14 Ocak 2026
Altın 6435.98
BIST 12433.5
Dolar 43.1816
Euro 50.3449
Sterlin 58.0932
Ankara -2°C
Baki ŞİMŞEK

Baki ŞİMŞEK

Diğer Yazılar

5. ÖNLEYİCİ MEKANİZMALAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Gümrük bilirkişiliğindeki yolsuzlukla mücadele, çok yönlü bir strateji gerektirir. Sadece cezaları artırmak yeterli değildir; sorunu kaynağında kurutacak önleyici tedbirler de alınmalıdır.

5.1. Seçim ve Eğitim Süreçlerinin Güçlendirilmesi:

  • Bilirkişi listelerine kabul sürecinde, adayların sadece teknik yeterlilikleri değil, aynı zamanda mesleki geçmişleri, haklarında açılmış disiplin soruşturmaları ve etik duruşları da titizlikle incelenmelidir.
  • Adli Makamlardan temin edilecek “arşiv kayıtlı” belgelerindeki geçmiş kayıtlar titizlikle incelenmelidir.
  • Tüm bilirkişilere, göreve başlamadan önce ve görev süresince periyodik olarak, özellikle çıkar çatışması, tarafsızlık ve yolsuzluk suçları konularında zorunlu Meslek Etiği eğitimleri verilmelidir. Bu eğitimlerde, TCK ve diğer kanunlardaki ağır yaptırımlar somut örneklerle anlatılmalıdır.

5.2. Etkin Denetim ve Şeffaflık Mekanizmaları:

  • Bilirkişilik bölge kurulları tarafından, özellikle aynı bilirkişinin sürekli olarak belirli avukatlar veya firmaların dosyalarında görevlendirilmesi gibi şüphe çeken durumlar, re'sen incelenmelidir. Bir rotasyon sistemi getirilerek bu tür "kemikleşmiş" ilişkilerin önüne geçilebilir.
  • Hazırlanan bilirkişi raporları, "çapraz denetim" veya "akran denetimi" (peer review) benzeri bir mekanizmayla, başka uzman bilirkişiler tarafından rastgele örneklem metoduyla incelenmelidir (detaylı açıklama için wikipedia’ya bakın).
  • Tarafların ve vekillerinin, bilirkişinin tarafsızlığına yönelik somut iddialarını (çıkar çatışması vb.) kolayca ve etkin bir şekilde iletebilecekleri, kimliğin gizli tutulduğu şikâyet mekanizmaları oluşturulmalıdır.

5.3. Yaptırımların Caydırıcılığının Artırılması:

  • Gerçeğe aykırı rapor düzenlediği kesinleşen bilirkişiler hakkında verilen mahkûmiyet kararları ve disiplin cezaları (listeden çıkarma gibi), meslek örgütleri ve adliyeler (bölge kurulları) tarafından kamuoyuna duyurularak diğer bilirkişilere ibret teşkil etmesi sağlanmalıdır.
  • Yolsuzluk yoluyla elde edilen haksız kazanç ve sebepsiz zenginleşme unsurlarının tespiti halinde, TCK'daki "müsadere" hükümlerinin etkin bir şekilde uygulanması sağlanmalıdır. Suçtan elde edilen gelire el konulması, maddi motivasyonu ortadan kaldıracaktır.

5.4. Teknolojiden Faydalanma:

  • Bilirkişi raporları için standart formatlar oluşturularak, sübjektif yorumların yapılabileceği alanlar daraltılabilir.
  • Veri analitiği araçları kullanılarak, bir bilirkişinin farklı dosyalarda verdiği benzer nitelikteki kararlar arasındaki tutarsızlıklar veya belirli bir taraf lehine sistematik bir eğilim olup olmadığı otomatik olarak tespit edilebilir.

