvet, irtikap, haksız kazanç, sebepsiz zenginleşme, ahlak erozyonu.
MAKALE SON BÖLÜMÜ;
‘BİLİRKİŞİLİK MESLEĞİNDE YENİDEN DOĞUŞ ÇAĞRISI’
Gümrük bilirkişiliği müessesesindeki sorunlar, pansumanla geçiştirilecek basit yaralar değildir. Bu, sistemin kalbine yerleşmiş derin bir kangrendir ve acil cerrahi müdahale gerektirir.
Bilirkişiliği, en az Almanya'dakine benzer şekilde, tam zamanlı, yüksek liyakat ve sorumluluk gerektiren, sürekli denetlenen ve ağır yaptırımları olan profesyonel bir mesleğe dönüştürmektir. Şahsilikten çıkartılıp kurumlaştırılmalıdır.
Savcıların ve ilgili kolluk birimlerinin gümrük ve kaçakçılık konularında özel ihtisas eğitimlerinden geçirilerek, bir bilirkişi raporunu sorgulayabilecek, içindeki çelişkileri görebilecek yetkinliğe ulaştırılmasıdır.
Aksi takdirde, kırık bir pusulayla yol bulmaya çalışmaya devam ederiz. Ve bu yolda kaybolan sadece davalar değil, masum insanların hayatları ve bir milletin adalete olan inancı olacaktır. Bu vebali omuzlamak, tarihin en ağır yüklerinden biridir.
Adalet Bakanlığı Bilirkişilik Daire Başkanlığı bu vebali taşıyabilecek mi?
……