Görüleceği üzere, gümrük bilirkişiliği, gümrük ve dış ticaret alanında adaletin sağlanması için vazgeçilmez bir kurumdur. Ancak bu kurumun içinde yeşeren yolsuzluk, adaletin altını oyan bir termite benzer. Taraflı bir uzman görüşü, sadece bir davayı yanlış yönlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda hukukun üstünlüğü ilkesini, piyasa rekabetini ve kamu vicdanını da derinden yaralıyor. Bilirkişinin, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun teknik labirentlerinde hâkimin feneri olması gerekirken, rüşvet veya diğer menfaatler karşılığında bu feneri söndürmesi veya yanlış yöne tutması, affedilemez bir mesleki ve hukuki ihlaldir. Bu eylemler, TCK'da ağır cezalara, 5607 sayılı kanun kapsamında dolaylı sorumluluklara ve meslekten men edilmeye kadar varan ciddi yaptırımlara bağlanmıştır. Ancak çözüm, sadece cezai tehditlerde değil, aynı zamanda güçlü bir Meslek Etiği bilincinin yerleştirilmesinde, şeffaf ve etkin bir denetim sisteminin kurulmasında ve yaşanan ahlak erozyonuna karşı topyekûn bir mücadele verilmesindedir. Gümrük bilirkişiliği müessesesinin saygınlığı, ancak ve ancak içinde barındırdığı uzmanların dürüstlüğü ve tarafsızlığı ile korunabilir. Bu hem adalet sistemine hem de dürüstçe mesleğini icra eden binlerce Gümrük Müşaviri ve bilirkişiye karşı bir sorumluluktur.

Bir Uzmanın Düşüşü: Yolsuzluğun Ardındaki İnsani ve Sistemik Nedenler

Hiç kimse meslek hayatına bir gün yolsuzluk yapmak hayaliyle başlamaz. Bir gümrük uzmanını, adaletin tecellisine hizmet etme yeminini bozduran o ince çizgiye getiren nedir? Bu sorunun cevabı, tek bir faktörde değil, birbirini besleyen zehirli bir sarmaşıkta gizlidir.

Gümrük bilirkişilerinin yolsuzluğa sürükleniş nedeni, bir anda olan bir şey değil, yılların birikimidir. Temel nedenleri anlamak, sorunu çözmenin ilk adımıdır. Öncelikle, ekonomik baskılar başroldedir. Türkiye'de adli bilirkişilik, yüksek sorumluluk taşıyan ama maalesef yetersiz ücretlendirilen bir alandır. Bir bilirkişi, mahkemeye görüş verirken saatlerce değil günlerce hatta haftalarca emek harcar, ama tarifedeki ücretler –özellikle sadece adli bilirkişilik yapanlar için– geçim sıkıntılarını gidermekten çok uzaktır. An itibariyle ceza muhakemelerinde adli makamların ödediği ücret en fazla 4.200.-Tl.’dır.

Ekonomik Baskı ve Tatminsizlik: En temel ve en insani sebep budur. Yıllarını gümrük mevzuatının labirentlerinde geçiren, milyonlarca dolarlık işlemlere dair kritik görüş bildiren bir uzmanın, aldığı ücretin hayat standartlarını karşılamaktan uzak olması, sistemin en büyük ayıbıdır. Bir yanda kararının etkileyeceği devasa servetler, diğer yanda kendi geçim derdi varken, insanın iradesi kaçınılmaz olarak sınanır. Sistemin size vermediği değeri, yasa dışı yollarla size sunan bir el uzandığında, o eli itmek her zaman kolay olmaz. Bu, bir ahlaki zafiyet olduğu kadar, sistemi kuranların öngörmesi gereken bir ihmalin sonucudur.

Bilirkişilik, "bilen kişi" olmanın getirdiği bir güç ve statü vehmi yaratır. Raporunuzun, bir insanın özgürlüğünü veya bir şirketin geleceğini belirleyeceğini bilmek, zamanla kişiyi egosal bir yanılgıya sürükleyebilir. Bu güç, etkin bir denetim mekanizmasıyla dengelenmediğinde ise zehirleyici hale gelir. Raporların ne kadarının gerçekten liyakatle ne kadarının ise üstünkörü veya art niyetle incelendiği meçhuldür. Denetlenmeyeceğini veya tespit edilemeyeceğini düşünen bir bilirkişi için yolsuzluk, sadece bir "risk-kazanç" analizine dönüşür.

Gümrük mevzuatı, doğası gereği yoruma son derece açıktır. Bir ürünün GTİP (Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu) kodundan, menşe kurallarına kadar pek çok konu, farklı yorumlanabilir. İşte bu gri alanlar, yolsuzluk için en verimli topraklardır. Zamanla, küçük "hatır" işleri, "görmezden gelmeler" veya lehe yorumlamalar sistem içinde normalleşebilir. Bir defalık bir "iyilik", zamanla bir alışkanlığa, ardından da bir tarife listesine dönüşür. Çürümeyi başlatan bu küçük çatlaklar, zamanla tüm yapıyı çökertir.

Bilirkişilerin atanma süreçlerindeki şeffaflık eksikliğine dayalı seçimler, sistemin temelini dinamitler. Kendisini sisteme değil de kendisini oraya "getiren" kişilere veya gruplara borçlu hisseden bir bilirkişi, adalete değil, kendi menfaatine hizmet etmeye meyilli olacaktır.

AYNADAKİ YANSIMALAR: TÜRKİYE VE DİĞER ÜLKE SİSTEMLERİNİN KARŞILAŞTIRMASI

Türkiye'deki gümrük bilirkişiliği sisteminin ne kadar kırılgan olduğunu anlamak için, dünyadaki diğer başarılı modellere bakalım.

Türkiye Modeli: Mevcut sistem, genellikle Adli Yargı Adalet Komisyonları tarafından oluşturulan listelere kayıtlı uzmanlar üzerinden yürür. Bu uzmanlar çoğunlukla emekli gümrük personeli veya gümrük müşavirleridir. Bu durum, teoride tecrübeden faydalanmayı amaçlasa da pratikte ciddi sorunlar doğurur. Denetim yok denecek kadar zayıftır.

  • Profesyonelleşme Eksikliği: Bilirkişilik, tam zamanlı bir meslek değildir. Uzmanlar, bu işi ek bir gelir kapısı olarak görürler. Bu da konuya gereken özeni ve sürekli eğitimi engeller (Bilirkişiliği tam zamanlı meslek haline getirmek denetimi ve yolsuzluğu çok büyük ölçüde azaltacaktır).
  • Denetim Zafiyeti: Hazırlanan raporların kalitesini ve tarafsızlığını denetleyecek bağımsız ve uzman bir üst kurul yoktur. Denetim, büyük ölçüde davanın taraflarının itirazlarına bağlı kalmaktadır.
  • Çıkar Çatışması Riski: Aktif olarak gümrük müşavirliği yapan birinin, bir davada bilirkişi olarak atanması, potansiyel çıkar çatışmalarına kapı aralamaktadır. Bugün rapor yazdığı firmanın yarın işini yapabilir olması veya rakibinin aleyhine bir mütalaa vermesi olasıdır.

Almanya Modeli: Almanya'da "kamu tarafından atanmış ve yeminli uzmanlar" (öffentlich bestellte und vereidigte Sachverständige) sistemi vardır. Bu sistemin temel taşları şunlardır:

Zorlu Yeterlilik Süreci: Bir uzman, Ticaret ve Sanayi Odaları gibi kurumlar tarafından son derece sıkı bir liyakat testinden geçirilir. Sadece teorik bilgi değil, pratik tecrübe ve kişisel güvenilirlik de ölçülür.

Tam Zamanlı Profesyonellik: Bu uzmanların birçoğu için bilirkişilik ana meslekleridir. Bu, sürekli kendilerini geliştirmelerini ve alana odaklanmalarını sağlar.

Sürekli Denetim ve Sorumluluk: Atamayı yapanlar, uzmanların faaliyetlerini sürekli denetler. Ayrıca, verdikleri zararlara karşı yüksek meblağlı mesleki sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Yanlış bir raporun bedeli, sadece itibarlarını değil, tüm servetlerini kaybetmek olabilir.

Bağımsızlık: Bu uzmanlar, devlete veya mahkemeye değil, sadece gerçeğe ve bilime karşı sorumludur. Bu bağımsızlıkları yasal güvence altındadır.

ABD Modeli: ABD’de, gümrük bilirkişiliği (customs brokers) gümrük ve sınır koruma [(U.S. Customs and Border Protection (CBP)] tarafından lisanslanıyor. Federal yasalara (19 USC) göre, bilirkişiler yıllık mali denetimden geçiyor; rüşvet için FBI devreye giriyor. Uzman görüşü, mahkemelerde bağımsız arbitrator'larca veriliyor – tarafsızlık için zorunlu eğitim ve sigorta şart. – Yolsuzluk oranı düşük; 2022'de CBP raporuna göre, sadece %0.5 vaka oranı vardır. Neden? Şeffaf veritabanı mevcuttur.

Avrupa Birliği'nde (AB): Gümrük müşavirliği (customs representatives) AB Gümrük Kodeksi (UCC) ile düzenleniyor. Ülkeler arası uyum var. Almanya'da Gümrük İdaresi (Zollverwaltung), bilirkişileri sıkı etik kodlarla bağlamış; rüşvet için AB Yolsuzlukla Mücadele Direktifi [(AB Anti-Corruption Directive (2017/1371)] ağır cezalar getiriyor. Danışmanlık, Yetkilendirilmiş Ekonomik Operatör AEO (Authorized Economic Operator) sertifikasıyla şeffaflaştırılmıştır.

Fransa Modeli: DGDDI denetimiyle bilirkişiler yıllık beyan zorunluluğundadır; yolsuzluk skandalları çok nadir, çünkü dijital izleme yapan AB Gümrük Ticaret Portalı (EU Customs Trader Portal) manipülasyonu engelliyor. AB genelinde, yolsuzluk oranı Türkiye'nin %5-7 tahminine kıyasla %1'in altındadır – (Uluslararası Şeffaflık: Transparency International verileri).

Asya'da Singapur Modeli: Singapore Customs, bilirkişileri Ticaret Ağı (TradeNet) sistemiyle entegre ediyor ve şeffaf bilgi paylaşımı (blockchain) tabanlı raporlama sistemi ile rüşveti imkânsız kılıyor. Cezalar ise çok sert. İrtikap için 10 yıl hapis + para cezası var. Çin'de ise, Genel Gümrük İdaresi (General Administration of Customs (GAC), merkezi denetimle yolsuzluğa asla müsaade etmemekte ve hatta çok katı uygulamalarından dolayı otoriter yapısı eleştirilmektedir.

Türkiye'nin dezavantajı nedir? Bürokratik gecikmeler, düşük maaşlar ve yetersiz dijitalleşme. Diğer ülkelerde WCO (Dünya Gümrük Örgütü) standartları tam benimsenmişken bizde kısmi bir uygulama vardır. Örnek modeller seviyesine gelebilmek için gecikmeksizin mevcut yapılanmada reform gerekmektedir. AB gibi şeffaf veritabanı, ABD gibi zorunlu sigorta uygulaması şarttır. Bilirkişilik, tam zamanlı bir meslek haline getirilmelidir.

Türkiye'deki sistem, daha çok "tecrübeli kişilerden faydalanma" üzerine kurulu, gevşek ve denetimsiz bir yapıdayken; diğer ülkelerdeki modeller, bilirkişiliği başlı başına bir meslek olarak gören, liyakati, denetimi ve sorumluluğu en üst düzeyde tutan profesyonel bir yapıdır. Türkiye'nin, bilirkişiliği bir "ek iş" olmaktan çıkarıp, zorlu sınavlara, sürekli eğitime, etkin denetime ve ağır sorumluluklara dayalı tam zamanlı bir mesleğe dönüştürmeden bu alandaki çürümeyi durdurmasını bir meslek mensubu olarak imkânsız görmekteyim.

PUSULA KIRILDIĞINDA, MEVZUATA HÂKİM OLMAYAN KOLLUK VE SAVCILARIN YARATTIĞI YIKIM

Şimdi gelelim en acı ve en sert gerçeğe. Gümrük bilirkişisinin hazırladığı hatalı, eksik veya kasıtlı olarak yanıltıcı bir rapor, gümrük ve kaçakçılık mevzuatının karmaşık yapısına %100 vakıf olmayan bir kolluk görevlisinin veya bir savcının eline geçtiğinde ne olur?

Felaket olur. Adalet cinayeti işlenir. Yıkım olur.

Masumlar Mahkûm Olur: Mevzuata hakim olamayan bir savcı için, bilirkişinin "bu eşya kaçaktır" dediği rapor, ilahi bir metin gibidir. O raporu esas alarak hazırlanan bir iddianame, masum bir iş insanını, bir ithalatçıyı, belki de yurt dışından sadece üç beş parça eşya getirmiş bir vatandaşı "kaçakçı" damgasıyla yıllarca hapishaneye mahkûm edebilir. Şirketler iflas eder, aileler dağılır, hayatlar kararır. Adaleti sağlamakla görevli olan sistem, en büyük adaletsizliğin faili haline gelir. Bilirkişinin yalanı, kolluğun ve savcının cehaletiyle birleştiğinde, ortaya çıkan şey bir yargı hatası değil, organize bir kötülüktür.

Suçlular Aramızda Dolaşır: Tıpkı bunun tersi de geçerlidir. Milyonlarca dolarlık vurgun yapan profesyonel bir kaçakçı, işini bilen rüşvetçi bir bilirkişiye hazırlattığı "usule uygundur" raporuyla sistemin elinden bir kuş gibi uçuverir. Mevzuatın inceliklerini bilmeyen kolluk ve savcı, önündeki bu kılıfına uydurulmuş rapor karşısında çaresiz kalır. Gerçek suçlu, kahkahalarla yeni vurgunlarını planlarken, devletin hazinesi soyulur, ülkeye zehirli veya standart dışı ürünler girer ve adalete olan o son inanç kırıntısı da yok olur.

Sistem Kendi Kendini Yok Eder: Bu durum, bir kanser gibidir. Kolluk ve yargı mensuplarının gümrük konularındaki uzmanlık eksikliği, onları tamamen bilirkişiye bağımlı kılar. Bu bağımlılık, kötü niyetli bilirkişiler için eşsiz bir hareket alanı yaratır. Sonuçta, mahkemeler adaletin dağıtıldığı yerler olmaktan çıkıp, en teknik ve en "doğru" görünen raporu kimin sunduğuna göre karar veren birer noterliğe dönüşür. Bu, hukukun üstünlüğünün bittiği, "raporun üstünlüğü" anarşisinin başladığı yerdir.

Bu, buzdağının sadece suyun üzerindeki, adli aşamaya intikal etmiş kısmıdır. Yolsuzluk tek kişilik bir eylem değil, çoğu zaman organize bir "suç senfonisidir" ve bilirkişi bu senfoninin sadece bir enstrümanıdır; çoğu zaman da son ve en kritik vuruşu yapan...

Tek Kişilik Bir Suç Değil: Organize Yolsuzluk Ağının Anatomisi

Varyasyon 1: Bir bilirkişinin sahte bir rapor düzenleyerek adaleti yanıltması, bir cinayetin sadece tetikçisine odaklanmak gibidir. Tetiği çeken odur, evet. Ama silahı ona kim vermiştir? Hedefi kim göstermiştir? Kaçış yolunu kim organize etmiştir? Gümrüklerdeki büyük yolsuzluklar, tek bir açgözlü bilirkişinin eseri olamaz. Bu, gümrük memurundan başlayıp, kolluk kuvvetlerinin içindeki çürük elmalardan geçerek bilirkişide son bulan, kurgulanmış, planlı bir organizasyonun sonucudur.

Bu zehirli ekosistem, adeta bir suç zinciri gibi çalışır:

  1. Halka 1: Kapıdaki İşbirlikçi (Gümrük Memuru): Her şey gümrük sahasında, malın ülkeye girdiği o ilk anda başlar. Yolsuzluğa bulaşmış bir gümrük memuru, bu zincirin ilk ve en önemli halkasıdır. Görevi, milyonlarca dolarlık vergi kaçağına, yasaklı bir malın girişine veya sahte belgelere "göz yummaktır". Beyannameyi ve belgeleri kontrol etmez, kırmızı hatta düşen bir malı gereği gibi kontrol etmez, bariz bir usulsüzlüğü "sehven yapılmış bir hata" olarak nitelendirir. Kaçakçılık fiili daha doğmadan ölmüştür. O, suça açılan kapının anahtarıdır. Ancak bu riski tek başına almaz. Aldığı rüşvetin bir güvencesi olmalıdır. İşte o güvence, zincirin diğer halkalarıdır.
  2. Halka 2: Yönlendiren El (Kolluk Kuvvetleri): Diyelim ki, kapıdaki işbirlikçiye rağmen bir ihbar, bir rutin kontrol veya dürüst bir başka memurun dikkati sayesinde olay adli makamlara intikal etti. İşte bu noktada, organize ağın içindeki "kolluk" devreye girer. Bu kişinin görevi, soruşturmayı rayından çıkarmaktır. Soruşturma dosyasını hazırlarken kritik delilleri zayıflatabilir, olayı basit bir usulsüzlük gibi gösterebilir veya en önemlisi, dosyayı savcılığa sunarken "Sayın Savcım, bu konu çok teknik, bizim güvendiğimiz, bu işin piri olan bir bilirkişi var, dosyayı ona gönderelim" diyerek, çetenin kendi "anlaşmalı" bilirkişisini işaret edebilir. Bu, masum bir tavsiye gibi görünen, aslında adalete kurulan bir kumpasın en kritik adımıdır. Soruşturmayı yürüten el, pusulayı en başından bozuk olan tarafa çevirir.
  3. Halka 3: Meşrulaştıran Kalem (Gümrük Bilirkişisi): Dosya, artık "ayarlanmış" bilirkişinin önündedir. Onun görevi, kapıdaki memurun göz yumduğu suçu ve kolluğun üstünü örtmeye çalıştığı usulsüzlüğü, hukuki ve teknik bir dille "meşrulaştırmaktır". Raporunu yazar: "Yapılan incelemede, eşyanın beyan edilen tarife pozisyonu ile tespiti yapılan tarife pozisyonu arasındaki farkın yoruma açık teknik bir farklılık olduğu...", "...eksik beyan edilen miktarın ticari teamüller çerçevesinde kabul edilebilir bir fire oranında kaldığı..." gibi süslü ve teknik cümlelerle, bariz bir kaçakçılık eylemini, affedilebilir bir "ticari hata" kılığına sokar. O, işlenen suça "bilimsel" ve "hukuki" bir kılıf diken terzidir.

Bu üç halka bir araya geldiğinde, ortaya kusursuz bir fırtına çıkar. Kaçakçı malını yurda sokar, gümrük memuru rüşvetini alır, kolluk görevlisi dosyayı kapatır ve bilirkişi de "uzmanlık" ücretini tahsil eder. Herkes kazanır. Kaybeden kim? Kaybeden, vergisini dürüstçe ödeyen milyonlarca vatandaş. Kaybeden, haksız rekabet yüzünden iflas eden namuslu tüccar. Ve en acısı, kaybeden, bu çürümüş çarkın altında ezilen adalet sisteminin ta kendisidir.

Bu nedenle, bir bilirkişinin yolsuzluğu tespit edildiğinde, soruşturma asla onunla sınırlı kalmamalıdır. O raporun hazırlandığı dosyaya, o dosyayı hazırlayan kolluk görevlisine ve o malın ülkeye girmesine izin veren gümrük memuruna kadar uzanan bir "suç haritası" çıkarılmalıdır. Çünkü rüşvet, tango gibidir; asla tek başına yapılamaz. Bu zehirli dansı bitirmek için, pistteki tüm dansçıları ortaya çıkarmak şarttır.

Gümrüklerdeki rüşvetin çok daha sofistike, çok daha sinsi ve ahlaken daha da çürümüş bir başka boyutu vardır. Yukarıda, suçlu birini aklayan bir yolsuzluk ağından bahsettik. Bu senaryo ise çok daha vahimdir. Sistemin kendisinin, masum bir vatandaşa pusu kurarak, onu bir suçlu gibi gösterip sonra da "kurtarma" vaadiyle ondan haraç almasıdır.

Bu, bir mafya taktiğidir. Bir dükkânın camını indirip sonra "koruma parası" istemekten farksızdır. Ancak burada silah olarak taş değil, kanun maddeleri, fezlekeler ve bilirkişi raporları kullanılmaktadır.

Varyasyon 2: "Yarat ve Kurtar" Tuzağı- Masumdan Haraç Almak: Yolsuzluk çarkının tek işlevi, suçluları aklamak değildir. Bazen bu çark, tam tersi istikamette, çok daha şeytani bir amaç için döner: Hiçbir suçu olmayan, dürüst bir taciri potansiyel bir suçluya dönüştürerek onu korkutmak ve bu korku üzerinden menfaat temin etmek. Bu, "Yarat ve Kurtar" olarak adlandırılabilecek, adalet sistemini bir gasp aracına dönüştüren bir tuzaktır.

Bu tuzağın adımları şöyledir:

  1. Adım: Kurbanın Seçimi ve Kumpasın Kurulması: Ağın içindeki kolluk görevlisi, rutin bir denetim sırasında, kasıtlı bir suç unsuru barındırmayan teknik bir hata yakalar. Aslında 4458 sayılı Gümrük Kanunu’na göre idari ceza olarak işlem yapılması gereken bu eylem için yakaladığı hatanın bedelini tahsil etmek ister. Tahsilatı yapamayınca elindeki “fezleke” gücünü devreye sokar ve 5607 sayılı KMK’na muhalefet yapıldığını iddia eder.

Örneğin:

    • Gümrük müşavirinin sehven yaptığı küçük bir adet veya tarife beyanı hatası.
    • Aslında bir vergi olmayan "gözetim belgesi eksikliği"nden kaynaklanan kıymet farkının, fezlekede sanki kasıtlı bir vergi kaçırma eylemiymiş gibi "Eksik Kıymet Beyanı" olarak kasıtlı şekilde 5607/3-2 maddesine yanlış yansıtılması.

Buradaki kilit nokta, teknik bir usulsüzlüğü, teknik bilgiye sahip olmayan bir savcının veya hâkimin gözünde ağır bir kaçakçılık suçu gibi gösterecek şekilde "makyajlamaktır". "Gözetim farkı" ifadesi teknik bir detayken, "Eksik Kıymet" ifadesi doğrudan "vergi kaçakçılığı" çağrışımı yapar ve korku yaratır. Fezleke, bu zehirli dille hazırlanır.

  1. Adım: Dehşet Tohumları Ekme ve "Kurtarıcı" Rolü: Soruşturma açılır. Dürüst tacir, hayatında ilk kez "kaçakçılık" gibi ağır bir suçlamayla karşı karşıya kalır. Malına el konulma, itibarını kaybetme ve yıllarca hapis yatma riskiyle dehşete kapılır. Tam bu panik anında, organize ağın bir parçası olan (veya onlarla çalışan) bir aracı devreye girer. Bu kişi, "Bu işler çok karışık, savcı/hâkim anlamaz, başınız büyük belada. Ama merak etmeyin, bizim tanıdığımız çok ehil bir bilirkişi var. Bu teknik konuyu onların anlayacağı dilde yazıp sizi bu işten kurtarır. Tabi bu işin bir 'masrafı' olur" diyerek tuzağın kapısını aralar.
  2. Adım: Sahte Kahramanlık ve Tahsilat: Tacir, çaresizlik içinde teklifi kabul eder. Dosya, herhangi bir adli bilirkişiye düşer. Bilirkişi, zaten suç unsuru taşımayan teknik detayı izah eden, "aslında bir hata olmadığını" veya "kastın bulunmadığını" kanıtlayan teknik bir rapor yazar. Mahkeme bu rapora dayanarak beraat kararı verir.

Sonuç? Tacir, kendisini hapisten kurtardığına inandığı bu ağa minnetle yüklü bir meblağ öder. Oysa gerçekte, kendisini yaratan bir ateşi söndürmesi için itfaiyeye para ödemiştir.

Bu yöntem, diğerinden daha alçakçadır çünkü:

  • Masumları hedef alır: Suçluyla iş birliği yapmak yerine, dürüst insanları avlar.
  • Sisteme güveni tamamen yok eder: Vatandaşa "Suç işlememen yetmez, sistemin seni suçlu göstermesini engellemek için de bedel ödemelisin" mesajını verir.
  • Tespit edilmesi daha zordur: Sonuçta ortada bir "beraat" kararı vardır. Dışarıdan bakıldığında her şey hukuka uygun işlemiş, adalet yerini bulmuş gibi görünür. Perde arkasındaki gasp ve haraç mekanizması tamamen gizli kalır.

Bu nedenle, bir kaçakçılık davası beraatle sonuçlandığında dahi, soruşturma dosyasının hazırlanış biçimi ile bilirkişi raporu arasındaki "kusursuz uyum" şüpheyle incelenmelidir. Bazen en büyük suçlar, bir beraat kararının gölgesinde saklanır. Şeytanın, satır aralarında gizlendiği gibi.

.........

YORUMLAR
YORUM YAZ
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.